|
Eğer birileri reddetseydi!
Eğer birileri reddetseydi de; onca yalanın, talanın, aç gözlülüğün, üçkâğıdın ve içimizi sızlatan nice adaletsizin önüne geçilmezdi yine… Belki ‘çarpıklıklar’ toptan kalkmazdı ortadan… Yeni bir gün, yeni bir hayatla ve ‘tertemiz’ bir sayfayla açılmazdı belki… Ama… O kocaman ‘saadet zinciri’nden bir halka daha kopar, bir diğer halkaya ‘cesaret’ verirdi her bir yeni ‘baş kaldırı’… Eğer birileri reddetseydi dünden bugüne, bu kadar çok acımazdı içimiz… Her bir adımda, birden fazla insanın gözü önünde yaşanan nice ‘ayrıcalığı’ nice ‘haksızlığı’ nice ‘rezilliği’ eğer reddeden çıksa arada, bir sonraki adım daha ‘aydınlık’ olur inanın ki!..
* * Belki kökü kurumazdı ama, yine de ‘yürek’ isterdi o zaman ‘partizanlık’ yapmak… Bu kadar çok insan oturamazdı “hak etmedikleri” koltuklarında, eğer birileri “reddetseydi” arada… Öylesine kolay kolay ‘çalamazdı’ kimse, bir başkasının hakkını… * * * Birileri ‘yok’ dese arada… Birileri ‘bu işten yanlış’ diye kalkıp kaçsa… Birileri ‘haksızlık bu’ diye ‘imzalamam arkadaş’ diyebilse… Birileri ‘kabullenmese’ ne olursa olsun… Birileri ‘tepki koysa’ gür bir sesle… Birileri ‘rest’ çekebilse… Birileri “en iyisi susmak” gömleğini yırtsa üzerinden… Birileri “ürkütmeyim, kızdırmayım, hoş görüneyim” aymazlığını aşsa… Birileri “bana mı düştüm canım” diye eğmese başını… Birileri ‘yansa’ yani…. Evet, Nazım ustanın dediği gibi bugün değilse yarın, yarın değilse ertesi gün elbet göreceğiz aydınlığı… * * * Yaşadığınız her mekanda, her ne olursa olsun mevkiiniz, işiniz, pozisyonunuz, yaşınız, ağırlığınız, düzeyiniz... Ne olursa olsun geleceği kurma ve kurtarma kaygınız… Mutlaka ama mutlaka, gördüğünüz bir yanlışa, ‘gücünüz kadar’ tepki koyma ve ‘karanlığı’ reddetme şansınız vardır… O ‘birileri’ olabilirsiniz… O ‘birileri’ne ihtiyacımız var… O ‘birileri’ kuracak çünkü, çok daha ‘güler yüzlü ve namuslu’ bir geleceği…
‘İkinci işime dokunma, kargaşa çıkar’!
Hekim örgütlerinden ikisi TIP-İŞ ve K.T Tabipleri Birliği, dün bir bildiri yayınladı. Demokratik bir tartışma sürecini kamuda örgütlenmiş ‘hekim gücü’yle ‘tehdit’ti aslında bu!.. Diyorlar ki: <<… Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği ve Tıp-İş anayasa mahkemesinin değişiklik önerileri dışında Kamu Sağlık Çalışanları Yasası’ndaki hiç bir maddede değişiklik yapılmasına taraftar değildir. Özellikle 44. maddenin Mecliste değişikliğe uğratılması halinde bu durum ciddi bir kargaşaya ve kaosa yol açacaktır…>> * * * “Özellikle” dedikleri “44’üncü madde”, kamudaki işle birlikte aynı zamanda “özel klinik” ve “özel hastaneler”de çalışma anomalisini “yasal” hale getirmeyi amaçlıyor!.. Bu satırların sahibi, zamanında, “Niye hastanede değilsiniz de kliniktesiniz” diye sorarken, “Biz de karşıyız, otorite önlesin işte” derlerdi… Ve derdim ki, “Siz mi karşısınız yani…” * * * “Değişim isteriz ama bizim dışımızda ha!..” Söyleyin bana şimdi, bu anlayışlarla, böyle gelmiş böyle gitmez mi? İşte size bir örnek daha!..
YORUMSUZ
- Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası (KTÖS), Düzova-Cihangir İlkokulu’nda halen süren tadilat çalışmaları nedeniyle, okulda gerekli tertibat yapılana ve güvenli bir ortam sağlanana kadar öğretmenlerin derslere girmeyeceğini açıkladı.
(Türk Ajansı Kıbrıs)
Sendikamızın bu sabah Düzova-Cihangir İlkokulu'nda yapmış olduğu basın açıklaması'nda açıklamanın içeriğinde "grev" sözcüğü geçmemesine rağmen tv programlarında ve internet üzerinden yayın yapan medya kuruluşlarının sayfalarında "Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası Düzova-Cihangir İlkokulunda tadilat ve ek bina yapım çalışmalarının devam etmesi nedeniyle bu okulda grev başlattı. Sendikanın grevi okuldaki çalışmalar sona erene kadar devam edecek." şeklinde bir cümle vurgulanmıştır. Okuldaki son duruma göre, Okulda ki ortam, eğitime uygun olmadığı için, veliler çocuklarını okula göndermemekte, fakat öğretmenimiz okulda görevinin başında bulunmaktadır. KTÖS eğitim ortamının uygunsuz şekilde devam etmesi halinde, öğretmenin sorumluluk almayacağını kamuoyuna duyurmuştur. KTÖS, Düzova-Cihangir İlkokulu'nda grev kararı almamıştır.
[KTÖS Genel Sekreteri Şener Elcil]
|