Güney daha ucuz balonu
Kıbrıs’ın kuzeyi ve güneyinde; yani iki yakası bir araya gelemeyen adamızın her iki yakasında yaptığımız alışveriş çok ilgi gördü....
Dün, hiç susmadı telefonlarımız.
Nereye gitmişsek, gördük ki, bizim ‘alışveriş’ konuşuluyor!..
YeniDüZEN Haber Merkezi, özellikle de gazeteci arkadaşlarımız Çağıl Günalp ve Didem Menteş iyi iş çıkardı doğrusu...
* * *
Çok yoğun tartışılıyor, güney mi daha ucuz kuzey mi?
Bence, bu tartışma faydalı !.
İlla ki ‘negatif’ almak gerekmiyor.
Çünkü “serbest piyasa” kendi içerisinde “denetimini” yapıyor böylece ve “dengesini” de
buluyor...
Rekabet iyidir her zaman!..
* * *
Gazeteci arkadaşlarımız, çok uzun bir alışveriş listesi yaptılar.
Ve görüldü ki, “güney daha ucuz” propagandası tamamen şişirme!..
Elbette, güneyde, kuzeyden daha ucuza satılan ürünler var...
Çok daha ucuzlar da var...
Ama çok daha pahalılar da...
Ve kuzeyde de var, daha ucuzu...
Ayrıca rakamlar birbirine çok yakın.
Genel alışverişe ve toplam harcamaya bakarsak, kuzey daha ucuz üstelik!
Temel gıdada da, temizlik ürünlerinde de... Hele de sebze meyvede...
* * *
YeniDÜZEN muhabirlerinin yaptığı çalışmada, tam 78 farklı ürünün fiyatları alındı...
Zeytinyağından sirkeye, sütten peynire, meşrubattan çocuk bezine, sıvı detarjandan diş macununa, domatesten elmaya, dana kıymadan tavuğa aklınıza ne gelirse...
Ve tüm bu ürünlerin toplamında, kuzeyde 459 lira harcandı, güneyde 478 lira...
Ama fiyat farklılıkları olacaktır kimi ürünlerde, normaldir.... Girne’yle Mağusa arasında da
var bu fark; Güzelyurt’la İskele arasında da....
Size bir örnek vereyim!..
Hadi marka da vereyim, market ismi de... Pepsi kola bizde 2.5 litre satılıyor büyük boy, güneyde 2 litre...
Bizde 2.5 litrenin fiyatı, 3.45 YTL...
Güneyde, 3 farklı markette, 3 farklı fiyat var... Mesela Carrefour’da 1.86, Orfanidis’de 1.94, Alfa Mega’da ise 2.01 EURO...
Aynı ürün, aynı marka!
Daha az litre olmasına rağmen, tümü bizden pahalı...
Ama esas anlatmak istediğim, marketlerin kendi arasında, çok bilinen bir üründeki fiyat
farklılıkları...
* * *
Alışverişin “çok yoğun şekilde Kıbrıs’ın güneyine” kaydığına da inanmıyorum ben...
Geçiş sayısı belli...
Ve her gün, bizim ‘marketlerde’ insanların alt alta üst üste olduğu manzaraları, gözlerimle
yaşıyorum.
Belirli ürünler güneyden de alınacak, İstanbul’dan da Avrupa’dan da...
Bu da yaşanacak sonuçta...
‘Çözüm’e hazırlanmanın bir yönü de “rekabet”e hazır olmak değil mi sonuçta?
Vaziyet!
Dört yabancı buluşmuş, “ekonomi”yi tartışıyor diyelim!..
Biri İngiliz...
Biri Yahudi..
Biri Kıbrıslı Türk...
Dördüncüsü de tüm bunlara Fransız!..
* * *
Sonra, büyük bir felaket oluyor...
Siz koyunuz adını, deprem mi yangın mı, patlama mı, fark etmez...
İngiliz de Yahudi de Kıbrıslı Türk de gitti, gidiyor!..
Bir ayakları “öteki dünyada”...
Fransız, tüm bu yaşananlara gene Fransız, hayatta!..
* * *
Az sonra İngiliz açıyor gözlerini, “gittim de geldim” diyor!..
Fransız soruyor, “Ne oldu?”
İngiliz konuşuyor:
- “Azraille hiç pazarlık yapmadım, verdim istediği parayı, anında döndüm dünyaya...”
Fransız hemen soruyor bu kez, “Peki Yahudi, o ne yapıyor?”
- “O daha pazarlıkta... İlle yarısını verecek diyor...”
Fransız yine merakta, “Peki Kıbrıslı Türk’e ne oldu?”
İngiliz şaşkınlıkla anlatıyor:
- “O pazarlık bile yapmıyor!.. Diyor ki, benim parayı hükümet ödeyecek, Maliye Bakanı’ndan isteyin !..”
* * *
İşte budur vaziyetimiz!..
* * *
Ve bir de “görüşme süreci”ne dair fıkra...
* * *
Melekler, Kıbrıslı liderlerin “sözcülerini” çağırmış huzuruna...
Demişler ki, “Dileyin bizden ne dilerseniz, yeter ki çözelim bu Kıbrıs sorununu...”
Önce bir ‘sözcü’ girmiş odaya...
“Ama” demiş melek, “Benden ne istersen, sana yapacağımın iki katını, yoldaşına yapacağım...”
Hiç düşünmemiş sözcü, “Bir gözümü çıkar” demiş anında, “Ben nasılsa tekiyle görürüm, kör kalsın öteki...”
* * *
Merak şu, sizce, meleğin huzuruna çıkan, hangisi?
Ama soru şu, bu yöntemle sizce ‘çözüm’ gelir mi?