|
SAAT 08.30 - Lütfen sıraya girelim ve kimliklerimizi de gösterelim, kayıt olalım. SAAT 09.30 - Arkadaşım sırayı bozma, bir an önce bitirelim şu kayıt işini, imzanı at, sonra silah almaya. SAAT 10.30 - Şu kayıt işlemini bitirelim artık. Yaklaşın lütfen. Dinleyceğniz mi dinlemeyceğniz mi dediğimi? Asker gibi ol bir gün! Saat 11.00 - Komutan geldi, durdurun kaydı. Tamam, kayıt olmayanlar şimdi sıraya geçsin, komutan gelip konuşacak, sonra kayıt işlemine devam ederiz. Saat 11.30 - Sevgili ve kahraman mücahitler..... Saat 12.30 - Dörtlü sıranı tamamla arkadaşım... Geçiniz sıraya bir an önce bitirelim şu kayıt işini.
Saat 01.30 - Herkes yemeğini yesin lütfen, kimse aç kalmasın, sonra kayıtları kontrol edip göndereceğiz zaten. Saat 14.30 - Sıraya girelim şu yoklamayı yapalım da gidelim beyler!
Saat 15:30 - İsim isim yoklamayı yapalım, beklemeyelim güneşin altında arkadaşlar... ......... Saat 16:00 - Bir eksiğimiz olduysa lütfen çekinmeden ifade ediniz.
- Sağol!...
Biraz da İNSAF!
Herkes kendi pozisyonuna sarılmış, bırakmıyor!. Sanki biri “mağlup” olacak beriki “zafer” kazanacak da ne olacak?
Böyle olunca da gerilim dinmiyor, öğrenci de veli isyan ediyor. * * * Hükümet diyor ki, “Tek bir mağdur öğretmen yok... Üstelik başsavcılık ortada yasal bir mağduriyetin olmadığını da açıkladı... Grev sebepsiz...” Sendika diyor ki, “25’inci maddeyi yazınız arkadaş, ona göre grevi kaldıralım...” Ha gerçi “grev paralarımızı da isteriz”, “ek mesai da isteriz” gibi “fantastik” açıklamalar var ama... Tüm bunları da dikkate almak fazlaca “çılgınlık” olur kanımca... Çünkü veliler, çünkü öğrenciler, çünkü binlerce anababa bağırıyor: “Sizi daha ne kadar çekeceğiz” diye... * * * Önce hükümete şunu sorayım:
- Madem ki tek bir öğretmenin dahi pozisyonu, alacağı para değişmeyecekti. Her neyse o yazı, teshir, hukuki terim, sayfa, bölüm niye kalktı yerinden ki? * * * Sonra eğitim sendikasını yönetenlere de şunu söyleyim:
- Madem ki günün sonunda bir hukuk mücadelesi veriliyor. Başsavcılık’tan gelecek görüşü bekleseniz, işin hukuki boyutunda mücadele etseniz, tüm kıdemli öğretmenlerimiz de yüz bilmem kaç bin liralarını aldığına göre, hemen “grev” diye ortaya çıkmasanız ne olurdu yani? Bu kadar gürültü kopmaz; yüzlerce çocuk perişan olmaz, sizin ve öğretmenin trilyonlarca lirası kaybolmaz, dün aynı yolu birlikte yürüyen insanlar da böylesine birbirine girmezdi... * * * Yeter be, bu kadar karşıtlık, bu kadar inat!.. Artık biraz da İNSAF....
“NKL’ye YAKIŞMADI”
Mektup bir öğretmenden geldi. İsminin saklı tutulmasını istedi, çünkü bu süreçte eğer ismiyle birlikte bu mektup yayınlanırsa sürecin “mağduru” olacağını belirtti. Böylesi bir de korku var işte...
* * * Sevgili Cenk. Yaklaşık bir aydır , çocuklarımız yoğun bir şekilde 19 Mayıs’a hazırlanıyorlardı. KTOÖES’in grevi bir anda 19 Mayıs’ın iptalini gündeme getirdi. Sendika bu işten kurtulsun diye öğretmenleri çok iyi kullanmayı da bildi. Sonuçta 19 Mayıs buruk bir şekilde yapıldı.
Çocuklarımız 19 Mayıs hareketlerine seve seve gitmekteydi. Hatta son gün yapılan provaya da yoğun bir şekilde katıldılar. Unutmayalım ki NKL Mağusalıların göz bebeğidir. Bu okuldan iş adamları , siyasiler , doktorlar, mühendisler, sporcular çıkmıştır. Üzüldüğüm nokta 19 Mayıs kutlamalarına engel koyan NKL müdürü Bahadır Volkan’ın törenler sırasında protokol tribününde oturmasıdır. Oysa çok açık ve net biliniyor ki, törenlere çocukların ve eğitimcilerin katılımı, son dakikaya kadar yine aynı zat tarafından engellenmiştir. Kıbrıs Türkü’nü böylesi iki yüzlü tavırlarla birbirine düşürmek isteyenler bilmelidir ki, insanınız, bugünlere kolay gelmemiştir ve gerektiğinde tek yumruk olmasını da yine başaracaktır. Okul muavini Türksal bey korteje katılıp yürüyerek, gerçek bir Namık Kemal Liseli gibi davranmıştır. Hem öğrencilerin katılımını engelleyen ama hem de protokol tribününde baş köşeye yerleşerek çevrelerine poz satanları Mağusalı kendi vicdanında yargılamıştır.
[Sayın okul müdürünün söz hakkı bakidir...ce_mu]
PANO
>> Serbest çalışan veteriner hekimleri isyanda. Kamudaki veterinerlerin tümü özel klinik açmışlar, hatta iddialarına göre “müdür” bile!.. “Yaşam hakkımız kalmadı” diyorlar. Kamu dışında kimin kaldı ki?
>> Grevi fırsat bilerek, adeta ‘tezgah’ kurup, okuldaki öğrencileri “ek özel ders”e alanlara kim ne diyecek? Savcılık ne diyecek? Eğitim Bakanlığı ne diyecek? Sendika ne diyecek?
>> “Kadın kültüne sahip bir zamanların Afrodit adası şimdilerde dünyadaki kişi başına en yüksek seks işçisi oranıyla da rekor kırmakta. Zaten 2003’te kapılar açılınca Türk ve Rum işadamları arasında ilk buluşup protokol imzalayanların da gece klubü ve randevu evi sahipleri olduğu söyleniyor. Bir çeşit fiyatlardaki rekabeti dengeleme çabası” (Neşe Yaşın’dan)
|