Hükümet ne zaman zam yapsa biliriz ki memleketin bilumum STÖ’leri feryat figan bağıracaklardır: “Derhal zammı geri al!”
Bu kez de gelenek değişmedi. Hükümet akaryakıta zam yaptı STÖ’lerinden bazıları anında protestolarını beyan ederek, “zamları geri al” çağrısı yaptı.
Çok iyi biliniyor ki hele akaryakıta yapılan bu zammı zaten öncekilerde de yapılanların hiç birisi geri çekilmediydi, Hükümet iptal etmez.
Pekala çok iyi bilinen bu gerçeğe karşılık neden her zamma “geri çek” diyerek hep ayni tepki konmakta? Ve neden bir kez olsun öyle geldi böyle gider kuralını yıkacak eylem farkı yaratılmamakta?
Yaratamazlar da ondan. Çünkü bugüne kadar STÖ’leri “başları” rollerini oynarlarken bünyelerini oluşturan üyelerini sadece “istemek” üzerine motive ettiler. İstedikleri ise eğer kamu görevindeyseler “maaşlara” zam, çiftçi hayvancı turizimciyseler teşvik muafiyet indirim, ötesi özel sektör çalışanlarıysalar ucuz krediler, vergilerde KDV’lerde fonlarda indirimler. Tümünü toplayıp eşit işaretini çektiniz miydi sonucu “para” çıkmakta!
Parayı veren düdüğü çalacağı için de Hükümet bir yandan vermekte öte yandan verdiklerini almakta! Tekerlek böyle de dönüyor, siz ona bakın.
ANCAK BU KEZ TEKERLEK GICIRDIYOR: Çünkü Hükümet 2008 mali yılında mesela Başbakan’ın ifadeleri ile “başımı veriririm maaşlara zam yapmam” dediydi. Para yok!
Biz de şöyle dediydik. Öyleyse Hükümet’i alîleri olarak siz de zammı durdurun, yeterlidir dediğiniz halkın alış gücünü koruyun. Tam aksi oluyor: Maaşlara zam yok ama ötesi bilumum emtiaya harçalara fonlara falan sürekli zam var. Dört yılda hazinenin dibini buldular şimdi bu metotla kuyruğu doğrultacaklar!
Eksik bıraktık: STÖ’leri bu 2008 mali yılını kurtaramadılar. “Para” dediler miydi arkalarına takılan binlerce üyelerinin güç gösterilerine karşın Hükümet karşısında yenik düştüler. Ve Hükümetin koyduğu her zammla birlikte tuş oldular. Onun için boşuna feryat etmesinler. Bu akaryakıt zammı da kalacak!
***
Öğretmenliğimizden biliriz: Otuz beş yılımızı çocuklara nasihat ederek geçirdik. Maşallah onca nasihata karşın bakın yetiştirdiğimiz çocuklarımıza: “Uyuşturucuya başlama yaşı on yedilere kadar düşmüş! Yeni nesil eskiler kadar okumuyormuş! Üniversiteler bile başlangıç aşamasında öğrencilere mezun oldukları lise düzeyinde öğrenim vermek zorunda kalıyormuş!
“Onca nasihat, onca lafazanlık, maşallah ne gençler yetiştirmişiz” demiyoruz. Çünkü o gençlerin arasında KKTC’yi aşan bilgi donanımına sahip olanlar da vardır, spor sanat dendi miydi TC ile boy ölçüşenler de. Yani genelleme yapmıyoruz. Sadece şunu söylüyoruz. Yetişmekte olan gençlere nasihat değil, adam gibi eğiticilikle öğrenim verecek adam gibi eğitimciler gereklidir.
VE GELELİM TEPE POLİTİKACILARIMIZA: Hangi kez çocukları karşılarında görseler başlarlar nasihata. Son günlerin modası “Su” ise ondan söz ederler! Söyleyin babalarınıza araba yıkamasınlar derler. Hızlarını alamadıklarında “on ton su harcamasını aşan daha çok para ödeyecektir” tehdidini savururlar!
Söylemeyi unuttuk: Çocuklar büyükler gibi değiller. Hep dinlerler. Bu nedenle olmalı artık politikacılar kendilerini dinlemeyen büyüklere ne zaman nasihat edip mesaj göndermek gereğini duysalar, kendilerini uslu uslu dinleyen çocuklara konuşurlar!