Siyasi partiler İngiltere'deki Türklere "3 Mayıs'ta gidip oy verin" dedi
İngiliz siyasi yelpazesinin her yanından çok güçlü bir konuk kitlesi, Londra seçimleri öncesi Türk asıllı İngilizleri hedef alan TV programına katıldılar.
Konuklar arasında İşçi partisi belediye başkan adayı Ken Livingstone ve dört Londra Büyükşehir Meclisi üyesi- Dr Shahrar Ali (Yeşiller), Andrew Boff (Muhafazakâr), Murad Qureishi (İşçi), ve Shas Sheehan (Liberal Demokrat) yanında John Colbert (Communications Workers Union/İletişim Çalışanları Birliği-CWU), Azad Ali (Islamic Forum of Europe/Avrupa İslam Forumu), Fahri Zihni (Ambargolular) ve Vatan Öz (Avrupa gazetesi) gibi siyasi yorumcular yer aldı. Fevzi Hüseyin'in ev sahipliği yaptığı programda konuklar seçimlerle ilgil ana konuları ele aldı. Katılımcıların hepsi de Türk asıllı İngiliz toplumuna 3 Mayı'ta oy kullanatak varlıklarını hissettirmeleri için güçlü çağrıda bulundular.
Böylesi yüksek profile sahip siyasi konuklardan oluşan bir grup, 'Londra 2012 Seçimleri İngiltere'deki Türkler Karar Veriyor" başlıklı program İngiltere'deki Türk seçmenlere hitap etmek için bir araya geldi. Her ne kadar başta bazı teknik sorunlar Kıbrıs Genç TV'deki iki saatlik programı yakasını bırakmamakta inat etmiş olsa da bunu kanalık Kuzey Londra'daki stüdyolarındaki canlı tartışma takip etti. Ken Livingstone, canlı telefon bağlantıları sırasında kampanyasının, "kampanyaya verilen bir milyondan fazla taahhütle - 1990'lı yıllardan bu yana İşçi Partisine verilen en iyi destek gösterisi- çok iyi gittiğini söyledi. İngiliz ekonomisinin kötü durumunun kendi politikalarını şekillendirdiğini kaydeden Livingstone, "Bu, taşımacılık ücretlerini düşürüp, genç insanlar için Eğitime Devam Ödeneğini düzelterek ve Londra'daki fahiş kiraların üstesinden gelip parayı sıradan insanların cebine tekrarkoymakla ilgili bir şey" diye konuştu.
Kendisine Kuzey Kıbrıs ilanlarını yasaklaması da dahil olmak üzere geçmişteki Türk karşıtın eylemlerinin hatırlatılması üzerine Livingstone, "Her iki tarafla [Kıbrıs'taki] iyi ilişkiler geliştirmek istiyorum. Londra'da bir arada yaşayan Kıbrıslı Türk ve Rumlar var, gelin bu hoşgörüyü Kıbrıs'a ihraç edelim. Ayrıca ben İstanbul'u 2008'den buyana iki kez ziyaret ettim. Türkiye dünyanın önde gelen oyuncularındandır. Bir Belediye Başkanı olarak daha yakın ilişkiler oluşturacak ve dinamik Türkçe konuşan İngilizler topluluğuyla yakın çalışmalarımı sürdüreceğim" diye konuştu.
Türk gazete editörü Vatan Öz ise her ne kadar birçok Türk Boris Johnson'u beğeniyor olsa da sonunda Ken Livngstone'un bu topluluğun oylarının çoğunu alacağı yorumunda bulundu. Öz, "yüksek oranda intihar, çete kültürü ve anti-sosyal davranışlar toplumumuzun belası haline gelmiştir. Ayrıca bize Türk ve Müslüman olarak da değer verilmesini istiyoruz. Bu sorunlara eğilen tek aday Ken Livingstone olmuştur" diye konuştu
CWU Kampanya müdürü John Colbert ise seçimde "kişiler değil siyasetlerin" yarışması gerektiğini kaydederek Boris Jhonson'u elit tabakanın çıkarlarını korumakla"eleştirdi. Colbert, "Ken Livingstone Londra Belediye Başkanı olarak ortaya, ulaşım ücretlerinin düşürülmesinden ulaşım merkezlerinin Londralılar için düşük maliyetli sürdürülebilir enerji yaratılması amacıyla kullanılmasına kadar, sıradan işçi sınıfı insanların yararına olacak en ilerici politikaları koymaktadır" dedi.
Londra Liberal Demokratların Başkanı Jonathan Fryer, "son dört yılda büyük itibar kazanan" belediye başkan adayları Brian Paddick'in daha iyi bir destekle yüksek profilli bir kampanya sürdürdüğünü kaydetti, ancak, muhtemelen kazananın Borris Johnson olacağını kabullendi. Ancak Fryer yine de Liberal Demokratların Meclis'te iyi yer alacaklarına inandığını kaydederek şöyle konuştu: "Eşit olarak paylaştırılmış erkek ve kadın adaylarımız var ve Shas Sheehan gibi kişiler Londra'nın çeşitliliğinin layık olduğu şekilde temsil edilmesini sağlayacak".
Hackney sakinlerinden Andrew Boff, çok kültürlülüğün önemine işaret ederek parti lideri David Cameron ve Londra Belediye Başkanı 'a karşıt bir duruş sergiledi. Boff, "Ben bir East End çocuğuyum ve çeşitliliğimizin bu kenti muhteşem yaptığını biliyorum. Birçok kişi siyasetle ilgili olumsuz düşünüyor. Bana göre siyaset insanların önemi olana bağlamakla ilgili bir şey. Bir gün İngiliz Müslümanlarla birlikte bir caminin dışında durarak EDL'ye karşı çıktım, daha sonra Stamford Hill'de ve ardından da gençlikteki şiddetle ilgili kaygıları tartışmak için Türk toplumu gruplarıyla bir araya geldim" diye konuştu.
İşçilerden Murad Qureishi ise şöyle konuştu: "Türkler açıkça, Londra'ya siyasi, kültürel ve ekonomik açıdan büyük katkıda bulunan önemli bir toplulukturlar. Onlarla birlikte çalışmak ve ihtiyaçlarıyla arzularını temsil etmek için can atıyorum".
Dr Shahrar Ali ise mevcut siyasi çerçevenin ne kadar Londralıyı hayal kırıklığına uğrattığı konusuna yoğunlaşarak, Yeşillerin yaşayabilir siyasi alternatif sunduklarını kaydetti. "Nerede meydana gelirse gelsin haksızlık ve ayrımcılığa karşı savaşıyoruz. Bizler Londra'daki Türk toplumunun dostlarıyız" diye konuşan Ali, söz konusu toplumun bu kente yaptığı değerli katkıları hatırlattı.
Bir Liberal Demokrat ve Güney Londralı olan Shas Sheehan ise Londra Büyükşehir Meclisi'ne giren ilk Müslüman kadın olmayı hedefliyor. "Bizler Londra'nın seçilmiş temsilcilerinin Londralılar gibi olmalarını istiyoruz. Bu nedenle mecliste etnik ve cinsiyet dengesinin bulunması önemlidir. Bizler bu seçimlerde üç ana konu üzerinde mücadele veriyoruz: Ulaşım, Polisle sağlanan güvenlikle suç ve Konut."
Avrupa İslam Forumu Müdürü Azad Ali, ise Müslüman İngilizlerin katılımın geleneksel olarak az olduğu bölgelerde bile yüksek oranlarda oy kullanma eğilimlerinin arttığını ifade etti. Ali, seçmenlerin %60'ının oy kullandığı son Bradford ara seçimlerine işaret ederek, "Müslüman İngilizler ana İngiliz siyasetiyle gittikçe daha ilgili hale geldiler. Seçim tercihleri, oy veren bir topluluk olarak olgunlaştıkça değişecek olsa da, uzun vadeli siyasetler yarine belirli konulara olan ilgi tarafından şekilleniyor" diye konuştu.
Programın sponsorlukları, her ikisi de İngiltere'deki Türk seçmenlerin katılımını arzulayan, İletişim Çalışanları Birliği ve Kıbrıslı Türk İnsan Hakları Grubu Ambargolular tarafından üstlenildi. Boris Johnson, Brian Paddick ve Jenny Jones da programa davet edilmiş olmalarına karşın daha önceden verilmiş olan sözleri nedeniyle katılamadılar.
Programın sunucusu Fevzi Hüseyin, "Bu akşamki programın düzeni inanılmazdı. Bu gösteriyor ki siyasi süreçle ilgilendiğimizde partiler İngiltere'de yaşayan Türk toplumuna konuşmakta isteklidirler. Eğer sesimizi duyurup, nüfuzumuzu hissettirmek istiyorsak, o zaman gidin ve 3 Mayıs'ta oy verin" diye konuştu.
Yorumlar
Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.