Toprağa sahiplik arzularıdır ki siyasi egemenliği azdırır. Sahipliğe kolayca varılamazsa, varmak için savaşılır. Tıpkı “Kıbrıs benim hakkımdır” diyen Rum’un, “fakat benim de hakkım vardır” diyen Türk halkına açtığı savaş gibi.
Siyasi sorununun esasında tutun ki Türk-Rum halklarının birbirlerine düşmanlıklarından kaynaklanan uzlaşmazlık değil; Toprak mülkiyeti hakkının siyasi egemenlik tartışmalarından doğan kavgası vardır. Rum-Yunan ikilisinin “Enosis” etiketli ideası da bu kapsamdadır şimdilere kadar sürüp gelen siyasi mücadelesi de…
Kısaca Rum Kıbrıs’ı tümden egemenlik hakkında yutmak isterken Türk, “benim de en az senin kadar egemenlik hakkım vardır” dediği için ne çözüme yanaşmaktadır ne de dışında bir alternatif çözüm istemektedir. Hatta egemenliği paylaşmaktansa bölünmeyi yeğ tutmaktadır!
BU KADAR ÖNEMLİ OLAN SORUNLA OYNUYORUZ AMA: Önce Kuzey Güney toprak mülkiyetinin Annan planı ile tepetaklak edilmesine “evet” dendi. Rum tüm ada üzerine seremeyeceği egemenliği nedeniyle “hayır” diyerek planı kadük hale getirdi. Fakat 2004’den beridir de rotasından saptırıldığı için şu siyasi görüş Rum’dan yana çalışmaya başladı: “Kim kimin toprağına sahip çıkabilir ki. Bir gün Kuzey’deki Rum mülkünü ya sahibi olan Rum’a iade edeceğiz yahut takas veya tazminatla bedelini ödeyeceğiz! Bunu yapmadan siyasi sorun çözüme ulaşmaz!...” “(Kimse 1955’lerden beridir Kıbrıs’ta Türk halkına yönelik saldırılar sonucunda gasbedilen topraklarımızı, yakılıp yıkılan köylerimizi, göçe zorlanan insanlarımızı, Rumlar tarafından öldürülmemizi, çektiğimiz meşakkatları, nesil nesil kaybedilen hayatları… Ne hesaba katıyor ne de lafını ediyor ama!)
O kadar ki çözüme ulaşmamış, ambargolar altında ezilen Türk halkı Güney’deki malına, vakıf mallarına tırnak kadar sahiplik koyamazken; biz kendi bünyemizde “iç hukuk” oluşturacağız diyerek ve AİHM’sinin hukuk oyununa gelerek Mal Tazmin Komisyonu oluşturduk, acentası gibi çalıştırıyoruz!
TANER DERVİŞ UYARIYOR: Vakıflar eski genel müdürü Taner Derviş’in geçtiğimiz günlerde “Mülkiyet konusu ve Kıbrıs Sorunu” başlıklı bir makalesi yayınlandıydı. Okuduktan sonra Derviş’e atıfta bulunarak ben de yazmak gereğini duydum. Ki sormalıyım da: Kaç ilgili ve yetkili bu yazılanları okuyup dikkate aldı ki?
Çünkü Derviş’in ortaya koydukları (sütunumuza aktarmamıza imkân yok, yerimiz dar) ilginç değil; Kıbrıs Türk halkının gelecekleri yönünden “felaket” kelimesini çakıyor. Üstelik son dönmelerde yanlışa bir yanlış daha eklenmek isteniyor.
İrkiliyoruz ki bunu da Taner Derviş’in bir tek kelimesine bile “yanlıştır” diyemeyeceğimiz ilgili yazısına sıkıştırdığı o can alıcı tek paragraflık “uyarıda” duyuyoruz! Derviş şöyle diyor:
“…Mal Tazmin Yasası ile Kıbrıslı Rumlara tek taraflı haklar tanınırken Türk halkının mülkiyet hakkı KKTC tarafından kısıtlanmaktadır. Son olarak hazırlanan bir yasa tasarısı ile eşdeğer mal hak sahiplerinin KKTC’deki hakları ortadan kaldırılmak istenmektedir. Söz konusu yasa tasarısı ile bugüne kadar eşdeğer mal hakkını almayanlar, eşdeğer uygulamalarından memnun olmayanlar ve KKTC’de aldıkları eşdeğer hakkından feragat etmek isteyenler Güney Kıbrıs’taki eski mallarına yönlendirilmekte başka bir deyişle Rum Yönetiminin insafına terkedilmektedirler. Bu yasa ile KKTC yönetimi Rum Y’nin uyguladığı mülkiyet politikasını kabul etmiş olacak, iki kesimlilik sulandırılmış olacak ve bütün bunların ötesinde Türk halkının mülkiyet hakkı Rum’a teslim edilmiş olacaktır. Hükümet eliyle hak sahiplerine indirilen bu darbe Güney’deki Türklere ait mülklerin ucuz bedellerle Rumlara satılmasına neden olacaktır. Sonuçta Türklere ait toprak varlığı da azalmış olacaktır…” (Tabi Taner Derviş sadece eleştirip sorunları ortaya koymuyor. Madde madde ve bircik bircik alınacak tedbir ve çözüm önerilerinden de söz ediyor.)
KISACA: Çözüm olmadan mülk sorununu şu veya bu tasarruflarla gündeme sokmak yanlış oldu. Bu yanlış bugüne kadar AİHM’sinin kararlarıyla da tescilli devam ediyor. Hükümet ise AB ile AİHM’sine yaranmak ve ne kadar çözüm yanlısı olduğunu ispat etmek için yanlışa yanlış ulamaya devam ediyor. Üstelik “laf” da dinlemiyor ki Derviş gibi sorunun uzmanı olacakların uyarıları bile vız geliyor tırıs gidiyor! Ne diyelim bilmem ki?