Yeni Volkan gazetesinin haberine göre Toplumsal Hareket Derneği’nin yaptığı bir kamuoyu araştırması sonucunda, “bugün seçim olsa oyunuzu kime verirdiniz” sorusuna büyük çoğunluk UBP cevabını vermiş, CTP ikinci sıraya düşmüş.
Anket’in şu veya bu yönünü öküz altında buzağı arar gibi sorgulayıp yorumlamak niyetinde değiliz. Ancak öteden beri, “hâlâ bu UBP’de iş vardır” dememize nazire “işini” bitirmek için uğraşanlara değineceğiz. Ve tabi soracağız: Anketi cevaplandıran yurttaşlara, “kimin başkanlığında bir UBP” sorusu da yöneltildi mi?
Çünkü bu parti seçmenin güvenine karşılık iki “Başlılık” heyamolasında kendini tüketmeye çalışıyor. Üstelik daha seçimler olmadan parçalanıp kimbilir belki de bir yeni siyasi parti daha doğurabileceği müjdesini vererek!
Zaten şimdi yaşananlar da tuhaf. Mevcut Başkan Eertuğruloğlu, karşısında ise “ben Ertuğruloğlu’nun yerinde olsaydım derhal istifa ederdim” diyen Kurultay kararı ile daim ve kaim UBP’nin fahri Başkanlığına kondurulmuş Eroğlu! Parti içinde mesela Taçoy, “olası seçime Eroğlu Başkanlığında gideceğiz” demekte, Bozer Ertuğruloğlu cephesinde yer almakta.
Böylesi bir muhalefet partisini seçmen hangi umutlarla iktidara taşısın…
KALDI Kİ EROĞLU BİR ALEM: 22 yıl UBP başkanlığı, 17 yıl da Başbakanlık yapmış. Eğer yazıp söylemesek, yalvarıp yakarmamış olsaydık şimdi ahkâm kesiyoruz itirafında bulunacaktık. Oysa bu uzun yıllar içinde, “meydanı CTP ve ötesi muhalefet partilerine bırakmayın. Rum’la görüşmeler olacaksa, AB ile ilişkiler kaçınılmazsa UBP’nin de etkinliğince bunlara katılması gerekir” dediğimiz çok olduydu.
Fakat Eroğlu Güney’e bakıp bakıp “tek çakıl taşı vermeyiz” derken neredeyse memleket Annan planı ile gidiyor ve bu felâket başı olduğu UBP’nin boşluklarda bıraktığı politikalarından dolayı sayesinde oluyordu!
Şimdi baktık ki Simerini gazetesine demeç veriyor, o tarafın her hangi bir siyasi partisinden davet alırsam gider görüşürüm diyor. Ne değişim ama! Neyse geçelim ve de siyasi sorunun görüşmeler safhasında devam ettiği, KKTC bünyesinde fırtınaların koptuğu böylesi ortamlarda kendi kendini nasıl yiyeceğinin gailesine düşmüş UBP’yi, Eroğlu’nun sahneye koyduğu neo-politikasıyla seyretmeye devam edelim!
GÜNEY’E SU GELİYOR
Ya KKTC’ye? Rum basın haberlerine göre Yunanistan’dan Güney’e tankerlerle su taşınmasına 20 Temmuz’da başlanıyor. Limasol’daki tesise akıtılacak su Yermasoya barajına pompalanacakmış.
O Yermasoya barajını yeri geldiği için anlatalım. 1974 Barış Harekâtının iki günlük savaşı ardından sırt baş değiştirmek için bir lase eve koşup arada Rum’da neler oluyor gailesinde televizyonu açtığımda baktım “Yermasoya barajı projesinden” söz ediliyor. Dikkatinizi çekerim. Savaşın henüz ikinci günü. Başlarına bombalar yağmış. Ölüleri yollarda mevzilerinde kalmış. İki yüz bini aşkın Rum Güney’e kaçmış. Ve onlar Yermasoya Barajı projesi yani suyla uğraşıyorlar!
Geçmişte de bu olayı her hatırladığımda yazıp tekrarlarken hep şunu söylediydim: “Ben buna vatan sevgisi derim.” O sevgidir ki insanları bastıkları toprakların sahibi yapar.
Şimdi kalkıp “ya biz Kuzey’de ne yapıyorduk” deyip yine başlamayalım!) Ancak bir ara dalgalanıp heyecanlarda salındı, sonra sustu dediğimiz şu su sorunu ne alemde diye soralım. Gerçekten yaz geldi ne yapıyorsunuz?