105 RAPOR
105 rapor var Meclis’te!..
Tümü ‘yolsuzluk’ dosyası!..
Bu dosyalarda, devletin paralarının nasıl ‘iç edildiği’ yazıyor...
Devlet imkanlarının kimler tarafından, nasıl kötüye kullanıldığı...
105 rapor!..
105 dosya!..
Her biri de yüzlerce sayfa...
* * *
Pekçoğu, geçmiş dönemlere ait...
Belki, tamamı!..
Eminim, yeni dönemde de ‘devletin malı deniz’in üzerinden, kendi kişisel hesapları ve basit çıkar düşünceleri ile devletin parasını kullananlar vardır.
Bundan sonra da olacaktır...
Çünkü, yapanın yanına kaldığı sürece...
‘Cezasız’ kaldığı sürece, ‘ortak kasamız’ı soyup soğana çevirenler...
Ve devletin kasasından çıkacak her bir kuruş, belirli standartlara kavuşmadığı sürece...
‘Böyle gelmiş, böyle gider’ olacaktır...
* * *
Şimdi görev, bu raporları ve dosyaları tek tek mercek altına almak ve incelemektir...
Yolsuzluklara, usulsüzlüklere, keyfi harcamalara, adaletsizliklere “dur” denmediği sürece, hele de “bir başkasının parası”nı yediğmiz ve bu nedenle de sürekli çatıştığımız bir ortamda, ‘temiz bir kamu düzeni, temiz bir siyaset sahnesi’ne imkan yoktur.
Bu dosyalar incelenmeli, “yolsuzluk” kahramanları halka teşhir edilmelidir ki; yenileri için kimse cesaret bulmasın!..
“Rezillik” prim yapsın istemiyorsak!..
Siyaset “pislik” denizi olarak kalsın istemiyorsak!..
Bu 105 dosya çok önemlidir...
Yoksa...
Dosyalar artacak...
‘Yolsuzluğun’ kahramanları da “muteber” insanlar olarak bizlerle yaşamaya devam edecektir.
/ / /
Alanlı hangi partiye gidecek?
Artık ‘eski’ diyeceğiz, UBP Milletvekili Hüseyin Avkıran Alanlı’yı öğrencilik yıllarımdan tanırım...
Siyasi görüşlerimiz hiç uyuşmaz...
Ama dostluk ‘farklılıklara’ rağmen korunabilendir...
Dün, telefonlarını kapattı herkese.
Sanırım, yalnızca YenIDÜZEN’e konuştu...
Ve arada görüşme şansımız oldu.
Siyasi muhabirimiz Fayka Arseven’e detaylarını anlattı ama...
Ben, en fazla merak edileni yine üstüne basa basa sormak istedim.
· Bir başka partiye geçecek misin?
· Sonuçta siyaset yapmak istiyorsam, evet... Çünkü bizim seçim sistemimizde ‘bağımsız’ siyaset yapma şansın yoktur.
· Bu parti ÖRP mi?
· Şu anda bu soruya yanıt vermem için erken. Gönül birliği yaptığım insanlarla görüşmem gerekiyor. Mevcut siyasi partilerden biri de olabilir, yeni bir oluşum da mümkün....
· Para için mi bu kararı aldın?
· Cenk, evet kimi mali sorunlarım, sıkıntılarım vardı ama tümünü çözdüm, apartmanlarımı sattım ve tüm borcum da buralardan gelecek parayla temizleniyor zaten, onlar planlandı. Benim isyanım en fazla vizyonsuz ve dangalak parti yöneticilerine; çamur içinde siyaset olmayacağını anladım.
· En fazla ne ağırına gitti?
· Çocuklarım, televizyonun karşısına oturdular ve Nazım abilerinin, babalarına ‘şerefsiz’ dediğini dinlediler. En fazla bu ağırıma gitti.
/ / /
Ne kadar Becerikli?
Maliye Bakanı Ahmet Uzun’un ne kadar ‘becerikli’ olduğunu yazacak değilim...
Sendikalar, eylemler, bütçe dengeleri, ekonomi uzmanlarının isyanları, anlattıkları hepsi göz önünde...
Doğrusu Maliye Bakanı’nın ‘becerikli’ ya da ‘beceriksiz’ oluşu bir yana, şu anki yargım “yerinde olmak istemezdim”dir sadece...
Bunu kendisi de tavsiye etmiyor zaten...
* * *
Televizyon programında bizim, öğrencilere soruyoruz: “Maliye Bakanı kimdir, Maliye Bakanı’nı tanıyor musunuz?”
Gelen yanıtlar çoğunlukla “Bilmiyorum”, “Allah bilir”, “Ne bileyim ben” diye uzayıp gidiyor!.
* * *
Maliye Bakanı Ahmet Uzun’la birlikte izliyoruz bu röportajları...
- “Tanımıyorlar, çok doğal” diyor ve anlatıyor bir anısını...
<<... Demokrat Parti’de Sayın Serdar Denktaş’la randevum var... Parti merkezine gittim. Iki kızımız karşıladı girişte. Buyurunuz, kimi istemiştiniz’ dedi... Serdar beyle randevum olduğunu söyledim. “Kim geldi diyelim” diye sordu... “Ahmet Becerikli” dedim... Partideki kızımız telefonu aldı ve ‘Ahmet Becerikli’nin geldiğini söyledi...>>
***
Maliye Bakanı Ahmet Uzun, bu anısının ardından esas vurucu mesajı veriyor sonra:
<<Beni tanımıyorlar diye hiç gücüme gitmedi. Esas gücüme giden, Ahmet Becerikli’yi tanımıyorlar...>>
* Yine de bilmeyenlere söyleyelim, Ahmet Becerikli, Kıbrıslı Türk kültürünün ve folklorunun unutulmaz müzisyenlerinden, cümbüş üstadı, ses ve eğlence sanatçısıdır...
/ / /
Son şans mı?
İtalyan gazeteci Fabio Salomoni geldi dün, ziyaretime...
Kıbrıs sorununa dair bir yazı dizisi hazırlıyor ve Cumhurbaşkanı Talat’la da görüştü; gazeteci olarak da ‘internet sayfanızdan sürekli takip ediyorum ve özellikle sizle görüşmek istedim’ dedi.
Her yabancı gazetecinin yanıtını merak ettiği; bizimse artık konuşmaktan da dinlemekten de usandığımız sorular, konuşmalar...
Söz bir ara “Kıbrıs’ta ‘barış”a geldi; güneyde Hristofyas’ın, kuzeyde ise Talat’ın liderliği ve “barışı en fazla konuşan, barış için en fazla çabalayan” iki siyasetin temsilcilerinin buluşması!
- “Bu artık son şans mı?” diye sordu, İtalyan gazeteci...
Bu “son şans” vurgusunu, Kıbrıslı Türklerin lideri olarak görüşmeleri yürütecek sayın Talat da yapmıştı.
Bence, çözüm sürecine yönelik baskı oluşturmak ve müzakere masasını teşvik etmek için tercih edilen ‘diplomatik’ bir vurguydu...
Çünkü “son şans” yoktur hiçbir zaman!..
Hele de Kıbrıs’ın gerçeğinde...
Bu, olsa olsa, Kıbrıs’ta toplumlararası çatışmaları yaşamış, belirli bir ‘ezber’le büyümüş, çözüm sürecinde önemli bir mücadele vermiş kuşağın ‘son şansı’ olabilir...
Eğer, “Talat-Hristofyas” buluşması da barışı getirmezse...
Bence, “bir sonraki şans”, çatışmaları yaşamayan ve anılarında “kum torbaları” olmayan kuşağındır!..
Ha kaç yıl sonrasında olur bu, bilemem!..
İyisi mi ‘savaşı’ görenlerin, ‘barışı’ da kurmasıdır...
Bir an önce!...
/ / /