ÖNCE ŞU AMERİKA: Hapşırsa dünya zatürrie olur. Nitekim oldu oluyor. Kaç aydır geliyorum diyen kriz önce ABD’yi, kısa sürede dünyayı sardı. Doğrusu okuduklarımızı didiklesek de hâlâ ne olduğunu anlamadık! Son dalgası “700 milyar dolarlık kurtarma paketinin Temsilciler Meclisinde reddedilmesi” ile patladı. Dünya borsalarında düşüşler yaşandı…
İşte o Borsa denen olaydan söz edeceğiz. Yıllar önce Mağusa Salamis Bay Otelinde TC’den gelen uzmanların borsalarla ilgili konferasını “nedir ne değildir” merakında ben de izlediydim. Öğrendiğim şuydu: Günü birlik yahut kısa vadelerle oynarsanız kumardır, uzun vadelerde oıynarsanız hem ulusal ekonomiye hem de cebinize kârdır…
Geçtik! Çözümsüzlükle sarmalanmış, yardım paralarıyla bütçe oluşturan KKTC tutun ki en şanslı ülke olmalıdır. Ne parası vardır ne borsası! Ne devasa finans kuruluşları vardır ne de iflas edecek çapta bankaları. Zaten kendimizi bildik bileli hep “battık” deniyordu dolayısıyle “batma korkusu” da yok! Kısaca kırk yılda bir çözümsüzlük işe yaradı!
VE TALAT AKPA’DAYDI: Önce Strazburg’a davet şekline bakalım: “Cemaat lideri!” Hristofyas ise “KC Cumhurbaşkanı!”
Sn. Denktaş Sn. Talat’ın Cemaat lideri olarak davet edilmesine “bu bir aşağılamadır” değerlenirmesini yaptı ve CTP çevrelerince, “yok, sen vakti zamanında sanki Cumhurbaşkanı olarak davet edilirdin” kınamasında zılgıtı yedi! Ve Tabi Talat’ın AKPA’da konuşacak kadar nasıl siyasi mesafe katettiği hatırlatıldı. Kabul, Denktaş haksız. Ancak: bugün görüşmeler devam ederken Cemaat esamesinde nitelendirilmiş KKTC’nin lideri konumundaki Talat “her şey makbulümdür yeter ki ne kadar barışçı olduğumuzu anlatabileyim” politikasında heyamola çekerken, kendisine yakıştırılan Cemaat Lideri sıfatı yarın çözümün mihenk taşına, “zaten sen öylesi bir nitelikle davetimizi kabul ettiydin” denilerek vurur ve de Hristofyas’ın “KC’i vardır, cemaat esamesindeki Kuzey bu Cumhuriyete iltihak eder, çözüm olur” deyişi itibar bulursa ne yapacak? Bunu da geçtik!
PEKALA HRİSTOFYAS NE DEDİ: “Ben hâlâ 1990’lı yıllarda hem Talat hem de ondan önceki parti başkanı Özker Özgür ile AKEL ve CTP liderleri olarak yaptığımız çalışmalarda ortaya çıkan ortak vizyona bağlıyım…”
Hristofyas’ın Parlamenterler Meclisindeki bu hatırlatmasına Sn. Talat’ın fena halde canı sıkılmış. Ve tabi hemen karşı çıkışla 23 Mayıs’ta Hristofyas’la vardığı mutabakatı hatırlatmış ki “ondan neden söz etmiyor” diye soruyor.
Şimdi bir de biz soralım: Cumhurbaşkanlığı döneminde Sn. Denktaş ne yapıp eylemişse hatalı ve “cemaat lideri” sıfatını kınadığı için “dünyadan bîhaberdir de Sn. Talat’ın “geçmişi mi” tüm hata ve günahlardan azadededir! Ki Hristofyas şimdilerde o “geçmişi” eşeleyerek bir zamanların CTP’li Talat’ını vurmuyor mu? Kimse zemzem suyu ile yıkanmış değil bu ülkede! Bunu da geçtik ama!
VE GELDİK “doğrularla” örtündüm diyenlerin ne kadar ayazda kaldıklarına. Genç kız plajda tam denize girecek, mayosunun askıları nasılsa kopmuş üryan kalıvermiş. Utançla sağa sola bakmış bulduğu bir panoyu önüne siper yaparak kabine doğru yürümeye başlamış. Ne var ki sahildekiler panoya bakıp kahkahalarla gülüyorlar. Kız önündeki panoya bakmış iri harflerle şöyle yazıyor: “18 yaşından küçükler giremez!”
Hemen arkasını çevirmiş, fakat kahkahalar kesilmiyor. Bu kez de ne var diye bakmış, panonun arkasında şunlar yazıyor: “Derinliği 1800 m. 1000 metreden aşağa girerseniz boğulursunuz!”