Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Rum Lider Dimitris Hristofyas 23 Mayıs’taki buluşmalarında Kıbrıs konusunda yeni bir adım daha attılar.
Bu görüşmede Kıbrıs konusunun çözümü için zemin tanımlandı ve felsefe belirlendi.
Artık liderlerin konuşabileceği bir ortak dil ve soruna çözüm arayışında ortak bir vizyon oluştu.
Ortak dil ve vizyon tarafların iki eşit kurucu devletin oluşturacağı iki bölgeli, iki toplumlu federal bir Kıbrıs için çalışacak olmalarıdır.
23 Mayıs’taki görüşmede sorunlar ve sıkıntılar masaya yatırıldı.
Görüşmenin üç buçuk saat sürmesi taraflar arasındaki görüş farklılıklarının ve sorunların olduğunun bir göstergesiydi.
Ancak herşeye rağmen görüşmeden mutabakat çıktı.
1977-79 üst düzey antlaşmalarının üzerine bir yenisi konuldu.
Ve 77-79 doruk anlaşmalarında öngörülen federal çözüme iki eşit kurucu devlet temelinde gidileceği deklere edildi.
Böylece Papadopulos döneminde var olan ‘Ortaklık devletler arasında olur’ yaklaşımının Hrisatofias tarafından terk edildiği ortaya çıktı.
Bu, Rum tarafındaki siyasi liderlikte ciddi bir zihinsel dönüşüm olarak not edilmelidir.
23 Mayıs’ta sorunun çözümüne dönük atılan önemli ve ileri bir adım olarak algılanmalıdır.
*
Liderler tarafından yapılan ortak açıklamaya bakıldığı zaman daha başka ileri adımlar atıldığı da görülebilir.
Örneğin teknik komitelerde mutabakata varılan hususların bir listesinin hazılanıp liderlerin onayına sunulması konusu.
Liste liderler tarafından onaylandıktan sonra hayata geçecek.
Bu da önemli bir başka gelişmedir.
Rum tarafında, Kıbrıs Türk tarafını hiçbir konuda muhatap kabul etmeyen Papadopulos anlayışı, insani konularda işbirliği kapısını açacak şekilde değişmiştir.
Gelinen aşamada iki taraf arasında insani boyutu olan konularda işbirlikleri yapılmasına olanak sağlayacak adımlar atılması noktasına gelinmiştir.
Tabii ki adım atılacak konular tarafların rızası ve mutabakatı ile mümkün olacaktır.
Bu gelişmeyi de olumlu olarak not edip süreci izlemek gerekir.
*
Statüsü eşit iki kurucu devletin federal bir çatı altında ortaklık oluşturması ve teknik komitelerde varılan uzlaşıların hayata geçirilmesi konularında olumlu mesajlar çıkan 23 Mayıs buluşmasından, kapsamlı müzakerelerle ilgili net bir sonuç alınmadı.
Kapsamlı müzakereler büyük bir olasılıkla Ağustos sonu, Eylül ayı başına kaldı.
Bunun nedeni Rum Lider Dimitris Hristofyas’ın zamana olan gereksinimi.
Ancak yine de herşey Haziran ayının ikinci yarısında yapılacak görüşmede belli olacak.
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat kapsamlı müzakerelerin Haziran sonunda başlamasından yana ve bunda ısrarlı.
Bu tavrını önümüzdeki günlerde de sürdürecek.
Ancak Hristofias kendisini kapsamlı müzakerelere başlamak için hazır görmüyor.
Zamana ihtiyacı var.
Talat’ın 23 Mayıs görüşmesinde kendisini cesaretlendirmesine rağmen ikna olmadı.
Hristofias’ın, kapsamlı müzakerelere başlayabilmek için herhalde okuyup çalışacağı, hazırlanacağı konular var.
Belli ki müzakereci olmak başka sorumlulukları da beraberinde getiriyor.
Uzun yıllar siyasetin içinde olmak müzakereci olunabileceği ve yeterli bilgi ve donanıma sahip olunduğu anlamını taşımıyor.
Hristofias buna güzel bir örnek.
Kendisini kapsamlı müzakereler için hazır hissetmiyor.
*
Bu arada liderlerin açıklamalarında yer alan kurucu devletlerin oluşturacağı federal ortaklığın tek uluslararası kimliğe sahip olması konusu eleştirilere neden oldu.
Kıbrıs konusunda bugüne kadar yapılan bütün görüşmelerde benzer bir terminoloji kullanılmıştır.
Tarafların eşitliği temelinde kurulacak yeni yapının tek uluslararası kimliği konusu her zaman ortaya konulmuştu.
Bu aşamada önemli olan sürecin Kıbrıs Türkünü istenmeyen bir noktaya sürüklememesidir.
Kazanılmış hakların korunarak karşı tarafla mutabakata varılacaksa varılmasıdır.
İçte bunun için birlik ve dayanışmaya gereksinim vardır.
Bu konuda başta Cumhurbaşkanı Talat’a olmak üzere, hükümete ve siyasi partilerle sivil toplum örgütlerine büyük görev ve sorumluluklar düşmektedir.
Gelinen aşamada, Kıbrıs konusunda gidilecek yol haritası belli olmuştur.
Önemli olan bu yolla Kıbrıs Türk halkının haklarını ve güvenliğini koruyarak hak ettiği koşullarda dünya ile entegre olabileceği sonucun elde edilmesidir.