Ülke sevgisi
“Ülke sevgisi ona hizmetle ölçülür” demişti Atamız.
Kimileri için ülke, “karnının doyduğu yer”, kimileri icin “vatan”, kimileri için vazgeçilmeyen ya da bir devletin egemenliği altında bulunan toprakların tümüdür ülke. Diyardır, memlekettir, devlettir, ülke.
Onun yükselmesi, ilerlemesi için fedakarca çalışmak demektir.
Özveri, güven saygı ve sevgi demektir.
Fedakarca, vefayla, gönülden, dağına taşına, toprağına, suyuna kısacası doğasına aşık olmak demektir.
“Vatan” sevilirse ancak vatandır.
İdealist düşünce yapısına sahip olmak, hep ileriye bakmak ve ilerisini düşünmek demektir.
İşte önemli olan budur. İnsan ülkesine, bu duygularla ve bu özelliklerle bağlı bir insan olmalı. Mesleğiyle, emeğiyle üreten ve severek hizmet eden yücelten olmalı. Ülkecilik yüreğinde olmalı insanın.
Meslekler insanları değil, insanlar mesleklerini yüceltmeli. Mesleklerinde en iyi hizmeti vermeli insan.
Bu düşünce hepimizin tek ideali olmalıdır.
Çünkü, ancak idealist insanlar, öncelikle toplum yararına ve ülke yararına hizmet eder.
Önemli olan insanın, yaşantısında daima erdemli olmaya gayret etmesidir. İçerisinde kin ve nefret duygusuna hiçbir zaman yer vermemesidir.
Çevresindeki insanları daima çalışmaya, öğrenmeye teşvik etmesidir. Hele de büyümekte olan geleceğin sahiplerine sevginin ne kadar sevgi doğurduğunu, seven insanın ne kadar üretken ve yeniliklere ne kadar açık olduğunu, sevgi dolu insanın, bulunduğu her yere ışık ve mutluluk taşıdığını, mutlaka göstermeli, anlatmalı, inandırmalı ve yaşatmalıdır.
“Ülke sevgisi” yaşadığı ortamda huzuru hissettirendir..
Mutluluk nedir diye sormuşlar…
“Sevdiğimle, yuvada kuru ekmek yemek, başka yerde “ballı börek yemekten” daha tatlı ve zevkli geliyorsa mutlusunuz demektir” diyebilmek önemli.
Ülkemizde sahip olduklarımızın ne kadar farkındayız? Hatta nelere sahip olduğumuzu biliyor muyuz? Ülkemizin nimetlerinden ne kadar faydalandığımızın farkında mıyız?
Gelmiş olduğumuz noktada, kimlere, neler borçluyuz yeterince biliyor muyuz?
Yetişmemizde büyük emeği geçen, ülkemize, anne ve babalarımıza, hele de öğretmenlerimize, çalışmalarımıza özveri ile destek veren sevdiklerimize ya da aile bireylerimize, meslektaşlarımıza ve hepsinden önemlisi bize bağımsızlığı, özgürlüğü, şeref ve haysiyeti öğreten ve gurur duyacağımız bir milletin bireyi olma onurunu yaşatan Ulu Önder Atatürk’e ne kadar çok şey borçluyuz acaba biliyor muyuz?
İdealist insan mıyız? Ya da kaçımız idealistiz?
Ülke yanlışlar için bir sığınak, doğrular içinse dar bir alan mı?
Ülkeyi sevgiyle korumalı, sevgiyle beslemeli ve sevgiyle geliştirmeliyiz.
Her birey için ülke sevgisinin önemi ayni olmalı.
Ülke sevgisinde “bana ne” anlayışı yoktur ve olamaz.
Öğrencinin de öğretmenin de ülke sevgisi aynidir.
Doktorun, hukukçunun, mühendisin, ülke sevgisinin ayni olduğu gibi.
Sokakları süpüren çöpçülerin de ülke sevgisi aynidir.
Ülkesini temsil eden sporcunun, yüreğiyle kalemiyle yazan yazarların,
bilim adamının, işadamının, emekçinin, ev kadınının kısacası herkesin ülke sevgisi aynidir. Tüm bunları yürekten hissedebilmek önemli.
Özellikle ülkeyi sahiplenme duygularını hissetmek ve hissettirmek.
Ve marifet hepimiz, bu ülkeyi sevgisiyle besleyen ve her bir bireyine de sevgisiyle yaklaşanları olmalıyız...
Bir ülke sınırları sevgiyle belirlenmiş, sevgiyle korunmuş ve sevgiyle çizilmiş olduğu zaman “ülkedir”.