Önce neler dediydik hatırlatalım: Hükümet’le KTOEÖS’sı arasında greve kadar varan kavga, kendi iç sorunlarından kaynaklanan sen-ben sürtüşmesinin sonucudur. Ki içinde siyasi görüş ayrılıkları da vardır, birbirlerine nasıl üstünlük kuracaklarının hesapları da. Bizim için CTP’nin kendi bünyesinde kopartılan bu kıyametin haklı ve haksızı yoktur, tümden haksızdırlar!
Tencere dibin kara, seninki beden kara dediydik. Ha dört yılda hazineyi batırıp sonra kurtaracağım diyerek memleketi pahalılık cehennemi yapan Hükümet, ha dört yıldır Bu Memleket Bizimdir demesi yetmedi, “Barış Platformu” maskaralığı icadında neredeyse Hristofyas haklıdır diyen KTOEÖS’nın başları!
VE EKLEMİŞTİK: 2008 mali yılında Kamu görevlilerinin maaşlarını dondurup ardından zam üzerine zam basan Hükümet, insanların alış gücünü daraltıp tüm sektörlerin de olumsuz etkilendiği bir geriye gidişi zorlarken; Sendika ise kıdem tazminatı ve LAÜ gibi cüce sorunları gündeme taşıyarak hem Hükümeti bu büyük töhmetten kurtarmıştır hem de söz ve savunma hakkı kazanması fırsatını yaratmıştır.
Oysa diyorduk ki bu Hükümet memleketin bilumum mesleki ve sektörel örgütleri tarafından çoktan topun ağzına konmuş bombardımana uğramakta, memlekette tek kesim kalmamacasına şikâyetlerin odağı haline gelmektedir. Bu gerçeğe karşın halkı yanına alması gerekirken karşısına alan Sendika tutun ki hâlâ sendikacı acemiliğinde!
FAKAT İNSAFLA bir şeyi daha söylüyorduk. Maaş kaybına uğrayacağını bilmesine, grev silahının geri tepeceği olasılığını düşünmesine karşılık eğer binlerce öğretmen tek fire vermeden greve katılmışlarsa ve bu öğretmen ne budala ne de kör sağır değilse, ortada hakkı vardır, bunun için grev yapmaktadır.
Dolayısıyle Hükümet’in sanki okullarla öğrenciler Sendika’nın malıymış imajını çakarak grev yapan öğretmeni öğrencilerin eğitim hakkını gasbedenler olarak halka şikâyet etmesi, uydurmaca yuturmaca taktikten başka bir şey değildir! Çünkü okullar ve öğrenciler önce Hükümet’in yetki kapsamındadırlar. Eğer eğitim hakları dumura uğratılmışsa öncelikle sorumlusu da Hükümet olmaktadır.
ÖTESİNE GELİNCE: KTOEÖS’sı bu grevde yenik düşebilir, Hükümet’in inadı sağolur! Geçmişte de yaşanmıştı. KTÖS’ün grevlerle hak aradığı 1970’ler sonrası dönemlerinde peşpeşe kazanımlar elde edilirken ve de o kazanımlardan mesleki sektörel kesimler de nemalanırken alkışlar hep sendika içindi.
“Kazandık, aldık” denildiği ve halk desteğinin “bitti” doyumunda sendikadan desteğini çektiği yerde son bir aylık grev fiyasko ile sonuçlandıydı! Bu nedenle de çok uzun yıllar onca zümresel ve toplumsal sorunlara karşın “yine yenik düşeriz” korkusu ile greve gidilemediydi!
BUGÜNÜN GERÇEĞİNE GELİNCE: Zaten Hükümet bünyesinde öteden beridir yarattıkları sorunlarla halkla-Başbakanı karşı karşıya getirip kavga ettiren Bakanlar vardır. Sayelerinde memleketin bilumum STÖ’leri Hükümet’e karşı isyanı oynarken, gün geçmiyor ki bir ikisinin uyarı ve şikâyetleri gazetelerin tam sayfarında yayınlanmamış olsunlar!
Çok yazdık tekrarlamayalım fakat kısaca hatırlatalım: Mesleki kesimler çoktandır birbirlerine “düşmanlar” olarak bakmaktadırlar. O “Bakanlar”ın baktırılacak olayları yaratmaları sayesinde!
Şimdi sıra öğretmene geldi! Öğrencilerinin karşısına konuyor ve “işte eğitim hakkınızı gasbeden düşmanlarınız bu öğretmendir” deniyor! Hem de eğitim kutsaldır laflarına sarılmış hamaset nutukları atılırken! Böylesi “tertipler” ne geçmişin iktidarlarına hayır yüzü gösterdiydi ne bugünküne gösterir. Dolayısıyle kendileri etmedikleri için, halk hiç hayır etmez! Günlerdir devam eden sorunun bizi ırgalayan yanı da budur.