Sermayenin siyasi otorite karşısında ne kadar güçlü olduğunu bilemeyeceğim çünkü “içli dışlı” oluşlarının türlü çeşitli ilişkiler atraksiyonları vardır. Destek köstek olayı! Fakat o gücün medya aracılığıyla su yüzüne çıkıp baskı unsuru oldukta, iktidarları salladığını biliyorum.
Nitekim geçtiğimiz seçimlerle referandumda “sermaye-medya” ilişkileri hem CTP’yi iktidara taşıdı hem de referanduma “evet” çıkarttı. Ancak o dönemlerde sermaye açısından iki beklenti vardı. Birisi çözümdü diğeri AB’ye üyelik. Geçen dört yıl süresince ne biri gerçekleşti ne öteki. Üstelik bütün umudunu siyasi sorunun çözümüne bağlayıp sosyo ekonomik gelişmeleri AB kapsamında tasavvur eden CTP iktidarı dolayısıyle çözümsüzlüğe hazır olmadığından önce şaşırdı sonra saçmaladı ve olanca tasavvurlarını yeyiverdi! Kısaca ne ayakta duran ekonomi ne de yıkılmadık umut bıraktı.
GELELİM SON DURUMA: Kamuflaj yapmadan dopra vurgulayalım. CTP’yi iktidara taşıyan, referanduma evet çıkartan medya organlarından birisi Asil Nadir’li Kıbrıs gazetesiydi. Bugüne kadar da Kıbrıs Hükümet’e desteğini esirgemediydi. Ne var ki Soyer’li hükümet son dönemlerde Kıbrıs’ı da “muhalif cephe” olarak karşına aldı. Nedeni birikerek bardağı taşıran son damlada Geçitkale Havaalanı ihalesinde Nadir’e atılan bayda oldu. O da düğmeye bastı, “öyle değil, böyledir” dedi.
Dolayısıyle CTP iktidarı şu sıralarda günde on bini aşkın sayısı ile “tarafsız” yayın yapan fakat köşe yazılarında muhalefet şerhini ortaya koyan Halkın Sesi ile öteden beri en büyük tiraja sahip Kıbrıs gazeteleri arasında sıkışmış durumda. Hatta ötesi gazetelerin çok daha katı eleştirilerine karşın parti organı olması gereken Yeni Düzen bile zaman zaman muhalefet yapmaktan kendini alamıyor, kısaca hükümet siyasi iflası yaşıyor. Kahvecioğlu’na göre ise “müflis tüccar” oluvermiş!
Bunun son ispatını ise TAK’dan alınacak her bülten için 850 YTL istemesiyle çakıyor! Yani durum vaziyetlere bakılırsa CTP-ÖRP hükümeti “terbiye edeceğim” dediği halk karşısında her gün puan kaybetmeye devam ediyor, bir yandan sermayenin öte yandan medyanın desteğini kaybediyor. Üstelik ne dört yıl öncesinin çözüm vaadleri ile AB’ye üyelik umutları vardır tepe tepe kullanacağı ne de kişi başına düşen ulusal geliri on bin dolar yaptık, elektrik sorununu çözdük diyerek kandıracağı bir halk…
Haa! Tekerlek döner, seçimlere an kala sermayenin beklentilerine cevap verilir, “bunlar politikacıdırlar” nasılsa uydururlar, halka az biraz zemzem suyu yalatırlar, tutun ki zevahiri kurtarırlar!
HADİ GENE SORALIM AMA: KKTC’yi kurtarırlar mı? Ne diyecektik? Sermaye ve sektörler her devrede etkili oldular. Bir kez de popülizm tuzağına düşmeden bu memleketin geleceğini düşünerek hareket etseler… Diyoruz!