Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’ın kahvaltıya çağırdığı bir grup gazetecinin içinde ben de vardım.
Dün bu sütunda izlenimlerimin bir bölümünü yazdım.
Bugün de devam edeceğim.
Ama önce bir konuya açıklık getirmek lazım.
Star Kıbrıs Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Artun Çağa kahvaltıya Star’dan birinin çağrılmamasına isyan etti.
Beni Star’ın bir parçası olarak saymayabilir.
Buna bir sözüm yok.
Tepki göstermek onun hakkı.
Ancak tepkisinde amacı aşan şekilde, çağrılan gazetecilere gönderme yapması doğrusu hoş olmadı.
Bir de tepkisini kurumsal düzeyden kişisel düzeye indirgemesi.
*
Önce şuna bir açıklık getirelim.
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat 2005 Nisan’ında Cumhurbaşkanı seçildi.
Bugüne kadar onlarca kahvaltı ya da yemek çerçevesinde onlarca gazeteci ile görüştü.
Bu davetlerin hiçbirinde ben yoktum.
İlk kez önceki günkü davette vardım.
Artun yazısında, “Benim göbeğim yok ama yine de kilom normalden fazla, yağ çekme alışkanlığım yok” diyor.
Ve yazısını şu ifadelerle noktalıyor:
Aklım hep o ünlü iliştirilmiş gazeteciler tanımına gidiyor.Bu kadar yıldır bir tarafa ‘ilişememekle’ hata mı ettik acaba?
Hata etmedi.
Yağ çekmemekle de hata etmedi.
Doğrusunu yaptı.
Ama sanki oraya giden gazeteciler yağ çekenlerdir, ya da ‘iliştirilmiş gazeteciler’dir imasında bulunarak meslektaşlarına karşı biraz ayıp etti.
Ben fazla mı hassasiyet gösteriyorum acaba.
Sanmıyorum.
Bu konuda bir sıkıntım mı vardı da üzerime aldım.
Hayır yok.
Artun’un gazetesi adına tepki gösterme hakkı var ama bunu ileriye götürerek meslektaşlarını zan altında bırakacak imalarda bulunması şık olmadı doğrusu...
Neyse umarım herşey bir yanlış anlamadan kaynaklanmıştır.
*
Cumhurbaşkanı Talat’ın söylediklerine dönelim.
Talat dünyanın anlayacağı dilde siyaset yapmaktan yana.
Ve bunun böyle yapılmasının Kıbrıs Türkünün yararına olduğunu düşünüyor.
Kosova’nın bu yöntemle bugünkü konuma geldiğinin de altını çiziyor.
Tabii ki bundan şu da anlaşılmamalı.
Dünya ile uyumlu bir siyaset güderek ayrılığı hedeflemek!.
Talat’ın vizyonunda böyle birşey yok.
Talat ısrarla birleşmeden yana olduğunu söylüyor.
Kıbrıs için tek çıkış yolunun bu olduğunu vurguluyor.
Bu konuda Cumhurbaşkanı çok hassas.
*
Talat’ın hassas olduğu bir diğer konu ise dış geziler konusu.
Dış gezilerde performans değerlendirmesinin gerekliliğini vurguluyor.
Gereğinden fazla kalabalık heyetlerle yapılan ziyaretlerden ciddi şekilde rahatsız.
Avustralya gezisi de Cumhurbaşkanı’na göre performans değerlendirmesi yapılmadan gerçekleşti.
Bakanlar Kurulu onayı olmadan.
Yani biraz kural dışı.
Neyse..
*
Cumhurbaşkanı kamuda yetkili sendikalarla Maliye Bakanlığı arasında yaşanan gelişmeleri de yakından izliyor.
Ekonomide yüzde 2.5 gerileme yaşandığının altını çizdi.
“Bu koşullarda nasıl artış yapılabilir?” diye sordu.
Gazetecilerden sadece sendikacıların değil, halkın tüm kesimlerinin görüşlerini yansıtmasını istedi.
*
Cumhurbaşkanı Talat’ın gazetecilerle olsun toplumun değişik kesimleriyle olsun vesileler yaratarak biraraya gelmesi bence önemli.
İnteraktif bir çerçevede gerçekleşen bu buluşmalardan karşılıklı fayda sağlandığı da bir gerçek.
Bu buluşmalar devam etmeli.
Benim için kimin davetli olduğundan çok uygulama önemli.
Uygulamada sıkıntı varsa bunlar zaman içinde giderilir.