Avustralya’da yaşayan bir grup Kıbrıslı Türk ve Türkiyeli üniversite öğrencisi, DAÜ’nün yüksek lisans ve doktora programları hakkında bilgi edinmek amacıyla KKTC’ye geldi.
Öğrencilerin, DAÜ Rektörünü ziyaretleri sırasında, ülke için duydukları heyecan ve ana dilleri olan Türkçe’ye hakim olmaları beni çok etkiledi. Bu gençlerin ailelerini teprik etmek lazım. O kadar içten ve mutluydular ki, KKTC’de olmalarının sevinci yüzlerinden okunuyordu.
Rektör odasındaki, bayraklar önünde büyük bir gururla resim çektirdiler. Hatta Avustralya’da doğmuş büyümüş olmalarına rağmen, öz diline, kendi kimlik ve milliyetlerine sahip çıkmanın ne olduğunu bilen bir gençlik vardı karşımızda ve onlarla gururlandık.
Hele de aralarında bir tanesi KKTC bayrağını okşayarak hatıra resmi çektiriyordu. Fotoğrafta özlem ve vatan sevgisi vardı.
Aralarında birçok mesleğe ilk adımı atmış mezunlar vardı. Makine mühendisi olan genç, “ben KKTC’de ve DAÜ’de doktora yapmak istiyorum, bu nedenle bu programa katıldım” diyordu.
Ne mutlu dünyanın taa öteki ucunda, yürekten bağlı olarak ülkesinde eğitim almak isteyen gençlerimiz varmış..
Daha gelmezden önce onları getiren Birlik Başkanından, “Kıbrıs tarihi” hakkında bilgi almak istediklerini söylemişler ve taleplerini de Üniversitemize bildirmişlerdi..
Bu vesile ile de Avustralya'da yaşayan ve tarihini bilmek isteyen, duyarlı üniversiteli öğrencilere, DAÜ’ne davet edilen, 1. Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş Kıbrıs konusunda brifing verdi.
Denktaş Bey de onların güzel Türkçelerinden etkilendi ve ailelerini kutladı. . “İnsan nerede doğarsa doğsun, vatanını görmek, olup bitenleri bilmek ister. Bu ilginizi takdir ediyorum” diye gençleri tekrar tekrar kultadı. Kıbrıs konusunda bilgi almak istiyoruz diyen ve kendisiyle fotograf çekme yarışına giren gençlere “Anne babalarınız size Kıbrıs sorununu anlatmadı mı? Kıbrıs konusunu kısaca özetlersem : Rum almak istiyor, biz de vermek istemiyoruz. Bu kadar basit...Bütün mesele bu...” diye esprilerle başladı konuşmasına.
Denktaş Bey, organizasyon nedeniyle, Avustralya Kıbrıs Türk Kültür Dayanışma Derneği ve Avustralya Türk Üniversiteliler Birliği ile DAÜ’yü de kutladı.
Akşam da Beach Clup’ta Rektör Prof. Dr. Ufuk Taneri’nin verdiği yemeğe katılan gençler, kendilerini evlerinde hissettiklerini ve çok mutlu olduklarını inanılmaz heyecan duyduklarını dile getirdiler. Ülkemizde yaşayan, gençlere taş çıkartırcasına, Türk Sanat Müziğinden en güzel şarkılarıları hep bir ağızdan dile getirdiler...
Avustralya Kıbrıs Türk Kültür Daynışma Derneği ile Avustralya Türk Üniversiteliler Birliği organizasyonu ve DAÜ işbirliğinde ülkeye gelen 16 üniversite öğrencisi, 18 Temmuz’a kadar ziyaret ve temaslarda bulunacak. Öğrencilerle birlikte adaya gelen, Avustralya Kıbrıs Türk Kültür Dayanışma Derneği Başkanı Hakkı Süleyman da, ilk kez Türkiye ve KKTC’ye eğitim ve gezi programı düzenlediklerini ifade ederek, programın amacının Türkiye ile KKTC’nin tarihi, kültürel, doğal güzelliklerinin tanıtılması ve yüksek öğretim konusunda bilgi edinilmesi olduğunu kaydetti.
Gençlerle sohbet fırsatı bulduğum saatlerde birkaç soru sordum: KKTC’nde yaşamak ister miydiniz? diye “Kesinlikle evet diye cevap vermelerine rağmen onların da bir “Ama’ları” vardı. “Ama ekonominiz ve sisteminiz biraz daha iyi olsaydı, biz hepimiz buraya gelip yaşamak isterdik. Ama işsizlik ve ülkede duyduğumuz sorunlar bizi korkutuyor. Deniz ve mevsim çok güzel.” KKTC’yi de çok seviyoruz. İlk kez gelenler yanında 3. kez gelenler de vardı. Ortak fikirleri eskisinden 10 kat gelişmiş ve çok daha iyileşmiş bir KKTC gördükleriydi..Bu da bize umut veriyor diyorlardı..İlginç olan halk her konuda şikayetçi. Demek ki hepimizin bildiğini uzaktakiler de çok iyi biliyor ve içeride bir huzursuzluk var.
Onlarla ayni fikirdeyim. Bu kavgalar ve bu huzursuzluklar bitse KKTC’nin nasıl bir cennet olduğunu hep birlikte yaşayabileceğiz.
Hani herşey gençler içindi? Hani herşey yarınlarımız içindi? Bu sözleri verenlere sesleniyorum. “Geçlerin önünü açın”..”Ülkemizin yüzü aydınlansın.”
Hele de bugüne kadar gençlerin önünü kesenlerin, gençlerinin umutlarını karartanların, tek bir söz hakkı dahi olmamalı.
Bütün gençlerimiz için öncelikle yurt içinde olanlar, sonra da ülkelerine geri gelmek ve burada yaşamak isteyen gençlerimiz için bir fırsatlar ülkesi yaratmaktır marifet.
Ben her zaman söylerim “fırsat verilmeyen gençlik, ülkesine nasıl sahip çıksın?”
Genç devletimizi artık gençlere emanet edin ve onların sahip çıkmalarına fırsat verin.