Hükümete karşı bir tepki.
Ya da uyarı.
Alsında bu tepki “geliyorum” demişti.
Çünkü, eylem yapmayan kesim kalmamıştı.
Yapılan zamlardan beli bükülen halk, başka nasıl tepki koyabilir sizce ?
Ülkede pahalılık diz boydayken !
Yerel üretici kan ağlarken !
Mağaza sahibi müşteri;
Turizmci dört gözle turist; Üretici Pazar beklerken;
KTHY batmanın eşiğindeyken;
Tabi ki, en çok dili yanan da “en çok bağıran” oluyor.
Bu nedenle, Kıbrıs Türk Sanayi Odası ve üretici birlikleri harekete geçti.
Bu hareketi memurdan bekleyemezdiniz değil mi?
Ülkesinde üretim yapmak için her türlü zorluğa göğüs geren, izolasyonlara rağmen direnen sanayicinin, bu kadar vurdunduymazlıkla yüz yüze kalması, belli ki canına tak etti.
Bugüne kadar ülkedeki yapısal değişiklikleri, erteleyerek ya da bütün sorunların çözümünü Kıbrıs sorununun çözümüne endeksleyerek nereye varacağımızı sanıyordunuz?
Kamu açığını halkın cebinden;
Elektrik santrallerini halkın cebinden;
Hırsızların açığını halkın cebinden;
Her türlü zamla ve harçla vurun vatandaşa...
Eh işte, bir noktaya kadar, sonrasında o vatandaş da döner, size vurur..
Bu ülkenin en acı gerçeğidir bu. Yoksa sürekli kaderimize yönlendirilip susturulmakla bu iş olmaz.
Gelmiş geçmiş tüm hükümetler ayni yolu yürüdürler.
Aslında, kol kola girip “beraber yürüdük biz bu yollarda” deyip halkın gözünde düştükleri duruma birlikte ağlayabilirler.
Yıllar önceki iktidarların başlattığı bütün yanlış uygulamaları, düzeltme iddiasıyla iktidara gelenler beş beter devam ettirdi..
Sanki de birbirleriyle anlaşmışlar “yanlışların sürdürülebilirliliğini” test ediyorlardı. Hepsi de “günlük ve geçici tedbirlerle” bugün ülkedeki her sektörü enkaza çevirdiler.
Halk artık siyasilere işte bu nedenle zerre kadar güvenmiyor.
Çok yalanlar aktı bu Kıbrıs derelerinden..
İşsizlikten kan ağlayan insanlar kendi işlerini kurmak için adım atmaktan korkuyor.
Çünkü kepenkler bir bir kapanırken, yeni yatırımlara kim cesaret edebilir bu ülkede artık?
Sivil itaatsizlik elbette şiddete karşı bir eylemdir.
Hatta Hukuksal Değerlere ve Toplumsal Etiğe saygılı olmalıdır.
Hepsinden önemlisi kamuya açık olmasıdır.
Sivil itaatsizliğin dünyada örnekleri vardır ve en önemli örneklerinden bir tanesi de bağımsız Hindistan'ın kurucusu Mahatma Gandhi'nin, yaşamı boyunca önderlik ettiği eylemler, bir zamanlar üzerinde güneş batmayan İngiliz İmparatorluğu'nu bile dize getirmeyi başarmıştı.
Kısacası, ne yapılması gerekirse, birlikte yapıldığı zaman etki yaratır ve ancak o zaman güçlü bir yaptırım gücü olur.
İnanıyorum ki sivil itaatsizlik vicdanlarda yatan bir adalet, bir hakkâniyet duygusuna çağrı niteliğindedir.
Martin Luther King’in söylediği gibi : “yaşamımız, önem vermemiz gereken olaylara karşı sessiz kaldığımız gün son bulur.