Ne büyük lokmaymış meğer!..
Doğrusu, Kıbrıs’ın “bölünmüşlüğünü” simgeleyen en eski barikat yıkılırken “sembolik” önemi çok daha fazlaydı bizler için!..
Böylesi bir ekonomik getirisi olacağını da tahmin etmemiştik.
Oysa şimdi Lokmacı’dan turist yağıyor!..
Barikattan geçenleri önce acı kebap kokusu, sonra Maraş dondurması karşılasa da ilgi anormal derecede...
Yani ne olurdu, hemen girişte lokmacı, şamişici olsa mesela...
Sonra güzelim Lefkara işlerimiz, sandıklarımız, macunlarımız sergilense, satılsa...
Neyse...
Sonuçta bölge esnafı için “ekonomi tıkırında”...
Hatta “vatan millet” diyerek “bayrak” açanlar ve Lokmacı’nın açılmasına karşı çıkanlar dahi görseniz nasıl bir keyifte!..
* * *
Elbette sorunlar var ancak...
Öylesine güzel bir proje var ki, Lefkoşa’nın Surlariçi’ne yönelik...
Üstelik de 60 trilyon Türk Lirası gibi bir de kaynak yaratılmış.
Dün, Lokmacı’yı ve Surlariçi’ni gezdik, bu projeden de sorumlu yetkili isimlerle, doğrusu umutlandık...
Eğer dudaklara yansıyan cümleler ve kağıt üzerindeki projeler yaşamın gerçeğiyle de buluşursa, Sulariçi bir başka dünya olacak...
* * *
Bakınız rakamlar ne kadar çarpıcı...
Ercan Havaalanı’ndan geçtiğimiz nisan ayında, 43 bin 494 TC yurttaşı “turist” gelmiş adaya...
Lokmacı’dan aynı sürede 32 bin 548 Kıbrıslı Rum geçmiş!..
Esas çarpıcı rakam Kıbrıs ve Türkiye dışından gelen “turist” sayısında...
Ercan’dan nisan ayında gelen turist sayısı 9 bin 464!..
Peki, Lokmacı’dan...
Neredeyse dört katı...
Kıbrıslılar dışında 39 bin 895 geçiş yapmış turistler, adanın kuzey yarısına...
Çok önemli bir turist akışı bu!..
Güneye, bir yılda birkaç milyon turist geldiği düşünülürse, bu sayısının daha da artması muhtemel!..
* * *
Peki niçin Lokmacı da diğer geçiş noktaları değil?
Her gün milyon turistin ziyaret ettiği, İtaltya’nın meşhur Pizza kulesinin bir özelliği mi var sanıyorsunuz!..
Biraz “eğri” sadece...
Ama “adı” var ve “namı”...
Lokmacı da öyle...
Avrupa’nın “bölünmüş” tek başşehrini anlatıyor...
Ayrıca, aynı cadde, beş on adımda, sizi bir toplumdan berikinin kültürüne, yapısına, dokusuna taşıyor...
Artık “dünya çapı”nda bir “barış” sembolü olmuş, Lokmacı!..
* * *
Yalnızca ‘Lokmacı’nın sağladığı “ekonomik” canlılığı düşününce...
Çözümün getireceği kalkınma, çağdaşlaşma ve turist akınını hayal dahi edemiyorum inanın ki.
Zaten, hayallerimizin de fazlası oluyor genelde...
Kimi “kırıklıkları” hâlâ topluyor olsak da, adanın daracık caddelerinde...
Mağusa’da tecavüz!.. Ve...
Güpegündüz...
Türkiye’den gelen gencecik bir üniversite öğrencisine...
Türkiye’den adaya çalışmaya gelen bir işçi, tecavüz etti, Mağusa’nın orta yerinde...
Şu anda mahkemelerde görülen, benzer, kaç dava var daha?
* * *
Geçenlerde yine bir mahkemede, bir duruşma!..
Adam “çalışmaya” gelmiş güya, soymuş soğana çevirmiş her yeri..
“Gidecek yerim yok” diyor hakime..
“İçeriye” razı...
* * *
Bir diğeri mesela...
17 kez “sahte belge”yle giriş yapmış adaya...
* * *
Yemin töreni vardı geçenlerde ve bir komutan, şu konuşmayı yapmıştı:
“Kıbrıslı Türklerin vereceği her türlü göreve hazırız”...
O halde...
“Güvenlik”ten de sorumlu olduğunuza göre...
Hazır geçici 10’uncu madde de varken...
Koruyunuz bizi ne olur....
Tüm bu yaşadıklarımızdan....
Canımızı da...
Malımızı da...
Tecavüze uğrayan kızlarımızı da...

PANO
Sakın ola grevi yasaklamayınız ne olur!.. Herkes demokratik hakkını sonuna kadar kullansın. Toplum da, duyarlı eğitimciler ve öğrenciler de, öylesine güzel yargılıyor ki kimin haklı, kimin haksız olduğunu...
<<Sevgili Cenk, az önce bir olaya şahit oldum ve hala etkisi altındayım. Gönyeli’de Atatürk caddesinde HP 016 nolu beyaz cip sürücüsü telefonda konuşurken motosikletli bir çocuğa çarpmasına rağmen arabadan indiği zaman hala telefonu kapatmayıp sohbetine devam ederken, çocuğa bişey olup olmadığını kontrol etti. Çocuk şanslıydı, hafif sıyrıklarla kazayı atlattı. Beyefendi de yoluna devam etti... Toplum olarak araba sürerken telefonda konuşmaktan ne zaman vazgeçilecek diye sormadan kendimi alamıyorum.>> n.ozdoga