Devlet bütçesi sıkıntıdadır.
Devlet gelirlerini tahsil etmekte zorlanıyor.
Kamu kesiminde kamu sektörü reformu kapsamında birtakım çalışmalar yapılıyor olsa da verimliliğe ya da kamu sektörünün üretkenliğine bunların henüz bir etkisi olmadı.
Bu arada reform yapılması konusunda ne kadar samimi olunduğu da ayrı bir konu!.
Ama bir gerçek var.
Ekonomik durum iyiye gitmiyor.
Bunun iç ve dış nedenleri var.
2004 referandumu süreciyle birlikte ekonomide yakalanan büyüme, sürdürülebilir bir ekonomik yapı oluşturulması için kullanılamadı.
Geminin su alan delikleri kapatılmadı.
Bu yönde tedbirler alınıp, ekonomi yeniden yapılandırılmadı.
Dış ve iç nedenlerle ekonomide daralma ve sorunlar yaşanmaya başlayınca ise gemi daha çok su almaya başladı.
*
YAGA Direktörü, Ekonomi Eski Bakanı Ayşe Dönmezer gelişmelerden kaygılı.
Kendisi ile önceki gün öğleden sonra konuştuk.
Ayşe Hanım, ekonomik gelişmeleri yakından izliyor.
Ayşe Dönmezer’e göre, gelirleri azalan bütçe, maaş gibi ödemeleri yapabilmek için ilave gelir yaratma endişesine düştü ve kaygıları arttı. Bu da hata yapma riskini yükseltmektedir. İvedi gelir yaratmak için günübirlik kaynaklar ile yanlış ve kolay kaynaklara yönelinmesi riski söz konusudur. Bu geleceğimiz için önemli sorunlar yaratabilecektir.
Peki ne yapılmalı diye sorduğumda Ayşe Dönmezer, süratle kamu reformuna gidilmesinin şart olduğunun altını çizdi ve ekonomik reformun parçası olması gereken bazı unsurları şöyle sıraladı:
1-Gelir Reformu (Vergi ve vergi dışı gelirleri içermesi)
2-Sosyal Güvenlik Sistemi Reformu ( 1. Etap Kurumlara ilişkin yeniden yapılandırma, 2.etap sistemdeki aktif çalışanlara yönelik (yaş, prim gibi) düzenlemeler, 3.etap ikinci özel emeklilik sistemleri)
3-Tarım Reformu (Hayvancılık, Bitkisel Üretim, Enerji Tarımı, Tarım Sigortası, Tarımsal Destekleme Sistemi, TÜK ve SEK’in çekirdek müdahale kurumu olması)
4-Enerji Reformu (KIBTEK’ in ayrı bir işletme haline getirilmesi ve sorunlarının tesbiti, öneriler, alternatif enerji kaynakları konusunda planlama yapılması, KIBTEK’ in özerkleştirilmesi, elektrik, petrol, gaz, biodizel gibi ürünlerin üretim, fiyatlama, gibi konularını düzenleyecek ayrı özerk bir müdahale kurumu oluşturma)
5-Özelleştirme ( Bu konuda bir organizasyonun oluşturulması (özerklik ve özelleştirme konularının tümünün bu kurum vasıtası ile yapılması)
6-KTHY (Yeniden yapılandırma, özelleştirme-altın hisse ve halka arz)
7-Telekominikasyon Kurumu (Telefon dairesinin bir işletme haline getirilmesi, bütçe dışına alınması ve yeniden yapılandırılması, özerk bir yapıya getirilmesi ve daha sonra belli hisselerin halka arzının yapılması)
8-Reel Sektöre ilişkin düzenlemeler (özel sektörün önünü açacak yatırımları yönlendirecek, standartların uygulandığı, haksız rekabetin önlendiği düzenlemeler gibi)
9-Bankacılık Sektörüne ilişkin düzenlemeler (Bankaların AB standartlarına getirilmesine, denetim sisteminin geliştirilemesi gibi) ve tabi ki
10-Kamu sektörü reformu (kamuda verimliliğin artırılması, bu konuda bir reform programı olsa da yeterli hızda ve yeterli düzeyde destek görmemektedir. Ayrıca bu reformun belediyeleri ve tüm kamu sektröünü de bünyesine alması gerekir.
Ayşe Dönmezer hükümetin bazı konularda olumlu adımlar atmış olmasının takdir edilmesi gerektiğinin de altını çizdi ve sözlerini şöyle sürdürdü:
Ancak benim isteğim, biz Kıbrıslı Türklerin yani hepimizin vatandaşı ile kurumları ile özel sektörü ile elini taşın altına koyarak sorumluluk alarak, geleceğimiz için bir reform programı hazırlamamız ve kesintisiz, gereği gibi uygulamaya konulmasıdır. Tabi ki bundan başka çözüm yok noktasına geldiğimizi herkesin anlaması için sorunları tüm yönleri ile bütünlük içinde tesbit ederek, şeffaf bir şekilde herkesle paylaşılması gerekir.
*
Ekonomide alarm çanları çalıyor. Bunlara kulaklarımızı daha fazla tıkayamayız. Ekonomide acil önlemlere gerek var.
Öncelikle bu ülkede gelecek arayan herkes pozisyonunu gözden geçirmek durumundadır.
Popülist yaklaşım ve rasyonel olmayan isteklerden vazgeçilmelidir.
Gemiyi yüzdürmek hepimizin ortak sorumluluğudur.
Gemi batarsa bundan hepmiz zarar göreceğiz.
Bunun için de işbirliği ile adil bir şekilde sorumlulukları paylaşarak birşeyler yapılmalıdır.
‘Böyle geldi böyle gider’ diyerek, ‘Parayı bulabilecek olan gelsin’ yaklaşımları ile bir yere varılamaz
Ekonomi rasyonel kararlarla ve gerekli önlemleri alarak kurtarılabilir.
Yoksa hepimizi zor günler bekliyor..