Böyle olacağı belliydi.
Talat Hristofyas görüşmesinden mutabakat metni çıkmak zorundaydı.
Ve çıktı.
Lokmacı açılacaktı.
Bunun da kararı alındı.
İki lider sorunun kapsamlı çözümü için üç ay sonra BM Genel Sekreteri’nin iyi niyet misyonu çerçevesinde masaya oturma kararı aldı.
Liderler sorunu en kısa sürede çözmek amacıyla iyi niyetle masaya oturacaklar.
Bu kez başarmak için de çok çalışacaklar.
Hristofyas iki toplumun çıkarına olacak bir çözüme ulaşılabilmesi için gayret sarf edeceklerini söyledi.
Eski dost olarak nitelediği Cumhurbaşkanı Talat’la bu sürecin sonunda düşman olmak istemediklerinin de altını çizdi.
Yani bu süreci başarıya ulaştırmak istedikleri mesajını verdi.
Böylelikle ‘8 Temmuz’ süreciydi, ‘Annan Planı’ıydı tartışmaları da geride kaldı.
Şimdi yeni bir mutabakat metni var.
21 Mart süreci başlıyor.
Herhalde literatüre bu şekilde girecek bu yeni süreç.
Liderlerin kapsamlı çözüm müzakerelerine geçmeleri öncesinde hazırlık çalışmaları yapılacak.
Varılan mutabakatın bir diğer önemli noktası da bu!.
Teknik ve Çalışma grupları oluşturulacak.
Bu gruplar gelecek hafta liderlerin temsilcilerinin katılacağı toplantıda şekillenecek.
Bu arada hazırlık çalışmaları devam ederken gerekirse liderler de biraraya gelecekler.
Peki tüm bunların anlamı ne?
Tüm bunların anlamı yeni bir döneme girildiği.
Bu yeni dönemde her iki liderin de anlaştığı noktalardan yola çıkılıyor.
Anlaşamadıkları konular şimdilik bir kenara bırakıldı.
Yani işe iyi niyetle başlandı.
Hem Talat’ın hem de Hristofyas’ın dediği oldu.
Cumhurbaşkanı Talat, sınırlı bir süre devam edecek hazırlık çalışmasına, 8 Temmuz mutabakatı uyarınca ‘evet’ diyordu.
Nitekim istediğini aldı.
Hazırlık çalışmasını üç ayla sınırladı.
Ama Cumhurbaşkanı 5 Eylül’de yapılan görüşmede 2008 yılı sonuna kadar çözüm önermişti.
Bu kez tarih telafuz edilmedi.
Yani burada da Hristofyas’ın dediği oldu.
En kısa sürede sorunu çözmek için Liderlerin iyi niyetle çalışacağının açıklanması ile yetinildi.
Tarih belirtilmedi.
Beklenenden uzun süren Talat Hristofyas ilk buluşmasında, liderler toplantının başında ve sonunda olmak üzere iki kez baş başa görüştüler.
İlk başbaşa görüşme bir saati aşkın bir süre devam etti.
Toplantının sonunda gerçekleşen ikinci başbaşa görüşme ise kısa sürdü.
Bunun hemen ardından da basının önüne çıktılar.
İkisi de birbirini zora sokmama konusunda dikkatliydi.
Birbirlerini tamamlayacak şekilde sorulara yanıt verdiler.
Görüşme öncesindeki pozisyonlarını korudukları kesin.
Ama Kıbrıs sorununu çözmek için bir kez daha denemek için karar aldılar.
Aslında konjonktürel gelişmeler bunu her ikisine de dayatıyordu.
Müzakereler başlamak zorundaydı.
Nitekim başlayacak.
Liderler bir kez daha deneyecek.
Bundan önce de onlarca kez denendiği gibi.
Bu kez kapsamlı müzakerelerden bir sonuç alınabilecek mi?
Bu konuda çok iyimser değilim.
Bunu bekleyip göreceğiz.
Önemli olan niyet.
Yetki paylaşımını kabullenebilmek.
Ve, ayni ada üzerinde işbirliği içerisinde eşitlik temelinde geleceği şekillendirebilecek bir irade gösterebilmek.
Bu konuda Güney Kıbrıs’ın yapması gereken ev ödevleri olacak.
Onları yaptığı oranda bu süreçten başarı elde edilebilecek.
Yoksa bunun da diğerlerinden bir farkı olmayacak.