Bizim gibi siyasi çözümle tanınmışlığa ulaşmadan Devlet olunur mu? Bırakın “olur” dediğimizi, yıllarca “olmaz” diyenlerle kavga ettik!
Fakat sonunda anladık ki bir musibet bin nasihattan evladır. Çözüm olmadan, tanınmadan, “Devletiz” demek mümkündür fakat “olmak” zordur!
ÇÜNKÜ: Ya tanınmamış olmanın yarattığı siyasi sorumsuzlukla hareket edilir yahut çözümsüzlükle tanınmamışlık açmazlarında dış güçlerin şamar oğlanı haline gelinir.
Her ikisini de yaşamaya devam ediyoruz! Tabi “Devlet becerisi olmayan siyasi iktidar kadroları” sayesinde. Nitekim vakti zamanında Sn. Denktaş’a sordumdu: “Acaba bu siyasi koşullarda çok demokrat olmadık mı?” Denktaş nev’i şahsına münhasır inancının dava adamıdır. İkincisi olan “neden Başkanlık sistemini yeğlemedinizdi” soruma da ayni cevapları verdiydi: “Halka, Meclis’e her zaman güvenirim, onların üzerinde bir makam düşünmedim… (Buna benzer cevaplardı.)
TÜM ORGANLAR TAMAM DA OLSA: Anayasa’sı, Cumhurbaşkanı, Meclis’i, Hükümet’i, Bakanlar’ı, Yargı’sı, Sayıştay’ı, üst kademe bürokrasisi… Tutun ki siyasi kuruluş tamam.
Pekala Devlet neden tekliyor? İşte CTP-ÖRP Hükümeti ve de bugüne kadar kabul ettiremediği reform kulpu takılmış icraatları. Kabul ettirmesi bir yana, uğurlarında isyanı oynamamış tek STÖ’ü kalmadı!
Biz sonunculara günün gündemleri oldukları için fakat detaylara girmeden sadece hatırlatmalarıya bakalım:
…Kuraklık nedeniye TC’den ithal “kaba yem” spekülasyonu bitmedi. Mesela geçtiğimiz günlerde Tarım Bakanını hedef alan KTÇB’liği sekreteri Oğuz Ceyda, “4 trilyon 750 milyarlık ot ihalesi birilerine peşkeş çekildi” açıklamasında Sennaroğlu’na hodri meydan çekerek, “vurgun yaşandı diyorum, gel de bizi mahkemeye ver” deyiverdiydi! Hiçbir Bakan bugüne kadar bu tip meydan okumalara böylesi muhatap olmadıydı!
…Meclis oturumlarında Tarım Bakanı’na ayni suçlamaları yönelten UBP’li İrsen Küçük ise sürekli bir başka sorunu gündeme getiriyor ve diyor ki “Mağusa’da denizden su arıtma ihalesinde 9 milyonluk vurgun oldu!” İddia yenir yutulur cinsinden değil. Buna karşılık yapılan cılız açıklamaları ise kimseler ciddiye almıyor!
…Sağlık Bakanı Eşref Vaiz’i hedef alan ve Yeni Mağusa Hastahanesinin “Bakım onarım işlerinin” Tosunoğlu firmasına ayda 140 milyar karşılığında bir yıllığına Bakanlar Kurulu kararı ile verilmesinin sorgulaması ise hâlâ devam ediyor. Yetkililerin verdikleri cevaplarda ise Devlet yönetmenin aczine çakılı zafiyette insaf ve anlayış rica ediliyor!
…Öte yandan Kalkınma Bankasından alınan bazı kredilerin geri dönmediğine yönelik ithamlara cevap vermek durumunda kalan Başbakan Soyer ise “30 kişi hakkında yasal işlem başlatıldığının” açıklamasını yaparak dolayısıyle Devletin dolandırılmakta olduğunu ayazlatıveriyor!
…Kaldı ki müzmin dert olarak ne KTHY’larının batışı gidiyor gündemden ne Geçitkale Hava Alanı ihalesi kurtuluyor sorgulamadan!
Tabi Lefkoşa Belediye’sine takan İktidar kanadı eline geçirdiği Bulutoğluları ile uğraşma fırsatını tepe tepe muhalefete yönelik kullanıyor ama onca “vurgun” iddiaları arasında zaten yapay olan olay bal kaymak kalıyor!
PEKALA AMA NEDEN YAŞANIYOR BU OLUMSUZLUKLAR: Sadece bir iki tanesini “Devlet kademesinde olanlar” diye örnekledik. Öncesi ve de UBP dönemleri ayrı alem diyoruz!
Ve ekliyoruz: Tüm bunlar çözümsüzlüğün yarattığı Yetkililer sorumsuzluğunun “ben yaparım olur” zihniyeti yanısıra, o sorumsuzluğun partizanlık uğruna yansımasıdır…
Devlet’i tepelemek pahasına olagelen “işler!” Çünkü hesabı soracak olan da verecek olan da ayni “yetkili ve sorumlular!” Ne dünyasal veya AB üyesi oluşta kaçınılmaz denetimde kaçınılmaz zorunlu ciddiyet ne de doğru kullanılmadığı için zararı Devlete yazılan icraatlar karşısında “suçlu ayağa kalk” diyecek bir siyasi irade. Yok! Çözümsüzlüğün hesap verilemez rahatlığında, tabi ki henüz korsan devlet olmadık ama olunması için var güçleriyle çalışıyorlar işte!