[Bu ihale sürecini kulaktan dolma bilgiler, dedikodular, nefretler ya da aşklarla ele almak; kimseye, hele de topluma bir sonuç getirmez. Ve gazeteciler olarak da doğru bilgiyi araştırmaktır görevimiz. Somut verilere ulaşmak... Öylece yorumlamak. Bunu yapmaya çalıştım.]
Geçitkale Havaalanı\'nın \"atıl\" bir durumdan kurtarılarak, Kıbrıs Türk toplumu açısından verimli bir hale getirilmesi ve ekonomiye kazandırılması amacıyla bir ihale yapıldı.
Hedef, hem önemli bir yatırımdı, hem de binlerce insanımıza \"istihdam\" kapısı açmak. Bu nedenle \'düşünce\' çok doğruydu...
Ve ihaleye katılan tek şirket, 58 milyon EURO\'luk bir yatırım projesi sundu.
Az para değildi bu...
Böylesi bir yatırımı gerçekleştirmek, yönetenlerin, toplumlarına sunacakları önemli bir hizmet olacaktı.
Üstelik Kıbrıs Türk insanının \"ortak kasası\"ndan tek kuruş çıkmayacak, tam aksine her yıl milyon dolarlar bütçemize girecek; bu proje çok sayıda insanımızı da iş sahibi yapacaktı.
İlk 1.5 yılda 1000 kişilik istihdam öngören projenin 6 yılın sonunda ekonomiye 160 milyon Euro katma değer sağlayacağı hesaplanmıştı.
* * *
Tüm bunlar \'heyecan\' verici gelişmelerdi...
Peki sonra ne oldu?
İhaleye, hissedarları ve ortakları \"yabancı\" yatırımcılardan oluşan bir şirket başvurdu.
Kimdi bu CAS?
Kısaca CAS olarak bilinen, Kasım 2005 İngiltere tescilli şirketin ortakları James Bevericge, David Harry Millham, Charles Andrew, Thomas Quinn isimli kişiler olarak görülüyordu.
Bu isimler, elbette ki kimsemiz için bir anlam ifade etmiyordu.
Şirketin arkasında, Avrupa\'nın en önemli yatırım bankalarından birinin olduğu öğrenildi.
İhale sürecinde \"hükümet\" tek başına karar verici değildi; çünkü \"Geçitkale\" aynı zamanda \"askeri amaçlarla\" da kullanılan bir havaalanı, \"stratejik\" önemi olan bir yerdi...
Bu nedenle \"İhale süreci\"ne askeri gözlemciler de katıldı.
Hatta, meselenin TC Genelkurmayı\'nda dahi incelendiği söyleniyor.
Ve Asil Nadir devrede
Aslında, söz konusu yabancı ortaklar, son 2.5 yıldır böylesi bir proje için Av. Menteş Aziz aracılığı ile talepte bulunuyordu.
Sonra...
Tümü \"yabancı\" olan ortaklarla böylesi \"stratejik\" konumda bir yere başvurmanın çok \"akıllıca\" olmayacağı düşünülmüş olacak ki, Kıbrıslı iş insanı Asil Nadir\'e de \"şirkette hissedarlık\" teklifi yapıldı.
Nadir’in hem uluslararası iş tecrübesi vardı, hem de önemli bir medya gücü...
Ve ihale süreci başladığında, CAS şirketinin sunduğu teklifte, “ihale sürecinde Kıbrıs\'ta
kurulacak şirkette Asil Nadir\'in de hissedar olacağı\" özellikle ve yazılı olarak belirtildi.
Sonraki süreci de Asil Nadir takip etti.
Süresi 15 Mayıs\'ta dolacak 500 bin EURO\'luk teminat mektubu, 1 milyon EURO\'luk da kati teminat, TC Ziraat Bankası üzerinden Maliye’ye sunuldu.
İlahenin sorumlusu Ulaştırma Bakanlığı, prosedürü takip eden ise Maliye Bakanlığı\'na bağlı Merkezi İhale Komisyonu Başkanlığı oldu.
Henüz ‘resmi sözleşme’ yok
CAS Şirketi, Kuzey Kıbrıs\'taki şirketler mukayyitliğinde onaylanmadı çünkü aynı isimde, Ercan\'da \"yer hizmetleri\" sunan bir başka şirket vardı.
Bu nedenle, farklı isimle bir şirket kurulması yönünde \"ara formül\" üzerinde duruldu.
İhale sonuçlandığında, teknik olarak ve kağıt üzerinde bir sorun yoktu; çünkü proje sunulmuş, teminat mektupları da verilmişti.
İhaleyi \"askeri makamlar\" dahil tüm teknik uzmanlar onaylamıştı.
Sonra, şaşalı bir tören yapıldı.
Çünkü projenin Kuzey Kıbrıs’a getirileri gerçekten de önemli olacaktı.
Törene Başbakan Ferdi Sabit Soyer katıldı, Ulaştırma Bakanı Salih Usar katıldı, ilgili şirket
adına yabancı ortakla birlikte Asil Nadir de imza masasında yer aldı...
Bu törenle \'ihale sonucu\' ilan ediliyordu ama henüz ortada resmi bir sözleşme yoktu.
Bu sözleşme halen yapılmadı....
‘Şok’ açıklama
Ne olduysa, daha sonra oldu!..
CAS şirketi yetkilileri bir basın toplantısı düzenleyerek \"Sn. Asil Nadir\'in bizimle hiçbir ilgisi yoktur\" dedi.
Ve bir anda, herkes, \"Neler oluyor\" diye birbirine sormaya başladı.
Sanırım, hükümet yetkilileri de henüz, aynı soruyu tekrarlıyor: \"Neler oluyor?\"
Görünen oydu ki, \"ihale elde edildikten\" sonra Asil Nadir\'e \"teşekkür\" edilmişti.
Ya da \'hissedarlar arasında\' henüz açıklanmayan bir başka \'ayrılık\' yaşanmıştı.
Bu anlamda \"neler olduğu\" henüz muamma!..
Ama şimdi hem ‘yabancı ortaklı’ şirket, hem de Asil Nadir’in hissedarı olduğu şirket, aynı proje için “devam etmek” kararında...
‘Teknik’ yorum yeter mi?
Sonuç ne olursa olsun!..
Meseleye \"teknik\" olarak şöyle bir yorum getirilebilir:
- İhaleye başvuran bir şirket var. Bu şirket gerekli koşulları yerine getirmiş, teminatlarını sunmuş, projesini ortaya koymuştur. Devletin, ilgili şirketle ya da tüzel kişilikle ihale süreci devam etmektedir; hissedarların kendi aralarındaki sorunlar hükümet açısından bağlayıcı değildir, kendi iç meseleleridir...
Dediğim gibi \"teknik” ya da “hukuk dili”nde böylesi bir sonuç üretebiliriz.
Ama hayatın kendisi \"teknik yorumlarla\" ele alınacak kadar basit değildir.
‘Şirket’in tavrı bence gayrıciddi
İhale sonuçlandığı gün, bir basın toplantısı düzenlenmişti.
Bu basın toplantısına, ülkenin Başbakanı\'nın yanına \"ihaleyi kazanan şirketin temsilcisi\" olarak Asil Nadir oturmuştu.
Birlikte ve ortak açıklamalar yapılmış, projenin topluma neler kazandıracağı anlatılmış, Ulaştırma Bakanı da süreci özetlemişti.
Bu toplantı hükümeti de temsil eden \"resmi\" bir toplantıydı.
Devletin resmi haber ajansı şu cümleyle duyurmuştu gelişmeyi:
\"KKTC\'de Gazimağusa yakınlarında bulunan Geçitkale Havalimanı, İşadamı Asil Nadir\'e ait İngiltere\'deki Cyprus Aviation Services (Cas) Limited Şirketi\'ne kiralandı.\"
Yani devletin \"resmi\" dili, ihalenin \"Asil Nadir\'e ait bir şirkete verildiğini\" kayıt altına almıştı.
Kanımca ihale ‘dondurulmalı’
Şimdi birileri çıkıp \"Asil Nadir\'in ilgisi yok canım\" diyorsa...
Ortada en azından bir \"ciddiyetsizlik\" var, demektir.
Bir “bit yeniği”nin en azından “şüphesi” beyinlerde yer etmiştir.
Hükümetin, kendini ve toplumu \"koruması\" ve bu \"gayrı ciddi\" manzarayı ortadan kaldırması adına, henüz resmi sözleşme yapılmamışken, kanımca alınması gereken karar şu olmalıdır:
\"Geçitkale ihalesine katılan şirketin kendi içerisinde bir takım çelişkiler yaşadığı gözlemlenmiştir. Şirketteki gelişmelerin incelenmesi ve sürecin yeniden ele alınması için ihale dondurulmuştur...\"
* * *
Eğer bu yapılmazsa...
Kimseye \"ihale\"yle ilgisi olmayan birinin nasıl Başbakan\'la ortak açıklama yaptığını ve resmi bir törene katıldığını; devletin resmi bülteninde ihaleyi alan şirketin nasıl \"Asil Nadir\'in sahibi olduğu\" diye anıldığını, tüm bu gelişmelerin de \"son derece doğal\" olduğunu anlatamazsınız.
İhale dondurulmalı... Süreç yeniden gözden geçirilmelidir...
Böylesi bir kararda, kim, ne kaybedecektir ki?
Unutmayalım ki Geçitkale Havaalanıı \"zücaciyeci\" dükkanı değildir ve \"belleklerde\" soru işaretleri varken \"özel bir şirkete\" devretmek de bu kadar kolay olmamalıdır.