Ümit Gönlümün Ekmeği
Akşam yat “zam”, sabah kalk “zam”.
Neden?
"En kolay çıkış, “zam” da ondan”
Neden, maliyetleri nasıl düşüreceğimize kimse odaklanmıyor?
Bütün yükü vatandaşın omuzlarına yıkmak ve maaşlar sabitken zam üstüne zam yapmak nasıl çare olarak yorumlanabiliyor?
Sorunlara çare üretmesi gerekenler, hep ayni “dar vizyonla” dünyamızı dar etmeye devam ediyorlar. Işin özü de şu aslında; “bol keseden” verilen vaadler ve “bol keseden” harcamalar eninde sonunda dar boğaza tıkıyor..
Peki de vatandaşın burada suçu ne? Ardı ardına “akıl almaz” zamlar gelirken neden maaşlara da zam yapılmıyor?
Akaryakıta yapılan her zam, meyveden sebzeye, temizlik malzemesinden mobilyaya; kısaca hayata dair her şeyi derinden etkiler. Ekonominin temel kuralıdır bu.
Elbette dünyadaki bütün ülkeler ekonomik programlar çerçevesinde yönetiliyor. Ve birçok zor durumda da daha sıkı ekonomik programlarla belli adımlar atmamız da gerekebiliyor.
o adımları da çok attık hatta atarız."
Ancak bu kadar sıklıkla ve bu kadar beceriksizlikle zam üstüne zam yaşamak bir toplumun sadece ekonomisini değil, psikolojik yapısını da çok derinden etkiliyor.
Üstelik ekonomik açıdan çok kritik bir yıl yaşıyoruz. Her ay daha da kritikleşen bir duruma doğru da yol alıyoruz.
Gümbür gümbür geliyorum diyen krizler vardır. Tıpkı aylar önce dünyanın yaşadığı ekonomik kriz ve bu konuda uzmanların uyarılarını hatırlamak yeterli olmalı..
Neden tedbir alınmadı? Yönetenler, vatandaşlarına sürekli ayağınızı yorganınıza gore uzatın diyebiliyor. Ama KKTC’nin artık örtüneceği bir yorganın dahi kalmadığı durumda “yorganın akibetini” bilmek hakkımız değil mi?
Kapımızın içi de dışı da krizlerle dolu.
Fikir ve görüşlerini dinleyebileceğimiz, önerilerini uygulayacağımız çok başarılı uzmanlarımız var. Profesyonel olarak dahi, kriz durumlarını ele alan ve çözüm üretecekler var. Bu potansiyele sahip bir ülkeyiz. Üniversitelerimizin yetiştirdiği dünya çapında değerli akademisyenleri var. Bu ülkede en kısa ve en kolay yolu denemek kimsenin işine gelmiyor nedense.
Oysa bir kriz masası oluşturulur .Har vurup Harman savurmak yerine bu kurulun verdiği kararlar harfi harfine uygulanır Sonuçları da alındıktan sonra “zamsız çareler “ üretilebileceği de bu topluma bir şekilde yaşatılır…
İnsan bilmediği konuları sormak ve öğrenmekle yükümlü olmalı. Yoksa ben bilirim benim bildiğim en doğru diyemez hiç kimse.
Bu istikrarsızlıkla, yatırımcının önünü de kesmiş oluyoruz.
Sermayeyi çeken temel unsur, mali yatırım araçlarının yüksek olan getirisi değil. Esas olarak artan istikrar, iyileşen yatırım ortamı ve ekonomimizin gelecekteki performansının daha iyi olacağı düşüncesi ile hareket edilir ve o anlayışla yatırımcının önü açılırsa eğer, sermayeyi ülkemize yönlendirebiliriz ancak.
“Sürekli zam” istikrarın değil istikrarsızlığın bir kanıtı değil mi?
Neden hiç bir yönetim KKTC’nde “mali disiplini” sağlayamadı ?
Mali disiplin bütün ilgili kurumlardan görüş almayı da gerektirir. Bir zamın yansımasının ne şiddetinde olacağı nelere etki edeceği beraberinde neleri artırabileceği bir şekilde bu görüşlerin dikkate alınması ile belirlenir ve ona gore tedbirler alınabilir.
Bu uygulamalara bakılırsırsa ne yazık ki garip bir çelişkiler dizisi var karşımızda. Uzmanlara başvurmak yapılacak en doğru iş olsa gerek.
Ekonomik durumumuza en doğru teşhisi koymak ve doğru kararların alınmasını sağlamak çözümün ilk adımıdır.
Bugüne kadar yanlış yapılmış olabilir. Ama zararın neresinden dönsek kardır.
Zamlardan etkilenen insanlar olarak “zamın gasp hale dönmesine” asla izin vermemeli ve yetkililerin harekete geçmesi için gereken tepkiyi ortaya koymalıyız..
Marifet zam yapmadan, gelir-gider dengesini sağlayabilmektir.
Yoksa sürekli vatandaşın cebini boşaltmak büyük haksızlık.
Ne diyordu Cem Karaca?
“Ümit gönlümün ekmeği, umar ha umar umar.”