Gene ‘pasaport’ yasağı
Seyahat hakkı, kişisel özgürlüklerin en önde gelenlerinden biri...
Temel insanlık haklarından biridir...
* * *
Kıbrıs sorunu nedeniyle “özel koşullarda” yaşıyoruz.
Ve “Kıbrıs Cumhuriyeti”nden kaynaklanan haklarımız var...
Şu anda “Kıbrıs Cumhuriyeti” yönetiminde yaşamasak da...
Bu “ortaklık haklarımızın” kimilerini kullanıyoruz.
Bunlar, en temel hakkımız bizim...
“Kıbrıs Cumhuriyeti” pasaportu gibi...
“Kıbrıs Cumhuriyeti” yurttaşlığı gibi...
Bu hak(lar) sayesinde, bugün, onlarca öğrencimiz Avrupa’nın, Amerika’nın en gözde üniversitelerinde, çok özel koşullarda eğitim görüyorlar...
Günün sonunda bu gençler, Kıbrıs Türk toplumunun aydınlanma sürecine katkı
koyacaklar...
Örneğin, ‘Kıbrıs Cumhuriyeti Pasaportu’ sayesinde, bugün, çok daha sıkıntısız ve ‘mali külfet’ altında kalmadan dünyayı geziyoruz.
* * *
Anlatmaya çalıştığım şu!..
“Kıbrıs Cumhuriyeti” yurttaşlığını ya da pasaportlarını veren makam şu anda Kıbrıslı Rumların yönetiminde olabilir.
Ama eğer ‘Kıbrıs sorunu’ nedeniyle ambargolar altında yaşıyorsak...
Ve bizim “ortaklık” hakkımızdan kaynaklanan bu pasaportlar, bu yurttaşlık, dünyaya
açılmamızda bir vesile yaratıyorsa...
Bu durumu bir “ihanet”miş gibi görmemek gerekiyor...
* * *
Tüm bunları niye yazdım...
Poliste görevli bir okurumuz aradı dün...
Yeni bir genelge yayınlanmış...
Polislerin artık yurt dışı seyahatlerinde Kıbrıs Cumhuriyeti pasaportu kullanmasının yasaklandığı duyurulmuş...
Birincisi, yurttaşlar arasında “ayırım” hakkı yok kimsenin...
İkincisi, pasaport kişisel bir seyahat belgesi ve bunu engellemenin “hukuki” bir dayanağı da yok...
Ancak “baskı” ve “tehdit”le önüne geçilebilir ki, bu çağda ve dönemde de böylesi bir mantığa yer yok!..
Üstelik bir ‘hukuk’ devletinde yaşıyoruz.
Üstelik polisin bağlı olduğu makam ‘garanti ve ittifak anlaşması’ndan kaynaklanan haklarını da ‘Kıbrıs Cumhuriyeti’ ortaklığımızdan kullanıyor, bir başkasından değil....
Başka alanlara yayalım enerjimizi kanımca...
Çok daha faydalı olur...
[Emrin yayınlandığı tarihten itibaren Polis Örgütü Personeli, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi bölgesindeki deniz ve limanlarından seyahat etmeyecek ve bu yönde herhangi bir talepte bulunmayacaklardır. Bunun yanında GKRY bölgesinde verilen pasaport, kimlik kartı ve başka belgelerle yurt dışına seyahat edilmeyecektir.]
(Polise yönelik 13 Haziran 2008 tarihli genelgenin 2. maddesi)
Nüfus yapısı ve politikasını tartışırken
Başbakan Ferdi Sabit Soyer, dün, Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası’nın (KTÖS) ilkokullarda yaptığı araştırmaya yanıt verdi.
KTÖS, ilkokul öğrencilerini ana babaların “yurttaşlık” haklarına göre sınıflandırmıştı.
“Kıbrıs Cumhuriyeti” yurttaşlığı hakkı bulunanların % 34 oranına olduğunu belirtmiş, böylece, nüfusumuzun 3’te 1 oranında kaldığını açıklamıştı.
Soyer, bu açıklamaları yanıtladı.
Şu vurgular tabii ki önemli...
<<... Özellikle çoçukları ve gençleri kökenlerine, dillerine, dinlerine, milliyetlerine ve ırklarına göre katagorize ederek belli siyasi ve sosyal sonuçlar üretmeye çalışmak, asla kabul edilebilir demokratik ve insani bir yaklaşım değildir. Bu her şeyden evvel eğitimde demokratikliği ve yerellikten evrenselliğe gitme sentezini darbeleyen bir anlayıştır. Ayrıca bu anlayışlar ırkçılığın her türüne karşı besleyici bir ortam yaratma potansiyeli taşımaktadır...>>
* * *
Başbakan Soyer, ayrıca “KKTC yurttaşlığı” temeli üzerinden de rakamlar verdi.
Tabii Başbakan’ın verdiği
rakamlardan da ders çıkarmamız gerekiyor.
Eğitim Bakanlığı verilerine
göre, okullarımızda eğitim gören
“yalnızca KKTC yurttaşlarının” oranı 55.86...
Bu rakamlar, KKTC’de, sadece bu ülkenin yurttaşlığını taşıyanların “yarı yarıya” olduğunu gösteriyor...
Evet, çok hassas bir konu...
Ama eğer ‘Kıbrıs sorunu’nun çözümünde meselenin çok daha güçleşmesini ve bu tartışmaların
büyümemesini istiyorsak da “nüfus politikası”nda “kılı kırk yarmalı”, yeni
yurttaşlıklar
verilmesini çok daha “güç” hale getirmeliyiz.
Bu, nerede doğarsa doğsun,
hepimizin, geleceğe daha güvenli bakması için gereklidir...
Şu anki hassasiyet, geleceğe dönük de garanti altına alınmalıdır...
Böyle mi?
En geçerli ve ‘iş yapan’ mesleklerden biri ‘diyetisyenlik’ günümüzde...
Üstelik, artık kadınlar kadar erkekler de ‘diyetisyen saatleri’nden şaşmıyor!..
Bu “koca göbekli” hallerimiz bilinçsizlikten mi, aç gözlülükten mi bilemiyorum!..
Ama sevindirici tarafı şu ki “zengin ülkelerin sorunu”...
* * *
Sık sık fazla “kilolarını” anımsattığım bir bayan arkadaş gönderdi, bu fotoğrafı!..
- “Böylesi daha mı iyi” diye sorarak...
Bilemiyorum, bir fotoğraf hilesi yoksa gerçek mi ama...
Sizin de “moral” bulmanız için yayınlamak istedim!..
Haydi, tam da bunun üzerine, en sevdiğiniz tatlıyı sipariş edebilirsiniz...
Güzel SÖZ

Türkiye Futbol Milli Takımı Teknik Direktörü Fatih Terim’in şu sözleri hoşuma gitti...
“Gecenin en karanlık olduğu an, sabaha en yakın olduğu andır. Oyuncularım bu sözü akıllarından hiç çıkartmadıkları için aslan gibi mücadele diyorlar…”
Bu sözü, günlük hayatımızda sıkça anımsamamız ve güçlü olmamız gerekiyor herhalde...
PANO
- Kıbrıs Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (KTMMOB), Lefkoşa Türk Belediyesi'nin “yasa dışı inşaat uygulamalarının hukuki suç” olduğunu söylemiş... Başşehir reisimizin “yasa içi” uygulamasını bulan varsa, bir zahmet bize de haber versin!..
- Türkiye yeni bir pankartla donatıldı dün... <<Gölgelerin üstümüze geldiği en zor zamanlarda güneşin doğuşuna binlerce kez şahit olduk...>>
Bu sloganın yanında TC Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın fotoğrafı var...Yeni bir parti mi, “sizden korkmuyorum” mesajı mı bilemiyorum ama... Bildiğim, siyasette “propaganda” ve “halkla ilişkileri” nefis yapıyor...
- Avrupa Şampiyonası’nda Çek-Türkiye maçı, futbol keyfi açısından enfesti. Özellikle son 20 dakikasındaki heyecanı yaşattığı için helal olsun Arda’ya, Nihat’a ve Halil’e...