28 Şubat döneminde yayın organlarına servis edilen kasetlerden biride Sayın Fethullah Gülen’e aitti…
Kasetin montaj olduğu sonradan ortaya çıktı ama bazı kesimler hedefine ulaşmış ve Gülen hakkında bir çok iddia gündeme oturmuştu.
Devleti yıkmak…
Cumhuriyet kazanımlarını ortadan kaldırıp, şeriat devleti kurmak…
İrticai faaliyette bulunmak…
…
Aslında sağcısı-solcusu bütün neredeyse bütün liderler Sayın Gülen’den ve hareketinden övgü ile söz ediyorlardı!
Rahmetli Türkeş’ten yine Rahmetli Ecevit’e kadar neredeyse bütün siyasi liderler Sayın Gülen’e yakın davranmışlar ve çalışmalarını taktirle karşılamışlardı.
Ancak bazı sözde aydın! kesimi Sayın Gülen’e karşı kalem oynatma hevesinden vazgeçmediler!
Doktor kontrolünde olduğunu ve seyahat etmesini doktorunun yasakladığını kendisi ve yakın çevresi defalarca söylemesine rağmen Sayın Gülen’in Türkiye’ye dönmemesi bile spekülasyon konusu yapıldı.
Beni şaşırtan bu karalama kampanyası içerisinde kendini milliyetçi! olarak tanımlayan bazı yazarlarında yer alması idi.
Çünkü Sayın Gülen’in teşviki ile neredeyse her ülkede bir Türk okulu açıldı, bu okullarda Türkçe öğretildi, bu okullarda Türk Bayrağı dalgalandı ve yine bu okullarda İstiklal Marşımız okundu.
Adını dahi daha önce duymadığımız bir çok ülkede bu faaliyetler yürütüldü. Türkçe olimpiyatlar düzenlendi ve hala düzenleniyor…
Şimdi soruyorum; bundan daha büyük bir ‘milliyetçilik’ anlayışı olabilir mi?
İrticai faaliyette bulunuyormuş…
Gülen hareketi aksine irtica ve yobazlıkla mücadele etti ve ediyor!
Gittikleri ülkelerde cami yerine okul açtılar! Kaldı ki cami açmış olsa bile bu irtica olmazdı.
Bu hareket dünya üzerinde yankılandı! Sayın Gülen ve hareketi Avrupa’da doktora tezlerine konu oldu! Onu ve hareketini anlamak için paneller düzenlendi…
Avrupa bunları yaparken biz, kendi içimizden çıkan ve bizim olan bu harekete karşı savaş açtık.
Oysa Gülen, verdiği tüm mesajlarında hoşgörü ve diyalogdan bahsetti…
Açılan okulların başarısı bulundukları ülkelerde övgü ve destekle karşılık buldu.
Ve nihayet hakkı olan adaleti de kazandı…
Danıştay’ın verdiği nihai karar neticesinde Sayın Gülen beraat etti!
Yani o hep bahsettiği hoşgörü ve diyalog kazandı…
Umarım ona iftira atanların bir parça olsun yüzleri kızarmıştır…