Sn. Denktaş kırk yıl uğraştı başaramadıydı. Eğer Sn. Talat başarır ve de Kıbrıs siyasi sorununun çözümünün altına imzasını atarsa…
Dünysal bir olayın, işte o zaman dünyasal “lideri” olacak. Tutsun diye dua ediyor. Hristofyas’lı takım çalışma gruplarında tıkanıklık var, tümden uzlaşıya varılmadan kapsamlı görüşmeler başlamaz, gerekirse erteleme olmalıdır dedikçe Sn. Talat, bazı konularda tam anlaşma sağlanamayacaksa da benim çözüm umudum bakidir diyor.
Hangi sorunlarda uzlaşıya varamıyorlar sorusuna gelince: Önce hangilerinde uzlaştılar açıklasınlar, sonra konuşuruz. Çünkü kahve telvelerine bakıp yorum yapmayı, dört beş kişi de olsalar okuyucularımıza karşı saygısızlık sayıyoruz.
DAÜ’DE NELER OLDU
Kendisini CTP’nin “adamı” olarak sunan Tahir Çelik halefi olduğu rektörlüğe vekâlet ederken üniversite bünyesinde yapılan ön seçimlerde Ufuk Taneri’ye öğrencisinden işçisinin, öğretim görevlilerinden personelinin oylarına kadar yenik düştüğü sandıklardan “rektörlük için makbul olmayan aday” olarak çıktı!
Önce “DAÜ’de yenilgiye uğrayan CTP’dir” diye düşündüydük. Sonra bu düşünceyi sildik yerine “Çelik”i koyduk.
Şimdi son sözü söyleyecek olan Senato ile mesela Sn. Cumhurbaşkanı Talat’ı gözleyeceğiz, buna karşılık büyük olasılıkla Ufuk Taneri yeni Rektör’dür diyeceğiz.
SORUN DEVAM EDİYOR AMA: Önce hatırladığımız için yine hatırlatalım: “Eğer iktidar ile siyasi partiler DAÜ’nün üzerindeki ellerini çekmezler, bu üniversiteyi mülkleri olarak görmekten vaz geçmezler ve “benim adamım, benim sultam” diyerek kampüsü yönetme sevdasını terketmezlerse; Taneri değil, Peygamber Aleyhselâm gelse göreve DAÜ’yü salâhâ erdiremez!
Ve yine hatırladığımızı yazalım: Geçmişin Rektörü Özay Oral’la hatırı sayılır konuşmalarımız olduydu. Oral sadce DAÜ’yü yaratmakla kalmadı, siyasilerin at oynattığı Üniversite içinde dengeleri de koruduydu. Ki ne zaman iktidarla ona bağlı VYK’undan istihdam edilmesi için emirler yağdırılırdı makamına, “tamam” derdi. “Siz de bunu yapın, dediğiniz olsun!” Eh bu memlekette işler ancak böyle yürürdü, Oral da öyle yürüttü. Mesela gelirlerin anaparasını adı sanı duyulmamış TC’deki bankalara yatırır, yüksek olan faizini giderlerde kullanırdı.
Sonunda işler sarpa sardığında “tüm mülkümü, paramı servetimi DAÜ’ye bağışlayacağım, ancak şartım tek yetkili olmamdır” dediydi. Mümkünü mü vardı?
Ne var ki Özay Oral’ın Allah’ı var, bugün de DAÜ’ye tutun ki Özay Oral gibi Rektör gerekmektedir. Ki Halil Güven onca direnmesine karşın koruyamadığı dengeler nedeniyle yenik düştüğünde, “benden bu kadar” dediydi.
TANERİ’NİN İŞİ ZOR: Bir devrede yardımcılığını yapmış da olsa Rektör olmak başka bir olay. Şimdi çoğunluğunca oy verenler “diyetlerini” de isteyecekler, “seni Rektörlüğe getirdiğimiz gibi götürmesini de biliriz” diyecekler.
DAÜ’de sorunlar tümen tümen. Çelik maaşları dolar bazında 1.4’e sabitleyerek parasal sorunu çözdüydü. Büyük borç hâlâ ortada. Üstelik “kurtuluşa” yarasın diyerek harçları da artırdılar! Önümüzdeki dönemde bu harçları hangi babayiğit öğrenci ödemeyi göze alarak DAÜ’ye kayıt yaptıracak, meçhul.
Öte yandan kampüs Afrikalalarla doldu. Eğitim seviyeleri düşük. Bir kısmı da burslu! Fakat lafazanlık gırla: “Altmışı aşkın ülkenin bayrağı dalgalanıyor DAÜ’de!” Ve haber verelim. Üniversite bünyesindeki öğretim kadrolarında “eskiler ve yeniler” olayı “kalitenin” mihenk taşına vuruyor, “eskiler” etkisizleştirildikçe “yeniler” etkin oluyor. Ve tabi olmuyor!
Birgün nedenini yazarız diyerek kısa keselim: Ufuk Taneri Kimya üzerinde bir prof. Eğer o kimyasını iyi bildiği matematiğiyle harmanlayıp “dengeleri” DAÜ’nin çıkarları için kuramaz ve de siyasi erk sahiplerini hoşnut edecek çok kolay olması gereken “dengeleri” kurmaya çalışırsa, bugünün DAÜ’sü bile aranır olacaktır!