|
Adanın güneyinde bu işe bozulanlar olsa da artık yeni bir dönem başladı ve bunu kimsenin engelleme olanağı yok. KKTC’ye Ercan Havaalanı üzerinden giriş yapacak olan çok sayıda konuk izleyeceğiz önümüzdeki haftalarda. Ok yaydan fırlamış durumda.
İşte bu hafta ilk olarak Almanya’dan Yeşiller Partisi Eş Başkanı Claudia Roth geliyor. Yanında sadece Türkiye kökenli Berlin Eyalet milletvekilleri Bilkay Öney ve Özcan Mutlu olmayacak. Aynı zamanda biri Alman gazeteci olmak üzere iki gazeteci de ona eşlik edecek. Diğer gazeteci Brüksel’den bir dost: Zeynel Lüle.
Claudia Roth’un yanında basın mensupları ile gelip Kuzey Kıbrıs’ta bir dizi görüşmeler yapması Alman Medyası’na da çok iyi yansıyacak. SPD’li eski Alman Şansölyesi Gerhard Schröder’in ardından Yeşiller Eş Başkanı Claudia Roth’un da adanın kuzeyine gelmesi 2008 yılının “nasıl dolu geçeceğinin de” habercisi.
Yeşiller şu anda Almanya’da ne federal ne de eyalet düzeyinde iktidarda olmasalar da ülkenin meclislerinde temsil edilen beş partisinden biri konumundalar. Ayrıca Hamburg Eyaleti’nde koalisyon pazarlığı yapmaktalar. Yarın ne olacağı ise hiç belli olmaz! 2009’da Almanya’da federal seçim olacak.
Claudia Roth ve heyetinin adada olduğu sırada bir başka sosyal demokrat heyette Kuzey Kıbrıs’ta görüşmeler yapacak. Almanya’nın Bavyera Eyaleti’ndeki yerel politikacılardan oluşan bu heyette Katharina Bednarek, Christine Fleege, Benjamin Krückl, Christine Lechle, Renate Schuster ve Uli Piller yer almaktalar. Yerel politikacıların adanın kuzeyinde kuracakları sıcak ilişkiler Almanya’da kamuoyunun KKTC Gerçeğini kavraması açısından çok değerli. Bu şekilde kamuoyunu adım, adım kazanmaktayız.
Bu ziyaretlerin ardından Nisan ayında da Almanya’dan çok sayıda konuk ağırlayacağız. Zamanı geldiğinde onlara da değiniriz.
Nisan ayı aynı zamanda Berlin’de farklı partilerden Kuzey Kıbrıs Delegasyonları’nın da temaslarda bulunduğu bir ay olacak. Şimdiden Berlinli politikacılar bu görüşmelere sıcak bakıyorlar. Çünkü hepsi şu anda gündeme gelme şansını gördükleri “diyalog” ortamını desteklemek arzusunda. Rum Kesimi de artık bu tarz engellenmesi imkansız ikili görüşmeleri sabote etmeye (boşuna) uğraşmak yerine çözüme yönelik adımlara yönelse çok daha akıllıca olurdu. Bir buçuk yıldır Almanya’da dostlar edinme çabamız artık ürün veriyor. Almanyalı dostlarımız artık “bir Kuzey Kıbrıs Gerçeği’nin” ve “bu gerçeğin görmezlikten gelinerek Kıbrıs Sorunu’na çözüm bulunamayacağının” farkındalar.
AB genelinde ama özellikle Almanya’daki Türkiye kökenli milletvekilleri arkadaşlarım da bu konuda oldukça uzmanlaşmaya başladılar. Kıbrıs Sorunu artık eskisi gibi “az bilinen” bir konu değil. Özellikle Almanya’da politikaya, medyaya ve kamuoyuna yönelik çok önemli bir bilgi kaynağı konumundalar. Bu da Kuzey Kıbrıs’ın elini güçlendirmekte her geçen gün.
Yarın Kıbrıs Sorunu’na bu sayede bir çözüm olur mu bilmiyorum. Ancak bu çabaların ambargonun kalkmasına, direk uçuşların gerçekleşmesine ve KKTC’nin uluslararası kamuoyunda daha iyi anlatılabilinmesine katkısı olacağından eminim. Önemli olan da bu bence! |