kibris cyprus news haber kibris cyprus news haber
25 Temmuz 2008, Cuma Reklam  |  Künye  |  İletişim  |  Sık Kullanılanlara Ekle  |  Açılış Sayfası Yap

  ARŞİV
   


 ÇOK OKUNANLAR
Talat kızını evlendiriyor
 
Tek egemenliği prensip olarak kabul ettik
 
KTHY Bodrum seferleri başlıyor
 
Görüşmeler 3 Eylül'de başlıyor
 
Çatalköy'de hırsızlık
 
Kolay konularla başlayacaklar
 
Sendikalar direniş hazırlığında
 
Ön yargılar bir yana bırakılmalı
 
CTP'de AKPA konulu toplantı
 
Erdinç Gündüz Kıbrıs Postası'nda
 


Sırp Kasap Yakalandı
Rauf R. DENKTAŞ
Rum Siyasilerden Al Doğru Haberi
Prof.Dr.Ata ATUN
Son sözü halklar söyleyecek
Mete TÜMERKAN
Güven aşağı, öfke yukarı doğru giderken...
Hasan HASTÜRER
Onca Güzelliklere Yakışmıyor Bu Çirkinlikler
Eşref ÇETİNEL

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   18 Mayıs 2008, Pazar Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Başbakan Soyer kızının evinin olduğu mahallede bisiklete binmiş,  çocuklar kadar şen sokak aralarında tur atıyor.  Ve bazan onu sabahın erken saatlerinde ve de halkın içinde büfe önünde sandüvicini yerken,  bazan kahvesini yudumlarken bir kahvede görürsünüz.  Kibirsiz,  yalın,  sıradan bir yurttaş gibi.

Sn. Talat Lokmacıyı geçmiş halkın içine karışmış Türk’ü Rum’u etrafını sarmış.  Yanında  koruması var mı yok mu belli değil.  Elini sıkan boynuna sarılan insanlarla sarmaş dolaş.  Sanırsınız ki onca sorunlar yumağıyla sarmalanmış Cumhurbaşkanı değil,  bir zamanlar  “halkım”  diyen o tanıdık üniversite öğrencisi.  Biraz utangaç ve çekingen ama mütevazi.

Yahut ötesi Bakanlar…  Tümü de içimizde,  yanımızda,  sohbetlerimizde.  Müsteşarları milletvekilleri çökmüş yamacımıza,  anlatıp gülüyor,  dinleyip cevaplıyorlar… Tutun  ki halk ile halkçılık bu işte.   Tepedekiyle tavandaki insaca ilişkilerde buluşuvermişler…

Hangi ülkede vardır böylesi içbarışı çakan,  “sen ben yoktur, biz varız” diyen,  olanca siyasi görüş ayrılıklarına,  sınıfsal farklılıklara karşın birbirleri ile  her mekânda insanca ve uygarca ilişkiler kuran imtiyazsız sınıfsız bir halk topluluğu?

BU GÜZELLİĞİN AYNASI KIRIK AMA:  Şimdi sormak gerek:  Hangisi doğru hangisi yalan?  Başbakan’ının Cumhurbaşkanı’nın velesbitlerinin üzerlerinde turlayarak, halkla sohbet ederken  kahvelerini yudumlayarak,  birbirlerine sevgi dolu gülüşler katarlarken,  devlet sorunlarını bile tartışabilirliğin  özgürlüğündeki barışın demokrasilerde yansıyan güzelliği mi yoksa halk kademeleri ile makam sahiplerinin birbirlerinin boğazına yapışmış ellerini sıktıkça canhıraş feryatlarda canları çıkartmak pahasına süregelen kavgaları mı? 

O ZAMAN BİR DAHA SORARSINIZ:  Riyakârlıkla doğruluğun sınırını kimler nasıl çizip bir adım geri attılar mı  “halkçı ve barışçı,”  bir adım öne çıktılar mı  “Devletin canına okuyan yöneticiler takımı” olmaktadırlar?  Nasıl olur da bir sabah birlikte kahveler yudumlanırken  herkesler yerli yerine,  işine gücüne döndükte  bırakın kırk yılın hatırını,  kırk dakikasına bile dayanılamadığı gerçeklerde kavganın kavgacıları olunmakta?  Kısaca  kim  “suret’i haktan” görünmek için numara yapmakta,  kim  politikayı fazilet olmaktan çıkartıp içbarışı tepeleyen güvensizliği çakmakta?

Çok daha kısaca:  Halk mı yalancıdır yoksa hep öyle geldiler  böyle giderler yargılarında mahkûm olmuş, memleketi yönetme iddiası ile iktidara gelen politikacılar mı?  Kim kimi iğfal ediyor?

BU SORULARA YANIT VERMEDEN KTOEÖS’sını kınayıp protesto etmeyin.  (Kaldı ki  Sendikaların elindeki bu grev hakkıdır ki  demokrasilerde olmazsa olmazları çakan zıt güçler dengesini sürdürür. Eğer o dengeler Yönetenler leyhine bozulur,  Sendikalar Hükümet kanadına yenik düşerlerse  demokratik rejim ne kelime.   Siyasi parti iktidarları sultasının oligarşisine de düşülür tekeli çakan monarşiye de.   Ki geçmişin UBP’sinde yaşandıydı.)

Buna karşılık bir daha sormalı.  Neden Sendikalar hep art niyetli, suçlu,  Hükümete düşman oluyor da Hükümet hep haklı, işinde, gücünde, icraatında ve doğru yolda?  Ki o  Sendikalar dediğinizin bünyesinde üç binleri orsa etmiş   öğretmen vardır. 

Pekala sorun nedir?  Öğrencilerin eğitim öğrenimde uğradıkları kayıpları mıdır?  Öğretmenlerin yenen hakları mıdır?  Hükümet’e gasbettiği iddia edilen  Sendika başları mıdır?    

Oysa bu sendikalar velespitlerinde şen çocuklar gibi tur atabilen,  halkla kahvelerini yudumlayan  iktidarın. Verilen haklar da vakti zamanında  “ne bu bonkörlük” dediğimize nazire kendi kararları!  Şimdi bu “sendikacılarla” mı kahvelerini yudumlayıp  sorunu çözemez,  çocukların eğitim öğrenim kayıplarını önleyemezler?  Kim kimi hangi hakla halka şikâyet ediyor?   Ki kendi kavgalarını halkın  19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramının kanına canına girecek boyutlara dikip,  “sen-ben”  inatlaşmasının faturasını öğrencilere kesiyorlar!   Onca güzelliklere yakışmıyor bu çirkinlikler!

   240 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

  Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazıları Yazarın tüm yazılarını görüntüle  
  25 Temmuz 2008, Cuma   Detone Olmuş Görüşmeler
  24 Temmuz 2008, Perşembe   KKTC’den İnciler
  23 Temmuz 2008, Çarşamba   Hükümetin Çaresizliği Ve Seçim Olursa
  23 Temmuz 2008, Çarşamba   Vaziyeti Umumiyemiz
  21 Temmuz 2008, Pazartesi   Yeni Heyecanlar Yakabilir Miyiz
  20 Temmuz 2008, Pazar   Bu Nefese İhtiyacımız Vardı
  20 Temmuz 2008, Pazar   1974 ve Ulusal İrade
  18 Temmuz 2008, Cuma   İyi Ki Vardın Türkiye
  17 Temmuz 2008, Perşembe   Artık Fazilet “Battık” Demek Oluyor!
  16 Temmuz 2008, Çarşamba   Yarım Asırdır Yapıyorlar


 
  Reklam  |  Künye  |  İletişim  |  Sık Kullanılanlara Ekle  |  Açılış Sayfası Yap
© 2000 - 2007 KIBRIS POSTASI
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: haber@kibrispostasi.com
Kıbrıs Postası
Anadolu Ajansı Abonesidir. 
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dýþarýya link Last Digital

Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kıbrıs Postası harici linklerin sorumluluğunu almaz.