UBP genel başkanı Tahsin Ertuğruloğlu’nun neşterlenmesi gereken son açıklamasını şu cümlesi nedeniyle önemsiyoruz: “Cumhurbaşkanı Talat sırf imaj ve iktidar uğruna Kıbrıs Türk’ünün Devletini, kazanımlarını ve güvenliğini tehlikeye atıyor.”
Daha önce yazdıktı: “Her kim ki Kıbrıs siyasi sorununun çözüm anlaşmasının altına imzasını atar, tarihe kazınır!”
Bu gerçek Hristofyas için de geçerlidir Sn. Talat için de. Dolayısıyle Makarios’tan başlayarak Klerides’lerin, Kiprianu’ların, Vasiliu’ların, tekrar Kleridis ve Papadopulos’ların başaramadığını başarmak Hristofyas için ne kadar önemince büyük ve tarihi olaysa; Sn. Talat için de Sn. Denktaş’ın başaramadığı çözümü başarmak o kadar büyük ve önemli olaydır. Ertuğruloğlu’nun “imaj uğruna” dediği o sihirli kelime yanılmıyorsak budur.
Tutun ki Annan planını Allah’ın göklerden indirdiği çözüm alternatifi, Akel’i bu alternatifi savunacak kadim ve daim müttefeki olarak barış anlayışı misyonuna kazıyan fakat aldatıldığı için halkını da aldatmak durumunda kalan Sn. Talat, bu kez Cumhurbaşkanı ve görüşmeci lider ünvanı ile Kıbrıs Türk halkına, “sizi kandırmadım, işte çözüm” diyebileceği fırsatı yakalamıştır, bu imajı canlı tutmak yollarında politikasını sürdürecektir.
Her ne kadar son sözün ve de çözüm şeklinin Sn. Talat’ın siyasi iradesi içinde olmadığını, Ankara yanısıra Türkiye’nin, askerin ve külliyen Kıbrıs Türk halkının da kesinlikle onayından geçmesi gerektiğini biliyor olmamıza karşın; sonuçta çözümün hazırlayıcısının Sn. Talat olacağını da biliyoruz. Ve bu “imaj yaratma” eğer saplantı haline gelmişse, “dikkat edin sadece Türk davası yitiririlmekle kalınmayacak, bir daha yerine konamayacak “Devlet oluş” fırsatını da Kıbrıs Türk halkının tarihine gömmüş olacaklardır” diyoruz.
DEVAM EDEN GREV
Hükümet kanadı da biliyor ki KTOEÖS grev günleri nedeniyle kesilecek maaşlarını öğretmene ödeme güçlüğüne girdiğinde “çözülecektir!”
Bunu sendika da biliyor. Bütçesinin eridiği gün “teslim oldum” diyecektir, Hükümet kazanacaktır. Ve halkla STÖ’lerine şu mesaj verilecektir. “Dikkat edin, Hükümet’le oyun oynanmaz, inatlaşma sökmez, ayaklarınızı denk alınız, biz adamın ciğerini sökeriz…”
Nitekim sendika yumuşak inişle eğer Hükümet Öğretmenler Yasasındaki 4. kısmın 25. maddesindeki şu Tefsir diye başlayan “Kıdemli öğretmen hakkını” sendikanın talebi doğrultusunda iade ederse grevi kaldırırız diyor.
Ancak bundan sonra neye yarar ki. “Bu grevde ne Hükümet kanadı kaybetti ne de Sendika başları ile öğrenciler. Kaybeden kaybettirilmek için seçilen binlercesiyle öğretmenler zümresi oldu!
NELERİ: Öğretmenlik ciddiyet ve misyonunu! Toplum kademelerindeki saygınlığı olması gereken yerlerini! Öğrenciler karşısındaki eğitmenlik güvenini! Veliler yönünden itibarlarını!
“Zaten bunlar yoktu ki kaybetsinler” diyebilirsiniz! Çünkü çoktandır öğretmen özel dersleri, paragözlüğü, ders saatleri, öğrencilerin sınavlardaki başarısızlığı gibi suçlamalar nedeniyle hırpalanan zümre durumuna getirildiydi. Tutun ki şimdilerde son darbe indirildi, öğrencilerin eğitim hakkını gasbedenler olarak üzerlerine çekilen çarpı ile karalandı!
Toplum olarak öğretmeni bu yargıya tutsak etmek için yıllardır “sendika başları” ile uğraşan Hükümet erkânını ki içinde “bize biat edeceksiniz” emri ve de sendikacıların “hayır etmeyeceğiz” diyerek diktikleri başları vardır; eğer kavganın sorumlu ve yetkili suçluları olarak gündeme sokmazsanız öğretmeni geçtik, battı gider KKTC eğitimini de kurtaramazsınız. Ta ki öğretmene itibarını kzandırana kadar!