Cumhurbaşkanı Sayın Mehmet Ali Talat, Kıbrıs sorununun en zor konusunun mülkiyet konusu olduğunu belirtti.
Böyle bir değerlendirmeyi ilk kez Sayın Talat yapmıyor. Yıllar önce de benzer bir değerlendirme ile karşılaşmış ve çok şaşırmıştım.
İtiraf etmeliyim ki başta, mülkiyet sorununun bu kadar zor olacağını, daha doğrusu en zor sorun sayılacağını düşünmemiştim.
Şimdi, aradan yıllar geçtikten sonra gerçekten de, mülkiyet sorununun, (en önemli değil, fakat) çok zor bir konu olduğunu ben de söyleyebilirim.
Güney Kıbrıs’a Yapılan Çok Olaylı Bir Gezi
Milletvekilliği döneminde, uzunca bir süre Strazburg’daki AKPA (Avrupa Konseyi Parlamenterler Asamblesi) toplantılarına katılan KKTC Parlamento Heyeti’nin içinde yer aldım.
Strazburg’ta Rum milletvekilleri ile bazı temaslar da yapılıyordu.
Temasların sonucu olarak, şu anda Avrupa Milletvekili olan Matsis’in insiyatifi ile Güney’le Kuzey arasında, resmi sıfat kullanmadan, milletvekilleri arasında karşılıklı temaslar yapılması konusu gündeme geldi ve ilk daveti Matsis, (O zaman DİSİ Başkan Yardımcısı idi) bizim tarafa yaptı.
Uzun hikâyedir. Burada anlatabilmem olanaksız! Bu bakımdan çok ana hatları ile anlatacağım. Zaten önplana çıkarmak istediğim konu, ziyaret değil!
Sonuçta, UBP kanadı son anda gitmekten vazgeçti. Ben, Alpay Durduran, rahmetli Naci Talat ve Ergün Vehbi, 7-9 Kasım1988’de bu ziyareti gerçekleştirdik.
O zaman Rum Yönetimi Başkanı olan Vasiliu dahil, tüm parti liderleri, bazı sendikalar ve kuruluşlarla görüşmeler gerçekleştirdik.
Olaylı bir gezi idi. Dönüşümüzde kıyamet koptu. Ne hainliğimiz kaldı, ne Rumculuğumuz! Meclis’te de birbirimize girdik. Beni “bir pulyaya satılmakla” suçlayan Eroğlu’nun üstüne yürüyüp ağza alınmaz küfürler ettim. Falan filan!
Vasiliu: Şu Mülkiyet İşini Çözümlersek Gerisi Kolay
En uzun ve ilginç görüşmeyi Vasiliu ile yaptık.
Bizim Vasiliu’yu tanıma anlamına gelecek Rum Başkanlık Sarayı’na gitme diye bir durumumuz olamazdı.
Çözüm olarak, Matsis, kendi evinde bir yemek verdi. Vasiliu da o yemeğe geldi ve sabaha kadar onunla tartıştık.
Konuların en önemlilerinden biri, Rum silahlanması idi. Bunun çılgınlık olduğunu, ne kadar silahlanırlarsa silahlansınlar, Türk ordusu ile baş etmelerinin mümkün olmadığını anlattık saatlerce!
Vasiliu’nun son açıklaması şöyle idi: “Türkiye’ye karşı çaresiz olduğumuzu biliyoruz. Bir çatışma olasılığında, dayanma gücümüz bir günse ikiye, iki ise üçe, üç ise dörde, … çıkarmak istiyoruz ki geçen sürede dünya harekete geçip Türkiye’yi durdursun.”
Vasiliu’nun hiç unutamadığım ve o zaman beni çok şaşırtan bir değerlendirmesi de şöyle olmuştu: “Bana göre her konuda anlaşabiliriz.
Yeter ki göçmenler sorununu, bunların mal-mülk-tazminat sorununu çözümleyelim. Eğer bunları çözümleyemezsek hiçbir sonuca ulaşamayız.”
Vasiliu’nun bu değerlendirmesi o geceki maraton görüşmemizin özeti ve sonucu idi. Zaten Vasiliu bu değerlendirmeyi yapmış ve ayrılmıştı.
Güney’deki bütün görüşmelerimizi, dönüşte Meclis’te yaptığım gündem dışı konuşmada anlatmış; ayrıca bir bilgi notu (rapor) hazırlayıp gerekli yerlere göndermiştim.
Vasiliu’nun bu değerlendirmelerine de, hem Meclis’teki gündem dışı konuşmamda, hem raporumda, hem bilgi notumda yer vermiştim.
Konuşmam Meclis tutanaklarında, raporum ve bilgi notum arşivimde mevcuttur.
Annan Planı’nda Mülkiyet Konusu Ve Sonrası
Anımsıyacaksınız! Annan Planı döneminde, mülkiyet sorunu en çok konuşulan, hararetle tartışılan konuların başında gelerek, Vasiliu’nun daha 1988’de yaptığı değerlendirmenin haklılığını ortaya koymuştu.
Annan Planı’nın üzerinden dört yıl geçti.
Şimdi yeni bir süreç var. Ve Sayın Talat, bu süreçte “mülkiyet” konusunun en önemli sorun olduğunu söylüyor.
Son dört yıl sorunu daha da içinden çıkılmaz bir duruma getirdi. Her geçen gün daha da getiriyor.
Gerçekten de “mülkiyet konusu “en zor” mu?
Ben bundan emin değilim.
Genel anlamda Rumlar’ın ve Hristofyas’ın bakış açıları ile politikaları belli iken, “tek”li konuların, güvenlik ve garanti konusunun “mülkiyet” konusundan daha kolay olduğu dğerlendirmesi bana pek de inandırıcı gelmiyor.
Tabii eğer “tek”li konularla güvenlik ve garantiler konusunun özü konusunda benzer düşünce ve duruşta isek!