Cemre ve Leman orta eğitimde öğrenim görüyorlar.
Kaç gündür okullarına gidemiyorlar.
Evde kalmaktan sıkıldılar.
Kendileri BRT’de ziyaretime geldiler.
“Birileri bizim sesimizi de duyursun” dediler.
Bir yanda sendikacılar diğer yanda hükümet arada kalan ise bu çocuklar!..
“Biz ne düşünüyoruz, ne yaşıyoruz kimsenin umurunda değil” diye tepkilerini dile getirdiler.
Grevlerden bıkıp usandıkları çok açık.
Greve karşı tepkililer.
Aslında eğitimin merkezinde öğrenciler var.
Var olmasına var da onların ne istediği, yaşanan tartışma ve grevden nasıl etkilendiği konusu gerektiği gibi gündeme taşınamıyor.
Bu konu konuşulmuyor.
Cemre ve Leman tepki koymakta haklı.
Olan aslında onlara oluyor.
Dersleri aksıyor.
Derslerden ve okuldan soğuyorlar.
“Yarın okul olacak, sınavlar başlayacak” diye sürekli istim üzerinde tutuluyor olmak da onları bayağı gerdi.
Çalışma isteklerinin yaşananlar karşısında her geçen gün azaldığını söylediler.
Haksız da değiller.
Grevler çocuklarla okul arasındaki bağları da koparıyor.
Öğretmene saygılarını erozyona uğratıyor.
*
Cemre ve Leman haberleri yakından izliyorlar.
Ve olup bitene bir anlam veremiyorlar.
Televizyon ekranlarında bir yanda Adnan Eraslan, diğer yanda Canan Öztoprak konuşup duruyor.
Başbakan Soyer sendikaya karşı tepki gösteriyor.
Başsavcılık yazılı görüş veriyor.
Bu görüş bir yanda sendikanın gazete ilanlarında yer alıyor, diğer yandan hükümetin greve karşı kullandığı argümanlarda.
Ama grev son hızıyla devam ediyor.
Bir inatlaşmadır aldı başını gidiyor.
Arada kalan ise çocuklar.
Cemre ve Leman arada kalan çocuklardan sadece iki örnek.
“Koca koca insanlar oturup konuşup anlaşsınlar. Bunu yapmak varken bu inatlaşma niye?” diye sorguluyorlar.
Öğretmen kitlesinin yaşananlar karşısındaki sessizliğine de tepki gösteriyorlar.
“Okulda öğretmenlerimiz bize çağdaş insan olmayı, karşılıklı saygı, sevgi, hoşgörü temelinde konulara yaklaşıp tartışmayı ve çözüm üretmeyi öğretirken kendileri bunun tersi örnek oluşturacak şeyler karşısında sessiz kalıyorlar” diye de gelişmeleri yorumluyorlar.
Belli ki kafaları biraz karıştı.
Uzlaşma kültürü yerine çatışma ve kavganın öne çıkmasını doğru bulmuyorlar.
Çatışarak sorunların çözümlenemeyeceği bir gerçek.
Sorunların çözümü için iyi niyet ise olmazsa olmaz koşullardan biri.
Ama tüm bunlar bir yana onlar için tek bir gerçek var okullarına gidememeleri.
Gerisi boş..
Eğitim haklarının gasp edilmesine artık ‘Dur’ denilmesinden yanalar.
Bir an önce sınavlarının başlayıp bitmesini ve tatile girmeyi istiyorlar.
Adnan Bey’in gazete ilanları onları ilgilendirmiyor.
Canan Hanım’ın savcılık görüşü doğrultusunda yapacağı çalışmalar da.
İkisi de isyandalar.
“Bu grevler artık bitmeli” diyorlar.
Ne tatile girdiklerinin ne de okula gittiklerinin belli olmadığını belirtiyorlar.
Ne olacağını bilmek istemek onların en doğal hakkı.
Ama istedikleri tek bir şey var o da derslerinin bir an önce başlaması.
Cemre,”Millet denize girerken ben sınavlara girmek istemiyorum” dedi.
Leman, nedenini anlamadıkları bu grevin kendilerini zora soktuğuna işaret etti.
Havaların her geçen gün biraz daha ısınmasının çalışmalarını zorlaştıracağını söyledi.
Sıcakta ders çalışmak gerçekten zor..
Bu çocukların içine düşürüldüğü durum da hiç hoş değil.
Bunun için ne yapılacaksa artık bir an önce yapılsın.
Bakanlık ve sendika bu işi çözsün.
Yaşananlar hem öğretmenin hem de hükümetin imajını yıpratıyor.
Öğrenci öğretmen ilişkilerini olumsuz yönde etkiliyor.
Eğitimde de tamiri imkansız yaralar açıyor.