Dünya, Krizle Mücadelenin Telaşında
Ya biz ?
Dünyadaki krizle ilgili kesin bir öngörüde bulunmak için, en doğru olan uzman görüşüne başvurmaktır. Uzmanların son günlerde yapmış oldukları endişeli ve ürkütücü açıklamaları çoğumuzu endişeye sevk etmiştir.
Hele de ülkemizde, kriz karşısında kimsenin tedbir alır bir hali yoksa !!!
Her konuda güven bunalımı yaşadığımız bugünlerde gerçekten olaylardan ürküyoruz.
Dün, İş Bankası Genel Müdürü Ersin Özince, ürkütücü bir açıklama yapıyor ve diyor ki: “Benim meslek hayatımda bununla kıyaslanabilecek hiç bir kriz yok. Üstelik yaşanan güven bunalımı yönü de dikkate alınırsa kolay kolay biteceğe benzemiyor.”
Öte yandan Garanti Bankası Genel Müdürü Ergun Özen ne diyor?
“ABD'de bundan sonra faizler artış trendine girecek, Türkiye'de de hızlı bir düşüş beklenmemesi gerekir” diyor. Devam ediyor : “Yatırım bankacılığı belki de son günlerini yaşıyor. Finansal piyasalarda kullanılan kaldıraçlı model artık çöktü. 1 lira ile 30-40 liralık risklere girildi. İnanılmaz çok ve ucuz likidite vardı ve bu durum risk alma iştahını çok artırdı. Bu kurtarma operasyonu ile ABD'nin bütçe açığı büyüyecek. Enflasyon yükselecek ve faizler artacak. Bundan sonra bol likidite olmayacak. Bankacılık sektörü küçülecek ve daralma olacak. En büyük tehlike cari açık. İnanılmaz önemli.”
Bugün öğrendiğimize göre de FBI, önde gelen dört Amerikan finans kuruluşuna yönelik bir inceleme başlattı. Krize neden olan “potansiyel bir dolandırıcılık ihtimali” üzerinde bile duruluyor.
Her kesimden ciddi açıklamalar geliyor. Belli ki iş dünyası, dünyadaki krizden en çok etkilenecek olan kesim. Sabancı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Güler Sabancı, dünyada finansal piyasalarda yaşanan son gelişmeleri “çok büyük bir deprem” olarak nitelendirdi ve “Bunun sonunda daha çok denetim, gözetim ve regüle (düzenleme) olan finansal piyasalar göreceğiz. Benim beklentim hiçbir şey eskisi gibi olmayacak” dedi.
Türkiye’nin önde gelen uzmanları, yaşanan krizin Avrupa'yı da etkileyeci konusunda hemfikir. Hatta sadece Avrupa'da değil, dünyanın her tarafında etkiler yaratacağına inanıyorlar.
Borçlanma maliyetlerinin hiç tereddütsüz artması bankaların kredi verme isteğini de çok azaldı. Son zamanlara kadar durum bu kadar ciddi değildi ama Lehman'ın iflası ve piyasalardaki aşırı ısınma bankacıları ciddi şekilde güçlü likidite politikalarına yönlendirdi. Bu durum çoğunluğu orta ve uzun vadeli olan kredi taleplerini etkileyecek
Bankacılık sektöründe Türkiye’de olduğu gibi KKTC’de de kredi arzı, yaşanan süreçten çok etkilenecek…Kısacası krizin boyutlarını henüz belirleyebilen yok ancak ciddi boyutlarda olduğu belli…Bu kriz uzmanlara göre en çok da likititeyi etkileyeceğine göre, KKTC’de zaten sakat durumda olan ekonomimiz acaba ne hale gelecek?
Dünyada “sarsıcı bir kriz”, “yıkıcı bir kriz” ya da “ iz bırakan bir kriz” diye nitelendirilen bu büyük olay konuşulurken, KKTC’de hala neler tartışılıyor?
İflas etmiş politikalar,miyadı dolmuş siyasilerin yarattığı yeni kaoslar, koltuk kavgaları, bitmez itmez KTÖS grevleri, vergiler, zamlar, eylemler, derken kimse işin ciddiyetini farkedip de uyanmıyor. Ehil insanlardan ya da konusunda uzman akademisyenlerden dahi destek alınmadan; Ne acıdır ki, bütün sorunların çözümünü “oy potansiyeline” göre endekslemişler,sadece o yönde çare arıyorlar..Olayın bütününe, bilimsel bakmayan bu zihniyet, elbette “bilimsel bir durum fotoğrafı” da yakalayamaz ve göremez…
KKTC, bu kadar zayıf bir ekonomik yapıya sahipken, dünyayı sarsacak olan bu krizin KKTC’yi hopul hopul oynatacağı aşıkar değil mi? Anlamak için alim mi olmak lazım?
Peki tedbirler alındı mı?
Alındı diye iddia ediliyorsa; O halde, nerede, bu ülkenin kriz masası? Çok daha vahim bir durumdayız inanın. Hatta “ekonomik, sosyal, siyasal bir seferberlik” masasına dahi ihtiyacımız var herşeyden önce… Günü kurtarma hesaplarıyla bu işin yürümeyeceği söylemekten yorulduk.
Şimdi krizin dalgaları sakindir, ama yarın şirketlerin üzerinde sörf yapacağı bir dalgalar halini alacak. Kaç şirket acaba, alışık olmadığı bu dalgalarda, düşmeden zarar görmeden sörf yapmayı başaracak?
Yoksa hep birlikte o dalgalara kapılıp gitme kararı mı aldık da haberimiz yok?
Herkes ayağını yorganına göre uzatmadan yaşamını sürdürmeye devam ederse ve sigorta olacak bir güvencesi yoksa, inanın çok kötü günler bekliyor hepimizi…
Bir sabah, KKTC olarak uyanacak ve yorganımızla birlikte ayaklarımızı Akdenizin ortasında suya gömülü olarak bulacağız. Çünkü bizde ilgisizlik ve tedbirsizlik ihtimal değil, doğal olarak potansiyel olarak vardır.
Ey yetkililer, memleketi Akdenizde bekleyen köpek balıklarına yem etmeden, oturun da bir kez olsun şu,“ortak akıl” felsefesinden yola çıkarak ülkenin bütününü ilgilendiren ve kapıda duran “ekonomik felaketi” önleyecek tedbirleri ortaya koyun. Üreticinizi, sanayicinizi, işadamınızı, işvereni, emekçiyi karşınıza değil, sorunların çözüleceği masaya alın…