Yeter ki kurtulmayalım! Birisi gündemden çeker giderken öteki gelsin. Öğretmenlerin grevi bitsin Merkez Bankasındaki başlasın. Dome Oteli olayı ile ne güzel oyalanırken, yerini Geçitkale Havaalanı ihalesi kapsın. Tam ısınıp bu ihaleyi didikleyeceğiz, papucunu Mağusa’da denizden arıtma yapacak tesisin Avcılı kardeş ortaklığına kaptırsın. Yığın olmuşlar inşallah bu kadarıyla savarız derken zaten batıyor haberleri hiç bitmeyen KTHY’larının THY’larına devredileceği bombası patlasın!
Tümünü de “adam sen de diyerek” geçeceğiz al sana yeni bir haber. Gaza akaryakıta zam! Ki sabah gazetelere oturmuş kara haberini görünce elim cebime gitti. Daha ayın başı!
BİZİM DE AŞTA TUZUMUZ OLSUN: Demirci Tahir başımın etini yedi. Diyor ki “TC’den kaba yem ithali başladı. Ancak Türkiye’de özellikle tarım alanlarının yer aldığı Anadolu’da “kene” olay yaşanıyor. Ya maazallah bu balyalarla birlikte keneler yahut yumurtaları gelirse.
Demeyin “olmaz olmaz, olmaz olmaz!” Ki bu ülkeye neler gelmedi, neler görülmedi! Hurmalarda güvelere kadar! Bizden aktarması!
VE SOYER’İ DİNLİYORUZ GÖZLERİMİZ KAPALI: Son zamanlarda tutun ki “varoluş çağrısı” yaparken “daha iyi bir yaşam için herkes elini taşın altına koymalı” demektedir.
Ekonomik sorunlara yaklaşırken de mesela “her şeyi devlet versin” şeklindeki düşünceden yakınıp, “maaş ve ücretlerle dönen bir ekonomi kültürünün var oluşunu zafiyetimiz olarak vurguluyor.”
Bunları işitince karnımızdan konuşuyoruz: “Bunca yıldır farklı bir şey mi yazıp söylüyorduk? Demek ki memleketin Başbakanı da sonuçta olagelen sosyo ekonomik sorunlara ayni teşhisi koyuyor.
ANCAK: Geçtiğimiz günlerde Kıbrıs Türk Yatırım Geliştirme Ajansı YAGA ülkedeki kalkınmaya olanak sağlayacak stratejilerin yıllardır oluşturulmamasından kaynaklanan sorunları ortaya koydu ve bu nedenle yerli yabancı yatırımcıların önünde hâlâ büyük engeller bulunduğunu vurguladı.
19 katılımcı uzmanla bu sorunları didikleyen YAGA çok özetle şu saptamalarda bulundu: “Yatırımın önündeki engeller, ekonomik vizyon ve strateji eksikliği, TC ile ilişkiler, planlama ve mevzuat, altyapı yetersizliği, siyasi sorun, bürokrasi, parasal istikrar ve finansal erişim, girdi malzemelerindeki belirsizlik, vizyonsuzluk ekonomik hedeflerin belli olmaması, ulaşım elektrik falan…
Geriye ne kaldı? Eğer sadece “olumlusu” söylenseydi, zaten öteki “olumsuzlukları” saymaya hiç gerek kalmadan kendiliklerinden liste halinde hizaya girerlerdi!
Buna karşın tutun ki Hükümetin hâlâ elini sokamadığı bu kendi yetki ve sorumluluğundaki ekonomik engeller taşının altına bir el de biz atalım: Nasıl ama? YAGA’nın saptamalarında vurgulanan ekonomik yatırımlar önündeki bariktlar için mi yoksa bu ekonomik açmazların yarattığı toplumsal bunalımın altında kalan boyunlarımız nedeniyle mi? Eller hangi taşın altına?
Nitekim memur ve emeklilerin “çıban başı” olarak nitelenen ve “kültür” denilen maaşları, 2008 mali yılında donduruldu. Tutun ki bu nedenle elleri zorla da olsa taşın altına sokuldu, kefaretlerinin vebal faturası ödetildi.
Pekala ne oldu? Hazine mi kurtuldu, hayat pahalılığı mı durdu? YAGA’nın ortaya koyduğu yatırım sorunlarında bir iyileşme mi oldu yoksa beterin beteri tıkanmalar mı?
…Haa hakkını yemeyelim. Ekonomiden sorumlu Şanlıdağ şimdi Anadoluya Kıbrıs’ı tanıtacak. Hedef Müslümanlığın şartlarından birisi olan Kâbeyi ziyaret eder gibi bir yükümlülükle her TC’linin hayatta bir kez olsun KKTC’yi ziyareti!
Bu taşın altına da elimizi sokalım mı?