Böyle olmaz. Bu şekilde bir yere varamayız. Belli dönemlerde ayni sorunların tartışılmasından ben bıktım.
Sorunları çözemiyoruz. Dönüp dolaşıp sürekli bir şekilde karşımıza çıkmaya devam ediyorlar.
Bir kartopu gibi yuvarlanıp yuvarlanıp büyüyen ve daha karmaşık bir hale gelen şekilde..
Sonra da bunların altında kalıp eziliyoruz.
Ülkenin karşılaştığı sorunlarla ilgili genelde kendi kendimizi kandırıyoruz.
‘Çözdük, çözeceğiz’ diye, sorunların çözümü yönünde birşey yapmadan sadece konuşup duruyoruz.
Hayatta bedeli ödenmeden hiçbir şey elde edilemez.
Sorunlar da onları ortadan kaldıracak doğru karar ve araçlar kullanılmadan çözümlenemez.
Sorun ülkeyi yönetme iddiasında olanların bu işi doğru dürüst yapmamasından kaynaklanıyor.
Dün de bu böyleydi, bugün de..
Belki de yarın da böyle olacak.
*
Çok konuşan ama sorun çözmeyen bir anlayışla ülke yönetilmeye çalışılıyor.
Demokrasi özümsenemediği için herkes herşeye müdahale edebiliyor.
Bazen bu müdahaleler sorunları büyütüyor.
Sorunların çözümü sürekli erteleniyor.
Gelecek nesiller değil seçimler esas alınarak kararlar üretiliyor.
Öyle bir yapı oluşturuldu ki, kuralsız yaşamak demokrasi gibi algılanıyor.
Tam bir yetki karmaşası içinde, dileyenin dilediğini yaptığı ve çoğu zaman yanına kar kaldığı bir düzen..
Kuralların ve yasaların kişilere endeksli bir şekilde uygulandığı bir yapı oluşturuldu.
Keyfiliğin egemen olduğu bir yapı!..
Bilgi sahibi olmayanların, fikir sahibi olmanın ötesine geçerek üst düzey sorumluluk gerektiren pozisyonlarda iş yapmaya çalıştıkları bir ortamda sorunların çözümünü beklemek hayalciliktir!.
Ülkede pratik çözümler üretebilecek bir yaklaşım yerine işleri yokuşa süren bürokratik hantal bir yapı var.
Sonuçta yıllardır çok basit olarak nitelendirilebilecek sorunların bile devam ediyor olması toplumda umutsuzluğa neden oluyor.
Siyasete ve siyasetçiye olan güven sarsılıyor.
Devlete olan inanç erozyona uğruyor.
Ve olan hep vatandaşa oluyor.
Çözümlenemediği için büyüyen sorunlar vatandaşın hayatını zorlaştırıyor.
Kimi zaman sorunların ortaya çıkardığı sonuçlar nedeniyle vatandaşın sağlığı tehdit altına alınıyor.
Kısacası her geçen gün değişen ve gelişen dünya koşullarının bir dayatması olarak hayatımıza yeni sorunlar ekleniyor.
Ama bunları çözebilme becerisi gösterecek bir yönetim anlayışını bir türlü geliştiremiyoruz.
Sorunları çözme yerine onları erteleme kolaycılığı alışkanlık haline getirildi.
Çoğu zaman popülizm yapılacak diye toplumun geleceği riske atılıyor.
*
Kaynağı olmayan projeler, fonlar ve benzeri uygulamalar bütçedeki kara delikleri büyütüyor.
Büyüyen kara delikler nedeniyle kaynaklar gerektiği yerlerde kullanılamıyor.
Kimi zaman yasalar uygulanmadığı için vatandaş mağdur oluyor.
Kimi zaman yetki karmaşası nedeniyle..
Son örnek Dikmen çöplüğü.
Yıllardır kanayan bir yara Dikmen Çöplüğü.
Tam bir çevre felaketi.
Yetkililer, yetki karmaşası nedeniyle bir türlü bu soruna bir çözüm üretemiyorlar.
Çöplükte yangın çıkmasıyla birlikte konu bir anda gazete manşetlerine taşınıyor.
Tartışma alevleniyor.Yetkililer sırayla açıklamalar yapıyorlar.
Karşılıklı suçlama ve restleşmelerle yangın sönene kadar konu gündemde kalıyor.
Ve sonra yine unutuluyor.
Ta ki kötü kokular ya da yeni bir yangın Lefkoşalıları rahatsız etsin.
*
Dikmen çöplüğü sadece bir örnek.
Bunun gibi onlarca örnek verilebilir.
Ortaya çıktıkça hatırladığmız ama sonra çabucak unuttuğumuz ciddi sorunlardan sadece biri.
Bu örnekler o kadar çoğalıyor ki yarattıkları ciddi sorunlar insanlara ve doğaya zarar verecek boyutlara gelebiliyor.
Karşılarında çaresiz kaldıkça da büyüyorlar.
Siyaset yapmak ve ülkeyi yönetmek ciddi bir iştir.
Bu işe talip olanlar iş yapmak ve sorunlara çözüm üretmek zorundadırlar.
Mazeret üretilerek, sadece konuşup tartışarak bir yere varılamaz.
Sorunlara daha fazla gecikmeden çözüm üretmek zorunadıyız.