Komite ve Çalışma gruplarının görüşmelere başladığı günden beridir kafamız karışık. Çünkü her sabah Sn. Talat’la başlayan açıklamalar girizgâhı Hristofyas’la devam edegelmekte, Soyer’le kıvamını bulduktan sonra Erçakıca ile akşamın karanlığında hitama ermekte!
Araya Ankara’dan Atina’dan sesler, AB’nin içimize saldığı Türk kökenli Truva atlarından “askerini çek yumuşa” tavsiyeleri girmekte ve aşta bizim de tuzumuz olsun diyen siyasi partilerin bol acılı soslu görüşleri sokuluvermekte!
Sonunda baktım ki bendeki kafa bu kadar şeytan işini anlamaya yetecek çapta değil, “Hele Sn. Talat’la Hristofyas görüşsün durumu görelim, sonra yine yazarız” deyiverdiydim ki kaç zamandır siyasi sorunu bu yüzden boşadıydık!
Ve beklediğimiz gün geldi, geçtiğimiz gün görüştüler. Her halde üç saat süresince çok şeyler konuştular ama basına yansıyanı “iki liderin iki bölgeli iki toplumlu siyasi eşitliğe dayalı federal bir Kıbrıs çözümünü” yeniden onayladıkları oldu.
Şimdi, “bunu zaten herkesler biliyordu, siz asıl kaba başlıklarla mutabakata vardık dediklerinizin altını nasıl dolduracağınızı açıklayın da işte o zaman görüşmenizin ne kadar şenlikli olduğunu anlayalım” demiş olsak ukalalık mı olacak?
Ki hatırlatalım: “Kırmızı çizgilerimizdir” denilenler hâlâ ortada. Onları nasıl törpüleyip çözüme yaklaşılacak sorusu ise başı kumda sokulu deve kuşunun poposu gibi ayazda! Ki içinde nasıl siyasi eşitlikten nasıl federal sisteme kadar cevabı bilinmeyen sorular var.
Mesela şimdilerde Rum’a yeni bir merak düştü. “Kıbrıs Cumhuriyeti vardır, ilelebed varolacaktır.” Hatırlamakta yarar var. Vakti zamanında Papadopulos o Cumhuriyeti feda etmemek için Rum halkını Annan planına hayır dedirtmişti. Çünkü plana göre iki kurucu Devlet oluşturmak için KC’nin kadük olması gerekecekti.
İşte şimdilerde Rum yönetimi tarafından yeniden gündeme sokulan bu Cumhuriyettir. Öyle de olunca Federal sistemin bu Cumhuriyeti yıkmadan üzerine oturtulması tertibi gözetilmektedir. Dolayısıyle Kıbrıs’ta bir Devlet zaten vardır, (Rum) siz gelin içine girin (Türk) bu mesele bitsin önerisi ha geldi ha gelecek, gözünüz aydın!
PEKALA BİZİM CEPHENİN DURUMU: Ben yazarken usanırım. Siz zaten okumazsınız ama eskaza okurken usanırsınız! Buna karşılık yazmak gerekiriyorsa hadi yazalım: Biliyoruz ki Sn. Talat için KKTC’nin defakto kimliği bile pek de önemli değildir, hatta konfederal sistem alternatifi bu nedenle lûgatında yoktur, yaşatılıp varlığının “ilelebed” devamı da dolayısıyle sloganlarında yer almamaktadır. Bu tutumun sahipleri kesinlikle iki Devlet esasında çözüm diyenlerdir.
Geriye kalan Kırmızı çizgiler ise Ankara’nın malıdır. Asker adadan çıkmaz, garantiler kalkmaz, iki bölgelilik delinmez… (Bana sormazlar ama yazayım, Türkiye AB’ye kesinlikle üye olacağının teminatını almazsa siyasi çözüm de gerçekleşmez!)
Tabi Sn. Talat’ın hakkını yemeyelim, Birleşik Federal Kıbrıs, Annan planında ortaya konan iki bölgelilik hatta ortak vatanı oluşturma tasavvurları kendilerinin!
KISACA henüz işin başında bulunulmakta ve anladığımızca asıl tartışılacak sorunlar henüz kafa kafaya gelmemiş, toslaşma esas “iki liderin resmi görüşmelerine” saklanmakta.
Yine de çözümden umutluyuz diyorsanız gökten yeni Mesih inecektir diye Hz. Muhammet’den beridir bekleyen bazı insanlar gibi bekleyin ki mucize gerçekleşiversin.
VE GELELİM HAYALCİLERE: Geçenlerde bazı Türk doktorlarla Rum doktorlar Ledra Palace’da buluşmuşlar. Sözcüleri durumunda açıklama yapan on parmağında on marifet CTP milletvekili Albayrak, “yeniden birleşmiş, barış ve mutluluk içinde AB üyesi, tüm vatandaşları için ortak vatan olan bir ülke hayalimiz asla ütopya değildir” deyivermiş!
Eğer “hayalimizden” sonra “asla ütopya değildir” demeseydi kimselerin rüyalarına karışmaya hakkımız yok, varsın hayalleriyle yaşamaya devam etsinler” diyecektik.
Ancak içinde şu “yeniden birleşmiş Kıbrıs” var ya. Gene soralım. “Her şeyi bilenler, barıştan çözüme, memleketin tapusundan ortak vatan Kıbrıs’a kadar olanca hayalleri tekellerine alanlar nasıl olur da tarihinde hiç birleşmişliği yaşamamış Türk Rum halkları gerçeğini, “yeniden birleşmiş Kıbrıs” diyerek hamaset nutku yapıyorlar? Yani bu adada Türklerle Rum’lar bal gibi yaşıyorlardı da 1974’de Türk askeri mi gelip yıktı bu birleşik ve barışçı düzeni? İkide birde “yeniden birleşik Kıbrıs” hayallerindeki söylemlerine meal olacak var mı bir başka izah şekli?