Önce geçen günkü 3. tur görüşmeye bakalım. BM’lerin adada görevli Bowner’i, “Federal Hükümetin yetkileri” konusunda ilerleme var” dedi. Neresinde olduğunu açıklamadı. Bir de bu Federal hükümetin “yapısı” olacak, o da ele alınmaya başlanmış.
Ve görüşmeler hızlandırılarak haftada bire indirilmiş. Anlayacağımız kopacak dananın kuyruğunu belki de sandığımızdan erken göreceğiz! Nasıl göreceğimiz ise belli.
Birinci Dünya Savaşı’ında mahalle bekçilerinin davullar çalarak topladığı bir kafileyi askerlik şubesine götürüyorlar, ahali yol kenarlarında “Allah selamet versin, Allah selamet versin” diyerek alkışlarla uğurluyorlar. Bu askerlerin Yemen, Çanakkale, Filistin gibi gidilip de dönülmeyen cephelere gideceğini bilen Neyzen ise şöyle bağırır: “Allah rahmet eylesin, Allah rahmet eylesin!..” Görüşmelerin sonucu biliniyor demek istiyoruz!
VE AVCI’DAN YENİ İNCİ: Halkın Sesi manşetine koydu: ÖRP başkanı ve Hükümet ortağı Avcı, “AKP’nin hükümete desteği sonsuz” demiş.
Oysa ne yazar mezar taşlarında? “Baki kalan bu gök kubbede Allah’tır.” Şimdi öğreniyoruz ki bir de AKP ile CTP-ÖRP hükümetleridir! (bilumum sendikaların, STÖ’lerinin ticaret erbabıyla bir de Eroğlu ile UBP’nin gözleri aydın ola.)
SORUYORLAR. NE OLACAK BU KRİZ: Cevabını Merkez Bankası Yönetim Kurulu üyelerinden Erdal Güryay “dünyadan izole olmamız nedeniyle finans sisteminin dışında bulunduğumuzu krizden doğrudan etkilenmeyeceğimizi” söyleyerek verdi. Sadece döviz kurlarından etkilenecekmişiz.
Gördünüz mü çözümsüzlüğün nimetini! Dünya kan bağırken biz “döviz YTL hesabı yapıyoruz!”
Demirel’in Başbakanlığı döneminde Bursa halkı şikâyet ediyordu. “Elektrik yok, su yok, yol yok…” Demirel bir meydan nutkunda o kendine özgü uslubu ile cevap veriyordu. “Bursa’da sular akmıyormuş, elektrik yokmuş, ışıklar yanmıyormuş, yollar yeterli değilmiş… Bursa büyüyor arkadaşlar…”
Ha biz mi? Dünyayı kriz sarmış, çözümsüzlükten dolayı etkisi dışına düşmüşüz, demek ki KKTC büyüyüp kalkınıyor. Hem de yine Güryay’a göre Devletin piyasalara müdahale edecek araçları olmamasına karşın! Siz bu Devletin nasıl olduğunu anlayabildiniz mi?
VE GELELİM DURUMLARA: Hatırlayanlar bilirler. 1963’den sonra Rum, bir türlü müdahalede bulunamayan Türkiye’ye nazire bizim “geldi geliyor” beklentilerimizi “bekledim de gelmedi” şarkısıyla tefe koyup çalıyordu!.
Bir geldi, Türk halkına mezalimlerinin faturasını ödemekten korkan sorumlu ve yetkili lideriyle güçleri Rum halkını da önlerine katarak selameti Güney’e kaçmakta buldulardı! Şimdilerde yeni beklentiler dönemi başladı. Çözüm! Olacak, olacak da beklemek gerekecek.
İsrailli güzel bayan casus Suriye’den döner. Genel Kurmay’a çıkar. Hafız Esat’ın yatak odasından son saldırı planını çaldığıyla, oğlunu da hapsettiğinin müjdesini verir.
İsrailli genareller heyecanla, “hemen oğlunu bize ver sorguya çekelim” derler. Güzel ajan şu cevabı verir: “İşte bu hemen mümkün değil, dokuz ay beklemeniz gerekecek!”
Bu “bekleme” dediğinizin sonu hayırlı da çıksa, kazasız belasız olmuyor işte!