Talat ile Hıristofyas devlet adamı olabilecekler mi?
Kıbrıs Rum seçimlerinin ortaya çıkardığı sonuç, 2003-2008 döneminin kapandığına işaret ediyor. Tassos Papadopulos’un ve çalışma arkadaşlarının uyguladığı ve Kıbrıslı Türklerin devlet iktidarına ortak olmalarını engelleyen siyaset artık tarihe karışmıştır.
Dimitris Hıristofyas, Federal devlet kurmak için gerekli esnekliği göstereceğini vaat ederek iktidara geldi. Başarısı bütün dünyada, özellikle de Avrupa Birliği’nde heyecan uyandırdığı gibi, Kıbrıs Türk Toplumu için de, barış umutlarının yeniden yeşermesine yol açtı.
Dimitris Hıristofyas, gerçekten de çok iyi koşullarda iktidara gelmiştir. Daha şimdiden hem Yunanistan’ın, hem de dünya kamuoyunun desteğine sahiptir. İçeride ise, ana muhalefet lideri, pragmatist politikacı Anastasiadis, Kıbrıs konusunda kendisine destek vermeye hazırdır. Seçilmiş olması, Kıbrıs Türk toplumunda da belli bir sempatiyle karşılanmıştır. Kısaca, artık çözüme içtenlikle yönelmemesinin önünde, hiçbir bahane veya gerekçe kalmamıştır.
2008 seçimleriyle birlikte, Türkiye ve Kıbrıs Türk liderliği için de bir dönem kapanmıştır. 2004 yılında Annan planını kabul ederek etik bir üstünlük yakalayan, daha sonra da Papadopulos’un ortaya koyduğu politikalarla çözümsüzlük sorumluluğundan tamamen arınan Türk tarafı, artık yeni bir meydan okumayla karşı karşıyadır. Açıkça, yeni koşullarda Türk tarafının çözüm iradesi yeniden sınanacaktır.
Hem dünya kamuoyu, hem de Kıbrıs’ta yaşayan insanlar, Mehmet Ali Talat ile Dimitris Hıristofyas’tan bir an önce çözüme yönelmelerini beklemektedir. Sol gelenekten gelen, en önemlisi çözüm vaatleriyle iktidar olan iki lider de, şimdi tarihi bir sınav vermekle karşı karşıyadırlar. Bu sınavın kolay olmadığı aşikardır. Bir yanda, yakın Kıbrıs tarihinden kaynaklanan zorluklar, diğer yanda da geleceğe dönük umutlar arasında sıkışmış oldukları bir gerçektir. Böyle kritik dönemlerde siyaset adamının devlet adamı olabilmesi, zorluklardan “erdem” üretebilmesi fevkalade önemlidir. Talat ve Hıristofyas, siyaset adamı olarak girdikleri bu yeni dönemden, devlet adamı olarak çıkabilecekler mi? İşte dünyanın yanıtını beklediği soru budur. Ve unutulmamalıdır ki, tarihin gözü bu iki liderin üstündedir.