Kabul etmekte hem ruh sağlığımız hem de geleceklere yönelik ilerleyişlerimiz yönünden yarar vardır. “Bu adada çözüm güç olacak, belki daha çok uzun yılları gerektirecek. Olsa bile paylaşım kavgasının içine girecek olan mülk sorunu, denizlerin kullanımı, TC’nin garantörlüğü, İngiliz’in üsleri, iki bölge arası ticari ilişkiler ve benzerİ yığınla sorun güncelliğin içindeki tartışmalarıyla sürecek. Türk-Rum çekişmesi hiç bitmeyecek. Allah çocuklarımıza sabır, dayanma gücü, dayanmak için akıl izan bahşede…
Ancak öyle olacaktır diye ne yaşama küsülecek ne Devlet oluş silkelenecek. Ateşi sönmüş siyasi sorun ılıman iklimlerde devam edecek!
BUGÜN İKİ PARTİDEN SÖZ EDECEKTİK: Birisi UBP diğeri CTP. Birinin kimliğinde “ana muhalefet” ötekinin “iktidar” yazılı. Fakat ne UBP ana muhalefet görevini yapabiliyor ne CTP iktidar erkine sahip çıkabiliyor. Her ikisi de “bünyesel zafiyet” içinde. Her iki parti de tahta kurtları gibi kendi içlerini kemirip oyan partililerle dertte!
UBP’YE BAKALIM. Geçen günlerde, “ben varsam UBP vardır yoksam yoktur” saplantısını politik misyonunun psikozu haline getirmiş Eroğlu’nun her halde yanında kalakalan üç beş kişiden birisi olması gereken Taçoy dediydi ki “UBP’nin başkanı Eroğlu’dur. Memlekette demokrasi vardır, başkanlığa adaylığını koyacaktır…”
Eroğlu için devri iktidarında da şimdilerde de çok yazıp konuştuyduk. Vadesi dolduğu için tedavülden kalkması gereken eskimişliğine takılmış, eğer UBP’yi iktidara taşımak sevdasında yanıyorsa yüreği, genç kadroya onca yıllık tecrübeleriyle omuz vermesi en güzelidir demiştik. Belli ki adam “başkalarına destek vereceğime kendime çalışırım” diyor.
Ve gitgide o kadar şaşırıyor ki “şerri” benimle Özer Raif’e bile dokunuyor! Ki şerrinin dokunması bir yana, teşekkürlerlerine mazhar olmamız gerekirdi.
Neden mi? Mesela üç yıl süreyle Kanal T’de sürdürüp götürdüğümüz programımızı yaparken hiç şaşmayan tutumda “meydana düşen kurtulmaz seng’i hezimeten” diyerek Sn. Talat’la giriş yapar, Başbakan Soyer’le devam eder, olayların gelişimine göre Bakanları tefe koyar çalar, vesselâmı kelâm CTP iktidarını didiklerdik.
UBP’li olmadığımız halde UBP için bundan daha güzel destek mi olurdu? Hatta “yapamıyorsunuz” dediğimiz muhalefet görevini “işte böyle yapılır” demek imajını da çakarak!
Tutun ki mevcut iktidarı eleştirmek ana muhalefetin yararına olmalıydı. İşte Eroğlu ve refikaları “Kanal t’deki bu sesi susturdu!” Ağırlığı iktidarı eleştirmek olan programımıza müdahale edip baskı kurarak bizi saf dışına ittirdi!
Eroğlu politika’dan bu kadar anlar! Zaten anlasaydı ne UBP 13 milletvekilliğine kadar düşerdi ne de artık kimselerin dikkate almadığı, aksine herkeslerin “çekil artık. Onca yıl politikadan kazandıklarınla git otur köşende, karıştırıp durma” demezlerdi. (Biz, bunları dedikleri için aktarıyoruz.)
Ve işte şimdi bu Eroğlu UBP’ye yeniden başkan adayı olacakmış! Kalan on üç milletvekilini de yeyip bitirmek için! Geçelim ve gelelim CTP cephesine:
CTP DE KAYBEDİYOR: Geçen gün partiye gönül vermiş dediğim bir CTP’li ile konuşuyorum. Hatırlatıyor. “Soyer Hükümet’e karşı çıkan sendikalara kızıp sizin oylarınıza ihtiyacım yoktur” derken ne yaptığını biliyor mu?” Ve ekliyor: “O zaman kimin oyuna ihtiyacı vardır?”
Olaylar malum. Birleşik Güçler çoktan gitti. Yerine, Soyer’li Hükümet’in Sendikaları, Sendikalarla STÖ’lerinin de Soyer’li Hükümet’i sürekli suçlama dönemleri geldi. Hükümet bir yanda destekçileri olması gereken kesimler öte yanda. Tutun ki UBP’nin yapamadığı muhalefeti siyasetten sosyo ekonomik sorunlara kadar kendilerini iktidara taşıyan kesimler yapıyorlar.
Fakat CTP’nin de artık sorması gerekir. “Nerede nasıl hata yaptık ki kendi tabanımızla zıtlaşıp kavgaya girdik?” Buna cevap vermeden “oyunuza ihtiyacım yoktur” demek politik kızgınlık gösterisi değil, köprüleri atmaktır. Kısaca CTP, şaibeli ÖRP’le birlikte Hükümet oluş “yalnızlığını” oynuyor, bu da KKTC’ye olumsuzluğuyla yansıyor.