“Daha buradasınız? Sabredin biz bir saatte tebrik edebildik” sözleri..
Ya da, “Aman biz beklemedik, ayıp mayıp ama aradan sıraya girip tebrik ettik. Sırada gidecek başka düğünlerimiz de var. Ne yapalım?” yakınmaları..
Sanırım bunlar sizlere yabancı değil.
Uzayıp giden düğün tebriği kuyruklarında siz de mutlaka duymuşsunuzdur bu sözleri.
Düğünlere gitmek ve tebrik etmek yaz ayları ile birlikte ayrı ve ciddi bir sorun oluyor.
İnsan sevdiklerini mutlu edebilmek, onların bu özel gününlerini paylaşabilmek için zor anlar yaşıyor.
Stresin zaten yeterince yer aldığı yaşama düğünlere yetişilecek diye yenileri ekleniyor.
Eskiden sadece hafta sonuydu düğünler.
Şimdi artık bütün bir haftaya yayıldı.
Neredeyse herkesin haftada en az dört-beş davetli olduğu düğün var.
Gidilse bir, gidilmese başka bir sıkıntı..
*
Ülkedeki alt yapı eksiklikleri düğünlerin yapıldığı salonlara ulaşırken de kendisini gösteriyor.
Uzayıp giden düğün kuyruklarında gelinle damata ulaşmak kolay olmuyor.
Önce aracınızı gittiğiniz düğün salonunda park edecek bir yer bulmada sorun yaşıyorsunuz.
Anlı şanlı düğün mekanları park yeri sorununu çözmedikleri için bazen tarlalara, bazen de ana yol kenarlarına park etmek zorunda kalıyorsunuz.
Bir yerlere park edebilmeyi başardıktan sonra salonların dışına taşan tebrik kuyruklarına ulaşma uğraşına giriyorsunuz.
Gideceğiniz yer düğün olduğu için özellikle bayanlar daha bir özenle hazırlanıyorlar.
En şık giyisiler, yüksek ökçeli ayakkabılar falan..
Ama park yerinden tebrik kuyruğuna ulaşırken ne ayakkabınız kalıyor ne de üstünüz başınız.
Kimi zaman gittiğiniz düğün salonuna göre geçip giden arabaların kaldırdığı toz topraktan mutlaka nasibinizi alıyorsunuz.
Düzgün olmayan zemin bayanların yüksek ökçelerle yürümelerini iyice zorlaştırıyor.
Tebrik kuyruklarına ulaştığınızda çoğu zaman özenle boyadığınız ayakkabınızın toza bulandığını, paltolonunuzun paçalarının da bundan nasibini aldığını fark edersiniz.
*
Bence işin bazen çok sıkıcı bazen de eğlenceli tarafı tebrik kuyruğunda geçen süre..
İnsan beklerken ilginç diyaloglara kulak misafiri oluyor ister istemez.
Bazen şikayet ve homurdanmalara..
Bu arada beklerken sıkılmamak için farklı uğraşlar bulanlar da oluyor.
Kimi geçip gidenleri inceleyip yanındakine kıyafetleriyle ilgili yorumlar yaparken, kimi de düğün sahipleriyle ilgili bilgi ve değerlendirmelerde bulunuyor.
Süre uzadıkça uzun zamandır görüşeyenler nelerle meşgul olduklarını anlatmaya başlıyorlar bir birlerine.
Çocukların okul durumundan, günlük yaşamın tüm ayrıntılarına herşey gündeme gelebiliyor.
Bu arada gökyüzündeki yıldızlarla ilgilenenler de çıkıyor.
Büyük ayı ya da küçük ayı şeklindeki kümeleri göstererek kuzeyin ne tarafta olduğunu anlatmaya çalışanlar.
Kuyrukta vakit başka nasıl geçecek ki!..
Bu arada başarıp tebrik edenler dönerken bekleyenlere moral vermeyi ihmal etmiyorlar!.
“Biz kurtulduk, sizin daha en az yarım saatiniz var” falan gibi.
Ya da başka düğüne yetişmek zorunda olanların sıraya girmek yerine birilerine kaynak olma arayışları kimi zaman biraz gerer kuyruktakileri.
Tatsızlık çıkmasın diye birşey söylenmez kaynak olanlara çoğu zaman.
Ne de olsa gidilen yer düğün. Orda da tatsızlığa yer yok.
*
Kimse yanlış anlamasın.
Gidebildiğim düğünlere severek isteyerek gidiyorum.
Ama düğünlerle ilgili alışkanlık, yöntem ya da uygulamaların değişmesi gerektiğine inanıyorum.
Sevdiklerimizi üzmemek, onlarla mutluluklarını paylaşmanın başka bir yolu mutlaka bulunmalı.
Bu şekilde olmuyor.
Gittikçe hem düğün sahibi hem de düğüne giden için işler zorlaşıyor.
Çoğu zaman da düğüne gidecek olan için bu iş büyük bir soruna dönüşebiliyor.
Evlenecek olan çiftlerin bu özel günlerini unutamayacakları, sevenleriyle bunu daha güzel yaşayacakları bir ortam yaratılmalı.
Emin herkes için bu daha iyi olacak.