|
Başlangıç ücreti mi?
Bu köşenin okurları “kamu-özel uçurumu”na dair onca tartışmaya göz şahitliği etmiştir.
Son dönemde, gündeme düşen tartışma da yine Başbakan Soyer’le yaptığımız ve yayınladığımız sohbet üzerinedir... - “Kamudaki başlangıç maaşı asgari ücret olmalıdır.” Başbakan’ın bu sözleri yankı yaratmıştır. Elbette meselenin yeniden tartışılması açısından da iyi olmuştur.
* * *
İşçi sendikamızın başkanı Mehmet Seyis’i dinliyorum dün...
Diyor ki, “Evet, doğrudur. Ama olması gereken, kamudaki başlangıç maaşının şu anki asgari ücret seviyesine çekilmesi değil... Şu anki asgari ücretin, kamudaki başlangıç maaşı noktasına yükseltilmesidir...” Doğrudur!.. Ve aynen atıyorum imzamı altına... Belki biraz “eksik”tir ama... Önemli olan “işverenlerin” de daha yüksek asgari ücreti ödeyeceği denetim ve yatırım organizasyonlarını yapabilmektir. Unutmayalım ki; yetmişli yılların ikinci yarısında, “kamudaki başlangıç” maaşları “asgari ücret”e göre belirlenmiştir.
* * *
STAR Kıbrıs’ta sevgili Aytuğ’u okuyorum!.. Çok doğru bir başka noktaya değiniyor!.. Devletin yani kamuda çalışmanın “cazibesi” kesinlikle “maaşla” ilgili değildir. İddia ediyorum, kamudaki “başlangıç ücreti”ni asgari ücretin “yarısı” kadar da yapsanız, yine, dünya kadar insan “kamuda” çalışmak isteyecektir. Çünkü!.. İnsanlar biliyor ki “siyasette” ne yazık ki “ilkeler bütünü” ve “istikrar” yoktur!.. Yani diyeceklerdir ki, “Nasılsa bir bağırma, bir çağırma, bir hengame ile günün sonunda bütçe imkan verir ya da vermez, bu maaşlar günün birinde aratacak ve öylece gidecektir...”
* * *
Ve dahası!.. Kamuyu çekim merkezi haline getiren gerçekler çok daha başkadır. Bu alanda “çalışmadan ve üretmeden” de kazanmak mümkündür mesela!.. Ha hemen söyleyim, çalışana ve üretene değildir lafım. Ama onlar da “yan gelip yatsalar”, kimsenin “hooop” diyeceği yoktur!.. Ve en önemlisi... Kamuda görev yaparken, dilediğiniz kadar “başka işler” yapma şansı da verir size sistem!.. İster tarım, ister hayvancılık... İster şirket kurma deyiniz adına, isterseniz mağaza açma ve don, gömlek satma!.. Özel ders, özel klinik, özel ofis vs!.. Yani tüm bunları “sadece özel”de yapmayı “aptallık” haline getiriyor sistem... Aynı zamanda “kamudan maaş”, aynı zamanda “kamudan ikramiye” aynı zamanda “kamudan emeklilik” fırsatı da varken; ve özeldeki işinizi de “aynen” yapmanıza kimse “dur” dememişken... * * * Bir de işin “mesai” şartları var ki, anlatmaya gerek yok sanırım!.. Şu anda yaz mesaisinde örneğin, bir özel sektör çalışanı evine doğru yol alırken hava kararmaya yüz tutar; oysa, kamudaki yurttaş yıkanmış, arınmış, gezmiş, tozmuş, sevmiş, sevişmiştir çoktan... Ve ayrıca...
Kamuda ‘yükselmek’ ve ‘mevki’ sahibi olmak için en başta “siyasi pozisyon”, kimi anlarda da “rezillik” ya da “yalakalık” yeter, “özel”de yetmez ama!.. * * * Velhasıl!.. Keşke o kadar kolay olsa, “başlangıç” ücretini değiştirmekle “dengeleri” değiştirebilmek... Ama değil!.. Uçurum öylesine “derin”dir ki!. Ve öylesine “alıştırıldık” ki bu düzene... Zor dostum zor...
PANO
- “İngiltere’de doğdum” diyor mesaj gönderen genç, haklı olarak isminin saklı kalmasını istiyor... “İngiliz yurttaşıyım, KKTC kimliğim de yok yurttaşlığım da... Vergi de ödemiyorum; eğitim, sağlık hizmeti de almıyorum. Yani KKTC için bir ‘turist’im sadece. Ama adaya gelemiyorum. Çünkü anam babam Kıbrıslı, askerlik yapmaya mecburum. Vatandaşı olmadığım bir ülkede nasıl beni mecbur edebilirler, anlamıyorum...”
[Bu soru da yanıtlamakta güçlük çektiklerimden...]
- Gazeteci büyüğümüz Özer Kanlı’ya, geç de olsa sabırlar diliyorum. Bir ay içerisinde hem annesini hem babasını kaybetti... Öylesin zor ki, böylesi bir acıyı kelimelerle paylaşmak.
- Bu ‘basın bildirileri’ni haber dilinde yazmaktan vazgeçse ya millet!.. Yarınları, dünleri, bugünleri karıştırıyoruz artık!. Siz tarihle yazın; bildiri gibi kaleme alınız da, haberi yapacak gazeteciler çıkar!.. “Biz haberimizi yapalım da hazır gönderelim, aynen yayınlarlar nasılsa” düşünülüyor ya!.. Bu düşünce medyanın ayıbı...

|