ORTAK dil: “DOSTUM!”
Avrupalı parlamenterlerin önünde konuştu, her iki Kıbrıslı lider de...
Bu satırların yazarı için ‘en birinci olumlu unsur’, iki liderin de konuşmalarında, bibirlerinden “dostum” diye söz etmeleri oldu!..
- “Eğer anlaşamazlarsa ne anlamı var ki” diyeceksiniz!..
Var bence...
Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Rum liderler, “dostum” diye hitap etmeyi öğrenmişse birbirlerine...
Kin ve nefret ve öfke “hitap” cümlelerinde dahi olsa “dostum”a bırakmışsa yerini, bir yerlerden başladık demektir...
* * *
İlginçtir, Kıbrıslı Türk lider Mehmet Ali Talat, Avrupalı parlamenterler önünde konuşmasını yaparken...
Kıbrıslı Rum lider Hristofyas da, tam da aynı anlarda, “resmi geçit” törenini selamlıyordu!..
Lefkoşa’da “silahlı adamlar” yürüyordu yine, toz kaldıran adımlarla (!)
“Kıbrıs Cumhuriyeti”nin kuruluş yıldönümünü kutluyordu askerler, elleri omuzlarının üzerinde yukarı kalkarak ve ‘uygun adım marş’ yürüyerek, başları dik!..
Sarı haritalı bayraklar geçiyordu ellerde, altında zeytin dalı!..
Oysa o ‘zeytin dalı’, meyvelerini vereceği bir ‘çözüm’ arıyordu durmadan...
Ve az sonra geçen ‘silahların’ namlusunda, kuzeydeki ‘bayramlarda’ olduğu gibi güneyde de “eğreti” duruyordu barış!..
* * *
Gerek Talat’ın, gerekse Hristofyas’ın Strasbourg’taki konuşmalarında hem alkışladığım cümleler vardı, hem de dudak büktüğüm...
Elbette bizler ‘kişisel’ tepkilerimiz ve ‘beklentilerimiz’le bakıyoruz meseleye, sadece...
Oysa liderler, tüm toplumun hassasiyetlerini sırtlıyor, her görüşten insanın sorumluluğunu hissediyorlar omuzlarında...
Ve Kıbrıs (ne yazık ki) Kıbrıslılar’ın meselesi değil sadece...
Tüm “dengeleri” gözetiyor liderler...
* * *
Örneğin, Hristofyas’ın “İki taraf için de en kötü sonuç bölünmedir” sözleri, meselenin özüydü...
Peki ama bu “en kötü sonuç”tan kurtulmak için biraz daha “gerçekçi” biraz daha “esnek” olmak ve “geleneksel ön yargılardan” kurtulmak, “zorunlu” değil mi, her iki taraf
için de...
* * *
Talat, şöyle tarif etti çözümü:
“Kıbrıs'ta iki halkın siyasi eşitliğine dayanan ve eşit statüde iki kurucu devleti bünyesinde barındıracak yeni bir ortaklık devletinin kurulmasından yanayız. Kıbrıs'ın böyle bir çatı altında birleştirilebileceğini ve bütün dünyanın karşısına tek bir uluslararası kimlik ile
çıkabileceğini düşünüyoruz.”
Hristofyas ise şu sözcüklerle:
“İlgili kararlar çözümün çerçevesini, tek kimlik, tek egemenlik ve tek uluslu, iki toplumlu, iki bölgeli bir federasyon olarak çizer. Federal yapı, yine ilgili BM kararları gereği, siyasi eşitlik prensibini de somutlaştırır.”
* * *
Liderlerin, ne yazık ki ‘ortak’ bir dili yok henüz...
Ya da var, “dostum”...
Şimdilik !..
Hangisi aşağılama!
Eski Reis-i Cumhur Denktaş, devam etme şansı olmadığını anlayıp çekilince...
Biz sanmıştık ki, emekliliğini yaşayacak doyasıya...
Fotoğraf çekecek, balık avlayacak, kuşlarına bakacak!..
En son ‘köpeği’ ile birlikte katıldığı uluslararası turnuvanın ‘protokol’ tribününde son derece sevimli bir ‘dede’ imajı da çizmişti bizlere...
Ama olmaz...
Kanında var...
İlla ki ‘siyaset’ yapacak...
* * *
Avrupa Parlamentosu’nda bir ‘ilk’i gerçekleştirdi Talat ve Avrupalı parlamenterlere hitap etti.
Ama Rauf Denktaş, bu önemli gelişme öncesinde, hemen bir “ayıplama” mesajı verdi.
Diyor ki, <<... Mehmet Ali Talat "cemaat lideri" olarak davet edildi; Rum Yönetimi Başkanı Hristofyas "Kıbrıs Cumhurbaşkanı" sıfatıyla çağrıldı, bu büyük bir aşağılamadır...>>
Yapmayınız sayın Başkan!..
Nice ömür, böyle “etiketler” üzerine yorumlarla ve ‘çözümsüzlük’ limanında gezintiyle harcandı...
Ne oldu peki? Ne kazandık acaba?
Ve ayrıca, bu “cemaat lideri” sıfatıyla, siz çok gezdiniz dünyaları!..
Üstelik de, böylesi “toplantıların” kapısından içeri girip de konuşmak nasip olmadı size!
Ses vermek mi önemli, toplumunuz adına, yoksa, peşinde olduğunuz ‘etiketiniz’ mi?
* * *
Hem merak ediyorum!..
Türkiye, pekçok “uluslararası” organizasyonda, “Kıbrıs Cumhuriyeti” ile ilişki kuruyor da, ne oluyor o zaman...
Aşağılanmış mı oluyoruz?
* * *
İstanbul’da düzenlenen EUROViSiON’u anımsayınız, siz Cumhurbaşkanı makamında oturuyordunuz o zaman...
Ve ‘Kıbrıs Cumhuriyeti’ bayrağı dalgalanıyordu Istanbul’da...
Biz nerdeydik ha?
* * *
Avrupa Parlamentosu’nda ilk kez “Türkçe” konuşma yaptı, bir lider...
Sizse, hala, modası geçmiş sözcüklerle siyaset peşinde...
“Bir bayramı daha bayrağımızın gölgesinde kutlamak nasip olsun...”
Olsun efendim!..
Neden olmasın ki !..
Olsun da, Kıbrıs’ın kuzeyi için çizilmiş sınırların ötesinde de bir hayat var...
Dünyayla bütünleşeceğimiz bir hayat.
Onlarca ülke bayrağının gölgesinde...
SMS!
Bayram sabahı...
Telefonu geceden ‘sessize’ almışım!..
Ama titreşimde!..
Sanki, Karadeniz folklor ekibi...
Bir kemençe eksik!..
Titreyip duruyor, saniye başı!..
Nasıl bir mesaj çılgınlığı...
* * *
Tek tek okuyorum tabii...
Herkes, kendi ismini ve yanına eşinin ismini...
Daha da yanlarına çocukların ismini yazıyor ya!..
Böylece dostumuzun, arkadaşımızın kaç çocuğu var, isimleri ne, öğrenmiş oluyoruz.
Bilmediklerimizin tabii...
Yoksa “kimseyi tanımıyor” da değiliz hani...
* * *
Bu bayram elim varmadı mesaj yazmaya...
Çünkü, tek bir mesaj yazarak...
Sonra tüm isimleri seçerek tek tek...
“Tek tuşla” ve “toplu” kutlama merasimi, doğrusu açmadı beni...
Hem ‘tembellik’ bu, hem de biraz ‘sahte’...
Çünkü her bir insana, aynı duyguları beslemiş olmanıza imkan yok!..
Aynı kalıp mesajla, mutlu bayramlar...
İyiden ‘mekanik’ olduk be!..
Yazık değil mi ‘milli servet’e!..
* * *
Bu ‘bayram’ın en güzel hediyesi, ilk yağmurları oldu mevsimin...
Ve o nefis toprak kokusu..
Onca ‘toz toprak’ arasında savrulup giderken memleketin gündemi...
Hekimler, vergili!
Yeni dönemin ‘vergi’ rakamlarına baktığımız zaman ‘hayal kırıklığı’ yaşıyoruz yine ve Kıbrıs’ın kuzeyinin tam bir ‘vergi cenneti’ olduğunu görüyoruz!..
Ama hekimlerin hakkını yemeyelim!..
“İkinci” ve “yasa dışı” işlerini “yasal” kılıfa sokmak için “canlarını yiyorlar” ve bu köşeden, bu tavırlarını bolca eleştiriyorum ya!..
Vergilere bakınca görüyoruz ki, “anlı şanlı” nice iş insanlarını ve şirketleri geride bırakmış, hekim dostlarımız...
O nedenle yiyemiyorum haklarını...
Yine bir VERGILI HEKIM TOP 5 yaptım ana listeden... Eğer atladığım varsa, affediniz!..
1- DR HÜSEYIN KEBABCIOĞLU
256,658.00 66,578.48 27,641.12 38,937.36
2- DR.TAYFUN BEYATLI
183,860.00 46,559.65 27,380.50 19,179.15
3- DR AHMET TANDOĞDU
154,235.00 38,068.80 37,416.44 652.36
4- DR TARIK IZBUL
146,838.00 35,882.19 28,556.47 7,325.72
5- DR. SÜLEYMAN ULUÇAY
144,816.00 35,623.43 23,084.29 12,539.14
Beyan Ed. Tarh Ed. Önceden Ödenecek
Vergi Ödenen vergi
* * *
İşte böyle!.. Bunlar memleketin en ‘zengin’ hekimleri değil sadece... Tüm kuzey Kıbrıs’taki “en zengin 100” isimden beşi (!)