Sondakika Last Digital - 444 0 100 - Yenikent, Lefkoşa Kıbrıs Postası, FACEBOOK`ta - Gurubumuza siz de katilin !!! Özge Taşker - Healthy Life - Sağlıklı Beslenme ve Diyet Merkezi - 22 92 286 - Marmara Bölgesi, Lefkoşa Alo Vitae - Vitae Veteriner Kliniği ücretsiz danışma hattı: 22 40 953 - Yenikent - Lefkoşa
kibris cyprus news haber kibris cyprus news haber
21 Kasım 2008, Cuma Reklam  |  Künye  |  İletişim  |  Sık Kullanılanlara Ekle  |  Açılış Sayfası Yap
Sondakika Eroğlu torun bakmaktan vazgeçip neden aday oldu? Talat Erdoğan'la görüştü Öymen:Kıbrıs Girit gibi elden gidiyor Yusuf'u sevenleri uğurladı Bizim Parti ÖRP'ye katıldı Revü Kızlarını baba göndermiş Korineum'da Golf keyfi başkadır

  ARŞİV
   

 RÖPORTAJ
ERALP ADANIR MEHMET EŞREF VAİZ'LA KONUŞTU
Kum Saati başlıklı röpartajlarıyla Eralp Adanır artık Kıbrıs Postası'nda. Eralp Adanır'ın ilk röportajı Kıbrıs Türk.K...

 ÇOK OKUNANLAR
Havan'a karartma uygulandı
 
Revü Kızlarını baba göndermiş
 
Eroğlu torun bakmaktan vazgeçip neden aday oldu?
 
Bizim Parti ÖRP'ye katıldı
 
'Simavi yalancı'
 
Yusuf'u sevenleri uğurladı
 
Hristofias'ın tutumu yardımcı olmuyor
 
“Nerde bu devlet”
 
“Eroğlu UBP’ye Zarar Verdi”
 
Kıbrıs Girit gibi elden gidiyor
 
Talat Erdoğan'la görüştü
 
Türkiye'ye baskı çağrısı yaptı
 
Avcı'dan manifestoya tepki
 
"İhale iptal edilmeli”
 
Rusya'yı eleştirdi
 

 YORUMLANANLAR
Eroğlu torun bakmaktan vazgeçip neden aday oldu? [2]
 
Havan'a karartma uygulandı [1]
 
"İhale iptal edilmeli” [1]
 
Bizim Parti ÖRP'ye katıldı [2]
 
Kıbrıs Girit gibi elden gidiyor [1]
 
“Eroğlu UBP’ye Zarar Verdi” [2]
 
13. Maaşlar verilecek [1]
 
Cemal belediyeyi batırdı [1]
 
Hitler'in müthiş sırrı! [2]
 
Meğer taş düşmüş [2]
 
Rusya değişmez müttefikimizdir [3]
 
Hükümet adım atmıyor [3]
 
Av ölüm getirdi [1]
 
Eroğlu'na ne dedi? [11]
 
Hükümete süresiz grev uyarısı [2]
 

KKTC ve Federasyon
Rauf R. DENKTAŞ
Yunan Entrikası başladı
Prof.Dr.Ata ATUN
'Al-ver’e doğru giderken
Mete TÜMERKAN
İzin cenneti
Erdinç GÜNDÜZ
Beni ciddi anlamda rahatsız ediyor be gardaş!
Hasan HASTÜRER
Ayşe DÖNMEZER: Reform Şart

YAGA Direktörü, Ekonomi Eski Bakanlarından Ayşe Dönmezer ekonomik konularda yaşanan gelişmelerle ilgili hem uyarı hem de önerilerde bulundu. Ayşe Dönmezer,” Devlet bütçesi sıkıntılıdır.  Devlet gelirlerinin tahsilinde sorunlar yaşanmaktadır. Gelirleri azalan bütçe maaş gibi ödemeleri yapabilmek için ilave gelir yaratma endişesine düşmüş ve kaygıları artmış ve bu da hata yapma riskini yükseltmektedir.  Ivedi gelir yaratmak için günübirlik kaynaklar ile yanlış ve kolay kaynaklara yönelinmesi riski sözkonusudur. Bu geleceğimiz için önemli sorunlar yaratabilecektir” dedi.

   21 Ağustos 2008, Perşembe Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Dönmezer, kamu reformunun yapılmasının önemine dikkati çekerek “Kamu kesiminde kamu sektörü reformu kapsamında birtakım çalışmalar yapılıyor olsa da verimliliğe ya da kamu sektörünün üretkenliğine henüz bir etkisi olmadığını görüyoruz. Bu reformun istenilen düzeyde kamu sektörünü olumlu etkilemesi için yapılması gerekenlerin yeterince yapılmadığını düşünmeden geçemiyoruz.  Ülkemizde kamu sektörünün büyüklüğü dikkate alındığında en büyük düzenlemeler bu konuda yapılması gerektiği de ortadadır” diye konuştu.

Ayşe Dönmezer Ekonominin Sesi’nin ekonomik konular ve YAGA’yla ilgili sorularını yanıtladı. İşte sorular ve Dönemezer’in yanıtları:

SORU:Ekonomik durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Ayşe DÖNMEZER :Bu konuyu iki döneme ayırıp değerlendirmek gerekir:

I.Türkiye’deki istikrar ortamı ve Annan Planının yarattığı olumlu gelişmeler dönemi:

Bu dönemde, Türkiye, IMF ile yürütmekte olduğu ekonomik programını gereği gibi uygulamaya başlamış ve enflasyonda tek hanelere inme ve istikrar sağlama hedefine ulaşılmıştır. Türkiye’nin yakaladığı bu istikarar YTL yi para birimi olarak kullanan ve en büyük ekonomik partner olarak ülkemizi olumlu etkilemiştir. Bununla birlikte Annan Planının görüşülmesi döneminde KKTC deki inşaat patlaması da beraberinde birçok alt sekörü harekete geçirmiş ve reel sektör gelişmiş ve ülkemiz yüksek büyüme hızları yakalanmıştır.

Ancak, ülkemizde, geçmiş yıllarda yaşanan ve inşaat sektörü kaynaklı yüksek büyüme trendlerinin sürdürülebilir olmadığı ben dahil çeşitli kişiler tarafından sürekli dile getirilmiş ve bunun sürdürülebilir bir gelişimin sağlanması yönünde hem özel sektöre hem de kamu sektörüne yönelik bazı kararların alınması gerektiği defalarca belirtilmiştir.

Ancak, sağlanan bu gelişmeden, yüksek büyümeden maxsimum faydanın sağlanması, toplanan gelirin gelir getirici yatırımlara yönelmesi ve sağlanan bu pozitif atmosferin, ülkenin sürekli gündeminde olan reformlar için altyapı olarak kullanılması mümkün olmamıştır.  Ortaya çıkan bu bahar havasından gerek kamu gerekse özel sektör  kendileri için ortaya çıkan bu gelir ve faydalardan günlük yararlanmış ciddi anlamada bir planlama ve projeksiyon yapamamıştır. Kısaca hem özel hem kamu sektörü (istisnalar dışında) bu gelişmenin sürdürülemeyecek olduğunu görememiş ve bu konuda sektör düzenlemeleri standartlar dahil tüm gerekli olan tedbirleri zamanında alamamıştır.  Burada hem özel hem de kamu sektöründen bahsediyorum. 

Dünya Bankası raporunda da belirttiği gibi ülkemizde yaşanmış olan o olumlu havadan yararlanıp reform programlarını uygulamaya koyabilseydik vatandaşlarımız için bu paketin kabul edilebilirliği ve desteklenmesi daha fazla mümkün olacaktı.  Ancak o dönemde bu konuda böyle bir bütünlüklü tüm sorunlarımıza yönelik düzenlemeler içeren bir reform programı hazırlanmamış ve uygulamaya konmamıştır.

Burada Türkiye KKTC arasında akdedilen Ekonomik Programdan bahsedebiliriz, ancak bu programların bütünlüklü olmadığı ve uygulama sorunlarının olduğunu biliyoruz.  Bu tabi ki bugünün hükümetinin sorunu değildir, burada sorun yılların uygulamalarının sonucudur.  

II. Türkiye’deki istikrarın iç ve dış etkilerle (petrol fiyatları, moorgage krizi) tehdit altına girmesi, Annan Planı etkisinin minimum düzeye düşmesine ilave olarak KKTC ye özgü sorunların derinleşmesi ve dış etkiler.

Bugüne gelindiğinde, yaşanan inşaat patlaması etkisini yitirmiş ve hatta DPÖ nün tahminlerine göre 2007 yılında -2.5% büyüme oranı beklenmektedir.  Burada iç faktörler belirleyici olmakla birlikte iç faktörlerin yaratığı olumsuzluğa dış faktörler de ilave olunca etkisi daha fazla olmuş ve hemen hissedilir olmuştur ve olacaktır.

Dış Faktörlerden kuraklık nedeniyle buğday fiyatlarının %50 nin üzerinde artması, petrol fiyatları 120 dolarlara çıkması ve sürekli artış trendinde olması, Moorgage krizinin etiklerinin Türkiye’yi etkilemesi ve bizim de bu çerçevede etkilenmemiz gibi önemli hususuları sayabiliriz.

İç faktörlere baktığımızda ise, yüzölçümü itibarıyle sürekli gayrimenkul yaparak satamayacağımız teknik gerçeği dışında, gayrimenkul piyasasının arz talep durumunun değişmesi,  Gayrimenkul, inşaat kaynaklı büyüme trendinin etkisini yitirmesi, inşaat-ev satışları konusunda kredibilite yitirilmesi, çevre sorunları, kalite sorunları gibi hususlar yabancıların taleplerinin azalması yol açmıştır.  Bu da özel sektörün öngörülerinin sağlıklı olmaması durumu ile ve yurtdışı gelişmelerle birleşince özel sektör ve kamu sektörü Likidite ve kaynak sıkıntısı yaşamaya başlamıştır.  İnşaat sektörünün daha birçok sektörü aktive ettiği iş yarattığı da dikkate alındığında bu etki ekonomide zincirleme olarak olumsuz bir etki yaratmaya başlamıştır.

Kamu sektörü de bunu gerektiği gibi öngöremediği için bütçe gelirlerinde sorunlar yaşamaya başlamıştır.  Bütçe gelirleri açısından zaten kayıt dışı ekonominin varlığını bilyoruz, kayıt altındaki ekonomiden yeterince gelir toplanamaması, ve alınan tedbirlerin palyatif tedbirler olması, bütünlük içinde olmaması nedeniyle amaclananın elde edilememesine yol açmıştır.  Benim görüşüm, ülkemizde artık yapılacak olan düzenlemelerin bir geniş reform paketinin bir parçası olmalıdır. Bu program tek tek sırasıyla düzenli olarak uygulanmalıdır.  Aksi halde palyatif tedbirler ancak geçici olumlu sonuçlar doğuracaktır.

Örneğin: Sosyal güvenlik sisteminin önemli açık verdiğini biliyoruz. Son yapılan düzenlemenin önemli ancak sadece yeni işe başlayacaklara yönelik olduğunu, esas sorunun mevcut sistemdekilerden kaynaklandığı biliyoruz.  Bu konuda bütçeden sürekli artan bir trendde kaynak ayrılması gerekmektedir.  Böyle bir durumda özel sektörde yaşanacak bir daralma (vergi gelirlerinde bir düşüşe ilave oalrak) sosyal güvenlik primlerini azaltacaktır.  Bu azalan primler nedeniyle maaş ödemelerine bütçe katkısı daha fazla olacaktır. 

Kamu kesiminde kamu sektörü reformu kapsamında birtakım çalışmalar yapılıyor olsa da verimliliğe ya da kamu sektörünün üretkenliğine henüz bir etkisi olmadığını görüyoruz. Bu reformun istenilen düzeyde kamu sektörünü olumlu etkilemesi için yapılması gerekenlerin yeterince yapılmadığını düşünmeden geçemiyoruz.  Ülkemizde kamu sektörünün büyüklüğü dikkate alındığında en büyük düzenlemeler bu konuda yapılması gerektiği de ortadadır.

Devlet bütçesi sıkıntılıdır.  Devlet gelirlerinin tahsilinde sorunlar yaşanmaktadır. Gelirleri azalan bütçe maaş gibi ödemeleri yapabilmek için ilave gelir yaratma endişesine düşmüş ve kaygıları artmış ve bu da hata yapma riskini yükseltmektedir.  Ivedi gelir yaratmak için günübirlik kaynaklar ile yanlış ve kolay kaynaklara yönelinmesi riski sözkonusudur. Bu geleceğimiz için önemli sorunlar yaratabilecektir.    

SORU : Peki ne önerilebilir?

Ayşe DÖNMEZER :Burada önerilebilecek husus, aşağıdaki başlıkların (sadece bir kısmıdır) reform progamının mutlaka parcaları olmasıdır: Bu başlıklar çeşitli alt başlıklarda aksiyonlar, zaman ve kimlerin görevli olduğu gibi hususları içermelidir.

1-Gelir Reformu (Vergi ve vergi dışı gelirleri içermesi)

2-Sosyal Güvenlik Sistemi Reformu ( 1. Etap Kurumlara ilişkin yeniden yapılandırma, 2.etap sistemdeki aktif calişanlara yönelik (yaş, prim gibi) düzenlemeler, 3.etap ikinci özel emeklilik sistemleri)

3-Tarım Reformu (Hayvancılık, Bitkisel Üretim, Enerji Tarımı, Tarım Sigortası, Tarımsal Destekleme Sistemi, TÜK ve SEKin çekirdek müdahale kurumu olması)

4-Enerji Reformu (KIBTEK in ayrı bir işletme haline getirilmesi ve sorunlarının tesbiti, öneriler,  alternatif enerji kaynakları konusunda planlama yapılması, KIBTEK in özerkleştirilmesi, elektrik, petrol, gaz, biodizel gibi ürünlerin üretim, fiyatlama, gibi konularını düzenleyecek ayrı özerk bir müdahale kurumu oluşturma)

4-Özelleştirme ( Bu konuda bir organizasyonun oluşturulması (özerklik ve özelleştirme konularının tümünün bu kurum vasıtası ile yapılması)

5-KTHY (Yeniden yapılandırma, özelleştirme-altın hisse ve  halka arz)

6-Telekominikasyon Kurumu (Telefon dairesinin bir işletme haline getirilmesi, bütçe dışına alınması ve yeniden yapılandırılması, özerk bir yapıya getirilmesi ve daha sonra belli hisselerin halka arzının yapılması)

7-Reel Sektöre ilişkin düzenlemeler (özel sektörün önünü açacak yatırımları yönelendirecek, standartların uygulandığı, haksız rekabetin önlendiği düzenlemeler gibi)

8-Bankacılık Sektörüne ilişkin düzenlemeler (Bankaların AB standartlarına getirilesine, denetim sisteminin geliştirilemsi gibi) ve tabi ki

9-Kamu sektörü reformu (kamuda verimliliğin artırılması, bu konuda bir reform programı olsa da yeteri hızda ve yeterli düzeyde destek görmemektedir. Ayrıca bu reformun belediyeleri ve tüm kamu sektröünü de bünyesine alması gerekir.

Hükümet bazı konularda olumlu adımlar atmış olması takdir edilmesi gerekiyor tabi ki. Ancak benim isteğim, biz Kıbrıslı Türklerin yani hepimizin vatandaşı ile kurumları ile özel sektörü ile elini taşın altına koyarak sorumluluk alarak, geleceğimiz için bir reform programı hazırlamamız ve kesintisiz, gereği gibi uygulamaya konulmasıdır. Tabi ki bundan başka çözüm yok noktasına geldiğimizi herkesin anlaması için sorunları tüm yönleri ile bütünlük içinde tesbit ederek, şeffaf bir şekilde herkesle paylaşılması gerekir.

Soru: YAGA ne ile ilgileniyor? Ne yapıyor?

Ayşe DÖNMEZER: Mal ve Hizmet sektörlerindeki yerli ve yabancı yatırımlarla ilgileniyoruz. Doğrudan sermaye yatırımı olarak tanımlanan ve  Sanayi, Eğitim ve Turizm gibi hizmet sektörlerindeki yatırımlar ile ilgili çalışmalar yapıyoruz. ‘FDI’(foreign direct invesment), Doğrudan yabancı sermaye çekmek için dünyada ciddi bir yarış var. Biz de yerli sermaye yanında kendi ülkemize yabancı sermaye çekme konusunda zeminin en iyi şekilde hazırlanmasına katkı yapma uğraşındayız.

YAGA hem yerli hem de yabancı sermayenin ülkeye yatırım yapabilmesine dönük bir çalışma içindedir.

Hedeflenen yatırımlar ise sürekli katma değer yaratan yatırımlardır. Bizim gibi ödemeler dengesi sorunu olan ülkelerde sermayeyi çekmek için fırsatlar yaratmak durumundayız. Biz YAGA olarak bunun için çalışıyoruz. YAGA gibi kuruluşlar dünyanın her yerinde var. Bize ise geçen yıl oluştu ve yerli sermayenin önünü açarken yabancı sermayeyi çekme konusunda da görevlendirildi.

Soru: YAGA’nın misyonları nelerdir?

Aslında 4 temel misyonumuz var. Bunlardan birincisi yatırımcıların bir elden işlemlerinin yapılmasını sağlamak, dosyasını hazırlamak, takibini yapmak ve teşvik alabilmesi için Devlet Planlama Örgütüne aktarmaktır.

İkinci Misyonumuz ise, yatırım alanları ve ülkenin cazibe noktalarının tanıtımını yurt dışında yapmaktır. Bu çerçevede yurt dışında toplantılar düzenleyeceğiz. Kasım ayında İngiltere’de bir (road show) tanıtımtoplantısı düzenleyeceğiz. Oradaki yatırımcılara hitap edecek bir çalışma olacak bu.

Bu arada yatırım alanları da yaratıyoruz. Marina, yat üretimi, biodizel üretimi gibi. Bunların da tanıtım ve anlatımını gerek yurtiçi gerekse yurt dışında gerçekleştirilen toplantılarda yapıyoruz. Bu arada yeni yatırım alanları yaratma konusundaki çalışmalarımızda ilgili piyasa düzenlemeleri konusunda da bir çalışmaların yapılması için ilgili daireler nezdinde girişimlerde bulunuyoruz..

Üçüncü misyonumuz yatırım ikliminin iyileştirilmesine dönük önerilerde bulunmak ve bu yönde çalışmalar yapmaktır. Yatırımcıların sıkıntı duyduğu, mağdur olduğu konularda çözümler üretilmesi için otoriteler nezdinde girişimlerde bulunmak ve takibini yapmak bizim görevlerimizdendir.  Bu arada yatırım ortamının iyileştirilmesi çalışmaları çerçevesinde gerek fiziki gerekse yasal alt yapımızın hazır hale getirilmesi konusunda ilgili otoritelere önerilerde de bulunmak misyonumuzun bir parçasıdır..

Dördüncü misyonumuz buraya gelen yatırım fikri ve öngörüsü olan potansiyel yatırımcıları yönlendirmektir. Bu arada, uluslararası trendleri izlemek ve bizden danışmanlık isteyen potansiyle yatırımcılara bunu aktarmak ve ülkemizde bu yatırımların gelişmesini sağlamaya katkı koymak gerekmektedir. Bu yönlendirmelerde DPÖ’nün çeşitli programları statistikleri ile görüş ve teşviklerle ilgili  bilgiler de yatırımcılara iletilmektedir.

Bugüne kadar YAGA’ya 100’ün üzerinde   başvuru oldu. Bunların önemli bir kısmına yönlendirmelerde bulunduk.

SORU:  Ekibiniz yeterli mi?

Ayşe DÖNMEZER: Yaga sekreteryasında uzmanlardan oluşan yedi kişilik bir kadromuz var. Ayrıca, 5’i özelden, 4’ü kamudan gelen temsilcilerin oluşturduğu bir yaga komitemiz var. Komite ne yapıyor? Bildiğiniz üzere, ülkemizde bazı yatırımlara taşınmaz mal konusunda da teşvikler veriliyor. Bunların dağıtımında yaşanan sıkıntıların önlenebilmesi için arazi tahsislerinde YAGA’ya söz söyleme hakkı verildi. İlgi alanımıza giren yatırımlarla ilgili tahsislerde YAGA Komite kararı önemlidir. Bu konuda görevine yeni başlayan Yaga Komitesi gerekli değerlendirmeyi yaparak kararını verecektir.

YAGA tarafından yardımcı olunacak, değerlendirilecek projelerin 500 bin Amerikan Doları ve üstü sabit sermayesi olması ve ayrıca yeni, bir yatırım olması kriteri sözkonusudur.

Bu arada NİŞ  özellikli yatırımlar konusuna özel önem veriyoruz. Bu konularla da YAGA ilgilenerek o yatırımın ivedilikle hayata geçmesi sağlanmış olacaktır.

Örneğin ‘Verigo Üzüm’ konusu.. Verigo üzümde yabancı yatırımcıdan ‘Know How’ alarak bunu büyük bir ihraç ürünü haline getirmeye çalışıyoruz. Sofralık pahalı bir ürün olarak bunu dünyaya sunmak için ‘Know How’ı olan profesyonel bir yatırımcı bulma arayışındayız.

Bir başka örnek: Health Center konusu.. Beş yıldızlı ve üzeri aktivite sunabilecek kalitede, yaşlılara dönük bir hizmet sektörü geliştirme yönünde yatırım yerleri yaratmaya çalışıyoruz. Soğuk ülkelerdeki , burada yaşayan yabancıları çekecek, ve tabi ki bir de kendi yaşlı ve üst düzey hizmet isteyen insanımızın gidebileceği yerler yaratılmasını hedefliyoruz. Bu alanda hizmet verebilecek kaliteli merkezler oluşturulabilir. Bunun için de ‘Know How’ gerekli. Bu konuda da çalışmalarımız ve arayışlarımız sürüyor.

Bu çalışmalar daha da geliştirilebilir. Marina ve YAT üretimi konusu bir başka örnek. Ülkemiz YAT yollarının üzerindedir. O yollar üzerinde ‘Marina’lar yaratarak yatçıları buraya çekebiliriz. Özellikle Avrupa’da parasını yatlara harcayan, ev yerine yat alan emekli insan sayısı artmaktadır. Akdenizde dolaşan yat sayısı arttı. Biz de bundan payımızı hem onların demirleyeceği marinalar hem de satın alabilecekleri yatlar üreterek, alabilmeliyiz.

Girne’de bir de İskele yapımının gerekli olduğunu düşünüyoruz. Kıbrıs meselesi çözüme ulaştığında gelebilecek muhtemel ‘Cruise gemi’lerin yaklaşabilmelerini sağlayacak bir iskele. Tabii ki bunu Girne’nin yapısını koruyarak yapmalıyız, çünkü Girne o güzel yapısı ile onlara güzel bir kültür sunacaktır.

Sonuç olarak, yurt dışı trendlere bakarak projeler geliştirmek ve yönlendirmek konusunda çalışmalarımıza devam edeceğiz.

SORU: Yatırım yapabilirlik konusunda sıralamasında KKTC kaçıncı sırada?

Ayşe DÖNMEZER: Bunu belirlemek için Dünya Bankasının uyguladığı bir yönetim kullandık. ”Doing business index”. Bu metodu uyguladığımız zaman karşımıza çıkan tabloda, 180 ülke arasında 107’inci sırada olduğumuzdur. Bizim hedefimiz yatırım ortamını iyileştirici önerileri ilgili otoritelere sunarak bu konuda çalışmalar yapalarını sağlamak ve indexdeki sıralamadaki yerimizi daha iyi bir noktaya çekebilmektir.

Bu çerçevede, bir proje çalışması başlatmış bulunuyoruz. Yatırım tanıtım ve destek stratejisi projesinde ayrıca Dünyada hangi sektörlerin geliştiğine ve bunlardan hangilerinin bize uygun olduğuna da bakacağız. Ekim ayında bitecek olan bu proje çerçevesinde yatırımcılarla 2 Atölye çalışması yaparak çeşitli sektörleri konuşmak istiyoruz. Bu bize doğrudan sermaye yaklaşımlarında bir perspektif getirecektir.

SORU: YAGA DPÖ’nün yerini mi alıyor?

Ayşe DÖNMEZER:  Bu konuda çeşitli dairelerde endişeler var. Bunun nedeni YAGA’nın tam tanınmamış olduğundur diye düşünüyorum. Yaga diğer kurumların işini yapmıyor. YAGA, DPÖ’nün, Çevre Dairesinin ya da Şehir Planlamanın yerine oynamıyor. YAGA tamamlayıcıdır. Yatırımcıya yardımcı oluyor ve yeni yatırım alanları hazırlanmasında rol alıyor. Yatırımcılar için yatırım alanları hazırlayamazsanız yatırımları çekemezsiniz. DPÖ nun ortaya koyduğu plan, programlar bizim için ana kaynaklardır. Dolayısı ile yatırımcının proje dosyasını eksiksiz tamamlanmasını sağlamaya, bu çerçevede gerekli yazısmaları yapmaya ve daha sonra da DPÖ’ne teşvik belgesi alınması için müracaatına yardımcı oluyoruz takip ediyoruz.   

SORU : Yatırımcıları nasıl bilgilendiriyorsunuz? Bürokraside sıkıntılar yaşıyor musunuz?

Ayşe DÖNMEZER: Yaga’yı ziyaret eden yatırımcılara direkt bilgi sağlamaya çalışıyoruz, daha sonra ise konuları ile ilgili olarak gelişmelerden haberdar ediyoruz. Yaga tarafından hazırlanan projelerde ise duyuru usulünü kullanacağız. Böylelikle tüm yatırımcılara eşit fırsat sunmayı hedefliyoruz. Yatırımcıların yatırım projelerinin çeşitli daireler nezdindeki  bazı yazışma ve incelemeleri, aracılığımız ile olmaktadır. Bu süreçlerde çok zaman harcanıyor.  Bürokratik engellerle biz de malesef karşılaşıyoruz. Yaga, süreci hızlandırmak için oluşmakla birlikte bu konuda daha yapılacak çok şey var. Bu gibi engelleri bürokrasideki kontaklarımızla ve gerektiğinde, Başbakanın desteği ile aşmaya çalışıyoruz. Umarız ki bürokrasi zamanla büyük bir sorun olmaktan  çıkacaktır.

Biz YAGA’da pratik çalışabilecek bir sistem yaratmaya çalıştık. Umarim güzel bir örnek yaratabiliriz ve bu yolla diğer kamu kurumlarında da o pratikliği görmek mümkün olur.

SORU : Gerçekleşen bir proje örneği verebilir misiniz?

Ayşe DÖNMEZER: Çevremizi olumsuz etkileyen peynir altı suları ile ilgili bir proje hayata geçiyor. Yatırım yeri bulundu, yeni bir teknoloji olarak gündemimize girecek.  Şu anda çed raporu tamamlanmak üzere, daha sonra ise DPÖ ne yatırımcı adına başvuracağız. Bu konuda piyasa düzenlemesi de gereklidir. O nedenle,Çevre Dairesinin, peynir altı suyu atığının oluştuğu süt ürünleri üreten fabrikalar nezdinde birtakım düzenlemeler yapması sözkonusudur. Bu atıklar yatırımcımızın hammaddesi olduğu için sözkonusu düzenlemenin olması çok hayatidir.  Alt yapının oluşmasının öneminin anlaşılması açısından açısından bu önemli bir örnektir.

SORU : YAGA gerekli mi değil mi tartışmalarına nasıl bakıyorsunuz?

Ayşe DÖNMEZER: YAGA gereklidir ve önemlidir. İnanmasaydım ben ve çalışma arkadaşlarım burada olmazdık. YAGA’nın gerekliliğine inandığım için burdayım. Özerk yapısı, siyaset dışı yapısı korunduğu sürece YAGA hedeflerine ulaşabilir ve kendisinden beklenen başarıyı sağlayabilir. Buna inanıyorum.

   1407 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

 
  Reklam  |  Künye  |  İletişim  |  Sık Kullanılanlara Ekle  |  Açılış Sayfası Yap
© 2000 - 2008 KIBRIS POSTASI - Version 2.1 | ¤° o O
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: haber@kibrispostasi.com
Kıbrıs Postası
Anadolu Ajansı Abonesidir. 
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dýþarýya link Last Digital

Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kıbrıs Postası harici linklerin sorumluluğunu almaz.