AB Konseyi Parlamenterler Meclisi’inde Talat’ın Türkçe yaptığı konuşma etki tepkileriyle taksit taksit değerlendiriliyor, biz de öğreniyoruz!
Sonuncusu “boş salona konuştuğunun” basında yayınlanan fotoğraflarında yansıdı. Demek ki AB parlamenterleri için Kıbrıs’ın KKTC amblemli Kuzey’i hâlâ önemli değil. Keşke Talat konuşmasına başlarken yazılı metnin dışına çıkarak öncelikle bunu vurgulasaydı. “Gün gelecek KKTC cumhurbaşkanı ne söyleyecek diye merak edip bu salonu da dolduracak, cankulağı ile dinleyeceksiniz de” diyebilseydi.
Tabi ki o salonu doldurtacak, konuşmaları dinlettirecek siyasi ortam yaratılabilinirse! Şimdilerde anlıyoruz ki Talatvari naif Kıbrıs politikası ses soluk getirmiyor, buna karşılık şirret Rum politikası hüsnü kabul görüyor.
Zaten başında hem de tam görüşmelerin devam ettiği bir sırada Talat’ı AKPM’ye davet ederlerken “cemaat lideri” sıfatını kullanmaları mideleri bulandırmıştı ama en azından o salonda konuşanın tutun ki seksen milyonluk Türkiye’nin parçası olduğunu gözardı edemezlerdi. Ettiler, çünkü yanlış politikalarda “etsinler” diye heyamola çekiyoruz.
YANSIMASI KIBRIS RAPORUNDA: Salona neden girsinlerdi? AKPM’nin Kıbrıs’la ilgili raporu ortaydı, tek bağlayıcı ve dikkate alınması gereken de o rapordu!
ki kapsamında Türkiye’nin BM’ler GK’si kararlarına uyması çağrısı da vardı, görüşmelere katkı koyması için adadaki asker sayısını azaltması da. “Yerleşiklere” yönelik uyarı da vardı Maraş’ın BM’lere devredilmesi de. Üstelik Kuzey’e “Devlet iddiasından” vaz geçin deniyordu!
Buna karşılık Komisyon KC’nin, Kıbrıslı Türklerin AB ülkeleriyle kendi limanları üzerinden doğrudan ticaret yapmalarına yönelik itirazlarını kaldırması tavsiyesinde bulunuyordu, Raporun tek “bizden yana” olanı buydu, onu da sulandırıp KC’nin işgal altındaki limanları olarak ifade ettilerdi!
ŞİMDİ TÜM BU OLUMSUZLUKLARA bakıp “İşte AB budur” hayıflanmasında çaresizliği alnımıza kazınmış kara yazgı mı yapalım? Tam aksine: Dikile dürte ve inadına tutumlarda Türkiye ile Kuzey’i hedef alan bu politikalardır ki dün KKTC’yi yarattıydı, yarın çözümün kalıcılığına çakacaktır. Yeter ki Ankara geri atmaya! VE GELELİM “İÇİMİZE.” Bayramdı, Talat’ın AKPM’deki konuşmasıydı derken “içimizi” unuttuyduk. Tabi önümüzdeki hafta öğretmenler sendikaları, çiftçiler, hayvancılar, bilumum meslek grupları “kaldıkları yerden yeniden başlayarak” hatırlatacaklar! Nitekim haftanın son gününe ve ucu ucuna Eğitim Bakanı Öztoprak’ın açıklaması oturdu. Öğrencilere çağrıda bulundu, şimdilik siz otobüs paralarını ödeyin, sonra biz sizi öderiz” dedi!
Var mı böylesi bir devlet? Öğrencisiyle bile pazarlık yapan! “Ödeyin size borçlu olalım, vallahi de paranızı bir tamam alacaksınız!” Sanırsınız ki KKTC değil, bir aşiret!
Şimdi usanmadık bir de “içimize bakalım” dedik ya. O zaman başa dönelim: “İçimiz buysa dışımız ne ola ki? Talat’ı AKPM toplantısına Cemaat lideri olarak çağırdılardı. Demek ki ne olduğumuzu iyi biliyorlardı. Şüpheleri de kalmışsaydı, Canan Öztoprak gideriverdi!