Birşeyler yapmak zordur bu ülkede.
Birşeyleri değiştirmek.
Farklılaşmak diğerlerinden.
Olaylara farklı bakabilmek ya da farklı yaklaşmak kolay değildir.
Şablonlar vardır kafalarda. Değiştirilmesi kolay olmayan.
Duvarlar vardır kafaların içinde yıkılması zor olan.
Feodal ya da çıkar ilişkileri vardır kökü çok derinlerde.
Değişmemesi için mevcut düzenin direnen.
Değiştirmek için gelenleri bile içine çekebilen.
Gelenle gideni birbirine benzeştiren.
Ve düzeni koruyan.
Korumakla kalmayıp geliştiren..
Her geçen gün işleri daha bir karmaşık hale sokan.
Ve hayatı her geçen gün zorlaştıran..
*
Öyle bir yapı ile karşı karşıyayız ki iyi şeyleri her geçen gün biraz daha yok ediyor.
Ve bunun sorumlusu da sadece siyasi iktidarlar değil.
Sivil toplum örgütleri ve sendikaların da bunda büyük bir katkısı var.
Sokaktaki yurttaşın da..
Öyle bir al ver ilişkisi kurulmuş ki yıllar içinde kimse elde tuttuğunu bırakmak istemiyor.
Alıp verecek birşey kalmasa da artık, alışkanlıklar değişmiyor.
Kolay yaşama ve kolaya kaçma..
Değişimi zorlayacak yerde direniliyor. Bunu da değişimi istemesi gerekenler yapıyor.
Yarını değil bugünü düşünerek hareket ediliyor.
Sendikalarla sivil toplum örgütleri düne takılı kalmış!
Karşı çıkarak herşeye ve zorlamayarak iktidarları daha çağdaş bir yönetim anlayışı ve düzen için.
Sistemsizliğin getirdiği avantajları koruma iç güdüsü ile hareket ediliyor.
Sistemsizlik, hiçbir zaman sistemli ve düzenli bir yaşamın yerini alamaz.
Ve kimseye de bir fayda sağlamaz!.
*
Yazının başına dönecek olursak bir kez daha, birşeyleri değiştirmek zordur bu ülkede.
Farklılaşmak zordur. Şablonların dışına çıkmak!
İlla ki bir taraftan olacaksınız..
Şundan ya da bundan..
Onun ya da bunun adamı.
Siz olabilmek dururken dimdik bir şekilde.
Ve rahatça söyleyebilmek dururken ne düşündüğünüzü..
Sizi yamamak isterler bir yerlere.
Zorlarlar bunun için.
Sizi sizden farklılaştırmak isterler.
Özgürlüklerinizi kısıtlamak, düşüncelerinize kelepçe vurmak için uğraşır dururlar.
Siz olabilmek çoğu zaman bedel ödemeyi gerektirir belki de.
Herşeye rağmen siz, siz olabilmeyi başarabilseniz bile yine de illa ki birileri yakıştırmak için birşeyleri bekler bir yerlerde.
Kendi gibi düşünmediğiniz zaman ötekileştirmek için fırsat kollayarak.
Farkında olmadan bakarsınız öteki olursunuz birlileri için.
Bir süre sonra ise diğerleri için.
Onun için zordur bu ülkede gerçek anlamda değişimlerin yaşanması.
Çünkü değişimleri tetikleyecek düşünceleri ortaya koyabileceklere bu fırsat verilmez.
Sistem kendi kendini bir şekilde korur.
Adına statüko ya da başka birşey deyin farketmez.
Sonuçta değişimin karşısındaki direnç çok büyüktür.
Statüko başarısızlıkların arkasına gizlendiği bir perdedir aslında.
Beceriksizliklerin, bilgisizliğin ve birikimsizliğin arkasında saklandığı.
Bu perde kaldırılmadıkça korkusuzca ve ‘Kralın çıplak’ olduğu haykırılmadıkça bir yere varılamaz.
Bunu yapacak olanlar en az onu koruyanlar kadar cesur olabilmelidirler.
Kimin ne diyeceğine, ne düşüneceğine bakmadan.
Farklılaşmayı göze alarak.
Sistemsizliğin karşısına dikilerek ve doğruları söyleyerek.
‘Böyle geldi böyle gider’ diyenlerin aksine gitmeyeceğini göstererek.