İşçinin emekçinin bayramı.
“Emek” kelimesinin ne kadar önemli olduğunu herkesten çok emekçiler bilir
Oysa, yıllardır 1 Mayıs denince akla hemen sendikalar geliyor, değil mi?
Emekçilerden çok sendika yöneticileri meydanlarda.
Ama hangi sendikalardan bahsediyoruz ve hangi sendikaların esasta hangi emeğe hizmet ettiklerinden?
Eskiden işçilerimiz emekçilerimiz sokaklarda hak arıyordu ne acıdır ki bugün ayakta durmak için direnen işveren konumundaki sanayicilerimiz eyleme başladı.
İşçinin ve emekçinin birlikte kol kola girmesi gereken, ekonomik açıdan zor bir durum içerisindeyiz.
Emek-sermaye çelişkisinden, emek değer kuramına doğru yol alıyoruz.
O, toprakta emeği olan, toprağı en iyi şekilde işleyen, üreten, üretime yüreğini koyan insanların; ülkelerine, kenetlenerek bağlanmış vatanseverlerin, oluşturduğu kitlenin temsilcileriymiş gibi hareket edenleredir biraz da sözüm.
Hani esasta kurdukları sendikalarda ya da birliklerde emekçinin haklarını savunma adına değil, daha çok başka amaçlara hizmet eden anlayışla hareket eden nice sözde emekten yana olanlara.
Her gün görüyoruz ve yaşıyoruz, “emek ya da emekçiye değil” Kıbrıs sorunuyla, içimizde siyaseti karıştırmakla, bölgede istikrarsızlığı sağlamak adına bizleri bölme gayretinde olanlara hizmet eden nice gruplar türedi.
Bu gruplar maalesef gerçekten emeğin hakkını verenlere hizmet etmiyor.
Ve bugünü, gerçekten emekçilerin kutlaması gerekirken (!) amacından saptırılmış şekilde birileri tarafından farklı organizasyonlarla kutlanıyor.
Oysa özellikle de bugün, ülkemize uygulanan onca ambargolara ve izolasyonlardan, zarar gören, işverenler ve çalışanlar hatta sendikalar hep birlikte, birbirleriyle kol kola girerek birbirlerine sarılarak dünyaya haklarımızı haykırmaları gerekiyordu.
Devletin yöneticilerinin de üreticilerine ve çalışanlarına sarılarak bu günü kutlaması gerekirken, bir grup ve bazı sendikalar, neredeyse günü amacından da saptırarak “BİRLEŞİK KIBRIS” mitingine, ya da pek de rağbet görmeseler de “Kıbrıslılık” mitingine dönüştürmeye çalışmaları bu güne yapılan en büyük haksızlık değil mi?
Emekçiler, umarım bundan sonraki 1 Mayıslara sahip çıkar ve 1 Mayıs’ı, işçilerin aileleriyle bayram yapma günü olarak kutlamaya başlarlar.
Hatta işverenler, bundan böyle, 1 Mayıs’ı işçilerine prim verip ödüllendirme günü olarak kutlayabilir.
Ve elbette, 1 Mayıs emekçinin, daha insanca yaşamını sağlayacak, haklarını koruyan yasaların hayata geçirilmesinin seslendirileceği günler olmalıydı bugüne kadar!
Oysa zaman zaman, 1 Mayıs emekçinin emeğini sömürenlerin, onların oluşturduğu kurum ve kuruluşları yönetenlerin çıkarları uğruna keyfi uygulamaların yapıldığı günler olarak akılda kaldı.
İşçisine, emeğine, toprağına, sanayisine, tarımcısına, inşaatçısına, çalışanlarıyle birlikte kurumlarına, kısacası vatanına sahip çıkan, o, özüne bağlı insanlardan oluşan bütün kurumlar veya sendikalar, acaba 1 Mayısın neresindeler?
Hatta bugünü “Evrensel dayanışma günü” adı altında genelde siyasi emeller uğruna farklılaştırılmış bir şekilde kutlamaktan başka ne yapıyorlar?
“Söylem dönemlerinden, eylem dönemlerine geçilmiştir” diyenler bile var. Olası provokasyonlara emekçiler artık rağbet etmiyor deniyor ve emekçinin sesini kısıp kendi seslerini, emekten yana değil de ilgisiz alakasız işlerle meşgul olmaktan yana kullanıyorlar.
1 Mayıs endişe günü olmaktan çıkmış diyorlar .
Doğru olabilir. Cünkü artık her günümüz “endişe” de ondan.
Daha fazla geç olmadan devlet, işveren, sendikalar ve emekçi, kol kola girmeli ve bu zor şartlar altında uzlaşıyla tüm sorunlara çözüm bulmalı, birbirlerini desteklemeli.
Bu ülkede üretime yüreğini koyan insanların; KKTC’ne uygulanan ambargolar karşısında direnen ve hala işveren konumunda olmayı başaran işverenlerimizin de ve onların yanında çalışan tüm emekçilerin 1 Mayıs bayramını kutlarım.