Sonra tanklar geçiyor!
Yıl 2000!..
20 Temmuz töreninde Rauf Denktaş konuşuyor bulvarda:
"Kıbrıs'ta bir anlaşma ancak iki devlet esasına dayalı konfederasyon sisteminde olabilir. Garantörlük sistemiyle oynanan bir anlaşmaya imza atmam. Bu son şanstır. Bu halk sizinle birleşmek mecburiyetinde değil… "
Türkiye'den gelen dönemin Kıbrıs'tan sorumlu Bakanı Şükrü Sina Gürel, Türkiye'nin "tam desteğini" açıklıyor, konuşmasında…
* * *
Yıl 2001!...
20 Temmuz törenlerinde, yine Denktaş ve Türkiye'den gelen bakan Gürel bulvarda.
Gürel, "ekonomi"ye yönelik "müjdeli" haberler veriyor.
Rauf Denktaş, Kıbrıs Rum Yönetimini "masaya" gelmeye çağırıyor.
"İyi komşuluk" öneriyor…
* * *
Yıl 2002… 20 Temmuz törenleri…
Yine sıcak… Yine bulvar. Yine Denktaş ve Gürel. Denktaş, bu kez tüm siyasi partilere çağrı yapıyor ve "egemenliği" savunmalarını istiyor.
"Biz barış istiyoruz. Ama egemenliğimizi, eşitliğimizi kabul eden, toprak, mal-mülk değişimiyle ayarlanmış şekilde, güvenliğimizi devamlı kılan bir barış istiyoruz."
Ve "sürüden ayrılanları" uyarıyor bir de…
"Sürüden ayrılırsak, milletimizden koparsak, ki bütün mücadele bunun için yapılmaktadır, paralar bunun için dökülmektedir, sivil örgütler bunun için kurulmaktadır, seyahatler bunun için yapılmaktadır, bizi Türkiye'den ayırmak, Türkiye'yi bizden soğutmak, ondan sonra işleri kolaydır"
* * *
Yıl 2003!..
Denktaş, bu kez 20 Temmuz meydanında "seçim propagandası" yapıyor.
"Seçtiklerinizin hangileri yeminlerine sadık kaldı, hangileri devleti koruyup yaşatma yolundan saptı? Bunun cevabını yakında sandık başında oylarınızla vereceksiniz. Pire için yorgan yakmamızı, üç kuruş için devletinize sırt çevirmenizi Türkiye'den kopmanızı telkin edenlere cevabı siz vereceksiniz"
Ve ANNAN PLANI'nın bir "azınlık planı" olduğunu açıklayarak, "sizi kurtaracağım, sonumuz selamettir" diyor.
TC Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener de, Türkiye'nin tam desteğini açıklıyor Kıbrıslı Türklere, "ekonomik müjde"yle birlikte, 4 bin kişiye ek istihdam olanağı sağlanacağını belirtiyor.
* * *
Yıl 2004, tarih 20 Temmuz!..
Referandum sonrası…
TC Dışişleri Bakanı Abdullah Gül adada…
Gül, "ekonomik gelişme" için söz veriyor, son derece soğukkanlı bir konuşmayla, dünyaya, Kıbrıslı Türklerin yanında olması çağrısı yapıyor.
Sonra, Denktaş alıyor sözü:
"Birkaç ay evvel 'Kıbrıs'ta Barış engellenemez' diye ortalığı alt-üst eden, birleşme adı altında Kıbrıs Türkünü Rum'a bağlayacak olan, bu güzel devletin içerisine 80 bin Rum yerleştirecek olan, halkımızın yarısını perişan edip göçmen yapacak olan, Türk askerini adadan çıkarıp, Garanti Anlaşmasını gülünç bir duruma düşürecek, Türkiye'nin Kıbrıs üzerindeki haklarını yok edecek olan bir anlaşmayı, 'barış, barış, barış' diye bize satanlara soruyorum; "Eğer Rum da evet demiş olsaydı, bugün burada bu günü kutlayabilecek miydik?' Hangi Barışı kutlaycaktık?"
* * *
Yıl 2005, 20 Temmuz.
Cumhurbaşkanı Talat, bulvardaki törende konuşuyor:
"Kıbrıs'ın ve Kıbrıslıların kaderi, savaş, ayrımcılık ve düşmanlık değil, barış,
birlik ve kardeşlik olmalıdır. Bu amaçla, her türlü barışçı girişime hazırız. Kıbrıs sorununu çözümlemek stratejik hedefimizdir.”
TC Başbakan Yardımcısı Gül, "Asla 1974 öncesine dönülmeyeceğini" söyleyerek tam destek veriyor.
* * *
Yıl 2006, 20 Temmuz.
TC Başbakanı Erdoğan, Kıbrıs'ta.
Cumhurbaşkanı Talat'la ortak basın toplantısı sonrası Talat açıklıyor:
"Annan Planı'na dayalı iki kesimli, iki bölgeli, siyasi eşitliğe dayalı bir çözümden yanayız… Biz iyi niyetle çalışacağız"
* * *
Yıl 2007, 20 Temmuz.
Bulvardaki törende, TC Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener var:
"Koşullar ne olursa olsun Türkiye'nin yanınızda olacağından kuşkunuz olmasın… Bütün zorluklar geçici KKTC kalıcıdır"
Ve Talat:
“Bizim amacımız, Kıbrıs sorununa kapsamlı bir çözüm bulmak, Adanın AB içinde ve halkımızın eşitliği temelinde birleşmesini sağlamaktır. Bunun için onlara yalvarmayacağız. Barışa ulaşmak için yalvarma projemiz yoktur"
* * *
Yıl 2008, 20 Temmuz.
TC Başbakanı Erdoğan ve Cumhurbaşkanı Talat "çözüm formülleri"ni açıklıyor:
"Şimdi artık çözüm zamanı… Vizyonumuz iki kesimli, iki halkın siyasi eşitliğine dayalı yeni bir ortaklık devleti ve iki kurucu devletin eşit statüsü… Hem siyasi eşitlikten hem de
devletlerinin eşit statüsünden asla taviz vermeyeceğiz… Türkiye'nin garantisinden vazgeçemeyeceğiz."
* * *
Sonra tanklar geçiyor sırayla…
Ömrümüz geçiyor…