Bugün eğer kutlanması gereken kişiler varsa; onlar da, 1974 barış harekatına kadar Kıbrıs Türkü için mücadele vermiş, davasına sahip çıkmış ve özgürlüğüne kavuşur kavuşmaz da yeniden yapılanmanın ilk adımı olarak, siyasi partisini kurmuş olan 51 değerli insandır.
Bu kişiler arasında benim babam, rahmetli “Osman Civisilli” de vardı. UBP’nin bugün içine düşürüldüğü durumu kutlamak için değil ama geçmişteki inançlı ve birlik beraberlik ruhuna sahip olan insanları kutlamak adına bu konuyu köşeme alıyorum.
O devrin bu inançlı insanları, Ulusal Birlik Partisi’ni kurarken ve partiye bu ismi yakıştırırken, gerçekten “ulusal birlikteliğin” gücüne inanarak ve bu gücü oluşturmanın getireceği başarılara inanarak bu partiyi kurmuşlardı. Kurucuların, listesini elde edip bakabilirseniz aralarında Derviş Eroğlu’nun olmadığını de göreceksiniz. Partinin kurucusu bile olmayan Eroğlu, partinin başında o kadar uzun yıllar kaldı ki, kendini artık 51 kişinin kurduğu o partinin tek sahibi olarak görüyor ve geçen süreçte, nice kurucu üyeyi ve kurucu ailesini küstürmüş, dışlamış ya da kırmıştır.
Bir de basın toplantısında UBP demokratik bir partidir diyor.Hangi demokrasiden bahsediyor? “Derviş Beyin UBP’si”, asla demokratik değildir. Hatta, bunca yıldır parti demokratikleşmesin diye bile tüzüğü değiştirmemiştir.
Şu tabloyu değerlendirecek olursak açıkca görülecektir ki; Derviş Bey’den başka kimse “başkanlık” için bu kadar “hırs” yapmamıştır.
Kuruluşundan bugüne görev yapan genel Başkanlara bir bakalım.
|
1 |
Rauf R. Denktaş |
11.10.1975 - 03.07.1976 |
(Sadece 9 ay) |
|
2 |
Nejat Konuk |
03.07.1976 - 02.03.1978 |
(Sadece 1,5 yıl) |
|
3 |
Osman Örek |
18.04.1978 - 07.01.1979 |
(Sadece 9 ay) |
|
4 |
Mustafa Çağatay |
07.01.1979 - 30.11.1983 |
(Sadece 4 yıl 10 ay) |
|
5 |
Dr. Derviş Eroğlu |
18.12.1983 - 21.11.2006 |
(TAM 23 YIL) |
|
6 |
Hüseyin Özgürgün |
11.02.2006 – 16.12.2006 |
(Sadece 10 ay) |
|
7 |
Tahsin Ertuğruloğlu |
16.12.2006 – devam ediyor |
(22 ay ve devam) |
Şimdi tabloya bakınca bu kadar değerli insanların başkanlık yaptığı bu partide, 1 yıl, 2 yıl, 4 yıl ya da birkaç ay gibi sürelerle başkanlık yapanları bu görev tatmin edebiliyor da 23 yıl başkanlık yapan ve bugün 71 yaşına gelen bir insanı “23 yıl” neden tatmin etmiyor?
İnsan ister istemez düşünüyor değil mi?
Yaşını başını almış, fazlasıyla partiye başkanlık etmiş ve bırakması gerektiği mesajını seçimle halktan alıp istifa eden eski başkanın döneminde, UBP merkez binalarında, eski başkanların ya da kurucuların resimlerini göremezdiniz. Her tarafta sadece 23 yıl başkanlık eden eski başkanın resimleri vardı. Oysa hizmet edenlerin resimlerini asmak bir vefa borcuydu. Partililerin kendi tarihçelerini bilmelerine yardımcı olacak “tek adamcılığın” değil, birçok insanın hizmetlerini hatırlatacak bir davranıştı. Bunu asla yapmadı ve özellikle de partinin kurucu başkanlığını yapan ve yıllarca davasına hizmet eden, ulusal dava önderlerinden olan 1. Cumhurbaşkanı Denktaş’ı bile UBP’lilere “yasak adam” haline getirdi. Yani kişisel kavgalarını, partililere yansıtarak “ulusal birlikteliğe” de zarar verdi. Ulusal Birlik Partisi adı üzerinde ulusal birlikteliği sağlayacağına maalesef ulusal çizgide olanları hep küstürdü. Böylece de yıllar içinde yıpratılan UBP sayesinde, CTP de güçlü bir şekilde iktidara geldi.. UBP neden yıprandı? İktidardaki yanlış icraatlardan, parti içinde antidemokratik şekilde “eleştiren elenir” anlayışıyla hareket edildiğinden ve daha birçok kırma –küstürme politikaları uygulandığı için parti kan kaybetmeye başlamıştı. Hatırlayınız kimler kimler vardı bu partide? Nejat Konuk, İsmet Kotak, Enver Emin, Hakkı Atun, Ertuğrul Hasipoğlu ve daha kimler küstürülmedi ki yıllar içinde. Kul olmayı kabullenmeyen, kendi kendine saygısı olan birçok onurlu insan gitmiştir bu partiden..
Partideki başkanlık seçimi sistemine bakın ! Böyle seçim sistemi mi olur? Parti başkanlarını delegeler seçer. Yani başkan kendisini seçecek olan delegeleri belirler ve kendini seçtirir. “Yani başkan delegeleri seçer, delegeler de başkanı.” Parti tüzüğünün neden değiştirilmediğini anlıyorsunuz değil mi? UBP’de tüzük değişmedikçe parti içi demokrasiden kimse bahsetmesin.
Memlekette onca sorun, onca dert varken, bu gereksiz koltuk kavgası lüksü ve hırsı, partiyi karpuz gibi ortadan iki bölecek ve daha nice değerli insanları da bu parti kaybedecektir.
Geçmişte olduğu gibi bugün de, seçilmeme endişesi ve paniğiyle, hiç de demokratik olmayan yöntemlerle, eski başkan kendinin belirlediği ve listelediği delegeleri örgüt diye partiliye sunuyor. Sizce seçilme endişesi olmayan ya da kendinden emin olan bir insan bunları yapar mı? Peki, Partiye vereceği zararın hesabını kim verecek ? Eroğlu başkanlığındaki UBP yönetimi eğer başarılı iseydi, UBP son seçimlerde neden iktidarda olamadı?
Kısacası “sadık kulları” belirleyen ve sadece onları delege yapan eski başkan, eski vizyonuyla yeniden aday. Diyelim ki partiliye, delegeye bu antidemokratik örgütlenme şeklini yutturdu, halktan onay alabilecek mi? Kararsızların kararı, 29 Kasım akşamı hemen belli olacaktır. Hep birlikte göreceğiz. Annan Planı tartışmalarının sürdüğü en karmaşık günlerde ve Annan Planını savunan, Sayın Talat karşısında, UBP’nin adayı Eroğlu sadece %22 oy almıştı. Milattan önce değildi bu sonuçlar herhalde. Dolayısıyle, bugün seçim olsa ve kurultayda UBP eskiye dönüşe karar verse, eski başkanın UBP’si, yine %22 oy alacaktır.
Bu sonuç sokaktaki halkın dile getirdiğidir.
Eski başkanın UBP’sini iktidardan indiren halk, onu niye iktidara getirsin ki? İnsanlar daha iyiyi istediği için değişim diye haykırmıştı. Bu ülkede yaşayan herkes, ülkesinde adaletin hak ve hukuğun yer alacağı, partizanlığın sona ereceği, insanca yaşamın hakim olacağı daha güzel bir yönetim istiyor..Geriye dönmeye ve yeniden ağlamaya kim oy verir sizce?
Yoksa “eskiye rağbet olsaydı bit pazarına nur yağardı.”
Siyasi partilerin kuruluş yıldönümleri elbette günü geldi mi kutlanacak. Ama önemli olan icraatlarıyla başarılara imza atacak siyasi partilerin başarılarını kutlayacakları günleri görmemizdir.
Halk, bugün kazanacağı ekmeğinin kavgasında. Herkesin koltuk kavgalarını ya da hırslarını izlemekten de çoktan bıktı.
Adaletli bir sistem ve temiz siyaset adına, bir çağrıda bulunmak istiyorum. Simgesel bir adım atıp, bütün siyasilerin, siyasete başladıkları günden bu yana, kendilerinin ve aile fertlerinin mal varlıklarını halk önünde açıklamalarıdır. (Satılan ve satılmayan tüm mal varlıklarını)
Yoksa sorun, UBP’nin başına kimin geleceği değil, KKTC’yi kimin nasıl yöneteceği çok önemlidir. Sizin gibi beni de ilgilendiren kısmı KKTC’nin başına neler geleceği kısmıdır. Sonuçta en doğru kararı, genel seçimlerde halk verecektir. Bundan kimsenin şüphesi olmasın !