|
Doğrusunu söylemek gerekirse, güneydeki “çözüm rüzgarı” ile umutlanmış!..
Yeni süreç ve liderlerin buluşması ile moral bulmuş...
Ama son dönemlerde, özellikle “ortak bir dil arayışı”na yönelik, farklı ve “yapıcı olmaktan uzak”, çoğunluğu güneyden boğazımıza dolanan “dil”le birazcık kırılmıştık. Hele de Türkiye’deki siyasi istikrarsızlık ve altüstlük tuz biber olmuştu tüm bunların üzerine... Bir de “içimizdeki” gerginlikler, birbirimize çalım atışlarımız, toplumsal uzlaşı kültürü yerine çoğunlukla “çıkar”a dayalı kavgalarımız; inatlaşmalarımız ve siyasi hesaplarımızla “indirmiştik” kaşlarımızı aşağı... Çünkü dün aynı yolda yürürken hedefimiz “barış”tı, oysa bugün yolu şaşırmış, çok başka hesaplara “Birleşik Kıbrıs” hedefini ve “barış”ı meze yapmıştık!.. * * * Kıbrıslı liderlerin dünkü buluşmasından çıkan umutlar, bunca “marazi” tablo sonrasında, yeniden umutlara kuşattı hepimizi... Doğrusu, böyle bir sonuç tahmin etmiyordum. Çok önemli sonuçlar üretti, “Talat-Hristofyas” zirvesi. Hem, her iki toplumdaki kimi “kaygıları” dikkate aldı, hem “garantörlerin” hassasiyetlerini ölçtü, tartı; hem de yol açtı “kapsamlı müzakere süreci”ne... * * * Peki, ne anladık dünkü liderler zirvesi sonucu, Birleşmiş Milletler’in duyurduğu sonuçtan:
- Çözümün adı kondu: FEDERASYON
- Hedef: FEDERAL BİRLEŞİK KIBRIS CUMHURİYETİ
- İki toplumlu, iki kesimli, siyasi eşit bir FEDERASYON.
- TEK BİR ULUSLARARASI KİMLİK.
- Peki bu ortalık nasıl sağlanacak? KIBRIS TÜRK KURUCU DEVLETİ ile KIBRIS RUM KURUCU DEVLETİNİN eşit statüsünde...
- İlgili Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararları dikkate alınacak.
- Sivil ve askeri güven yaratıcı ve artırıcı önlemlerin çalışmaları sürecek.
Yeni geçitlerin açılması ile birlikte, müzakere süreciyle birlikte “daha fazla bir araya gelme, karşılıklı ilişkileri artırma” çabaları da devam edecek.
- Liderler, hem 15 gün sonra hem de haziranın ikinci yarısından sonra buluşacak.
- Ve kapsamı müzakerelerle çözüm için ‘start’ verilecek.
* * * Zirvenin yalın sonucu ve özeti bu!.. O halde... Ne olur, diğer “alt üstlüklerimiz” bir yana... ÇÖZÜM İRADESİNİ gözetelim ve koruyalım!.. Sonra... Çok ararız inanın ki!.
SİZDEN GELEN
Evlenmek katlanmaktır.. Melih Cevdet'e sormuşlar "evlilik nedir" diye.
Eskiden demiş, kız tarafının ve oğlan tarafının ailesi biraraya gelir, yeni çiftin kuracağı yuva için beraber hazırlık yapılır, beraberce yeni ev düzülürdü. Tabi o zamanlar evler genelde bahçe içinde müstakil evlerdi. O yüzden buna "evlenmek" denirdi.
Şimdi ise yeni evliler apartman dairelerinde yani katlarda oturuyorlar, bu yüzden artık evlilik "katlanmaktır" demiş."
[teşekkürler özlem]
Bu yazı dizisini bekleyiniz!
 Bu fotoğrafı ilk köşemden paylaşmak istedim sizlerle... “Peruğu reddettim çünkü bana ait değildi” dedi Aysu ve kelini sevdi... Hani utanmasam, “kanseri dahi sevdi” diyeceğim, çünkü korkmadı, çünkü “şeytanlaştırmadı” hastalığı, onunla yaşadı, tedavi oldu, hiç getirmedi aklına olumsuzu, kötüyü, acıyı... Sevgili gazeteci arkadaşımız, KIBRIS’ın köşe yazarlarından ve televizyon ekranlarında uzun süre her akşam üzeri bizleri haberle buluşturan Aysu Basri Akter!. Aysu’yla “LENFOMA”yı, yaşadıklarını, hastalıkla tanışmasını ve tedavi sürecini konuştuk uzun uzun!..
Yakında, inanıyorum ki zevkle okuyacağınız bir yazı dizisi olarak başlayacağız yayına... Ama biraz müsaade, o kadar çok konuştu ki; iyice dinlemek, kelimeleri çözmek, duygularını ve coşkularını kaydetmek gerekiyor bir kenara... * * * Ve söylemeden edemeyeceğim, öylesine güzel dondurmalı browni tatlısı ve balık buğulama pişirdi ki kendi elleriyle, röportajın molasında... Şimdi düşünüyorum da, Aysu’nun aşçılığı, gazeteciliğiyle rekabet eder, gerçekten de... Neyse...
Siz “merakla” bekleyiniz röportajı... Yaşama dair sevinçleri ve umutları hep canlı kılmak için...
|