Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Güney Kıbrıs’taki seçimlerin sonucu ne olursa olsun, Kıbrıs konusunda yeni bir hareketlilik yaşanacağına inanıyor.
Talat için şu aşamada kimin seçileceği çok da önemli değil.
Çünkü kimin seçilmediği belli.
Yani Papadopulos’un seçimi kaybetmesi Talat için önemli.
Talat’a göre Papadopulos kalsaydı ada bölünmeye giderdi.
Neyse ki Papadopulos gitti.
Cumhurbaşkanı Talat bir grup gazeteci ile dün sabah kahvaltıda biraraya geldi.
Ve bizimle 25 Şubat’ı konuştu.
Yani Güney Kıbrıs’taki seçim sonrasını.
Pazar günü Başkanlık için yarışacak iki adayın da seçilmeleri durumunda ilk iş olarak kendisini ziyaret edeceklerini açıklamaları Talat’ı memnun etti.
Kendisine bu ziyaret karşısında nasıl bir karşı jest yapacağını sorduğumda ‘Ben de iade-i ziyaret yaparım’ dedi.
Peki jest olarak nitelendirilebilecek somut bir adım atılır mı?
Talat,”Bana ziyarete geldikten sonra isterlerse birlikte gider Lokmacı’yı iyi niyet jesti olarak açarız” dedi.
Cumhurbaşkanı Talat Kıbrıs sorununu çözmek istiyor.
Bunun için de yeni Rum Başkanı bekliyor.
Kasulides ya da Hristofyas’ı...
Peki Papadopulos ve DİKO ile AKEL’in yaptığı ittifakı Talat nasıl değerlendiriyor?
Talat’a göre bu ittifak çözüm konusunda risk taşıyan bir ittifak.
Ancak yine de belli olmaz.
Rum tarafında seçim sonrası, seçim döneminde yapılan ittifaklara rağmen farklı politikalar izlenebilir.
Talat bu aşamada Klerides örneğine atıfta bulundu.
Klerides’in ilk Başkanlık döneminde S300 füzeleri ve yaşanan gerginliği anımsattı.
İkinci döneminde ise Annan Planı’na verdiği desteği ve uzlaşmacı tutumu.
Talat, her iki adayın da, seçimden sonra seçim öncesindeki tutum ve ittifaklardan bağımsız bir davranış biçimi içine girebileceklerine işaret etti.
*
Talat umutlu.
“Papadopulos kazansaydı birşey olmazdı ama şimdi umut var” diyor.
Mart ayı ile birlikte BM devreye girecek.
Tarafların nabzını tutacak. Bir araştırma yapacak.
Hristofyas Başkan olursa BM 8 Temmuz süreci çerçevesinde bir girişim yapılabilir mi buna bakacak.
Kasulides gelirse ise yine 8 Temmuz süreci kapsamında ama kısa sürede kapsamlı müzakerelere geçilmesi hedefiyle nabız tutacak.
Talat neden böyle farklı iki senaryo ortaya koyduğunu ise şu sözlerle özetledi:
Hristofyas kendisini 8 Temmuz süreci ile fazlasıyla bağladı. Bunun için bundan kolay kolay kopamaz.
Cumhurbaşkanı Talat bu nabız tutmanın ve durumun BM Genel Sekreteri’ne rapor edilmesinin ardından müzakerelerin başlaması beklentisinde.
“Zaman kısıtlaması ya da baskısı olmadan ilk kez gerçek anlamda müzakere yapabileceğiz” diyor.
Her konuda anlaşmanın mümkün olmadığı da bir gerçek.
Bunun için de bir yardımcıya ya da hakeme gerek olacak.
Her ne kadar Rum tarafı buna karşı çıkıyor olsa da..
Talat çözüm konusundaki ilkelerini de özetledi:
İki kurucu devletin eşit statüsü, iki halkın siyasi eşitliği, müzakereler sonrasında kurulacak devletin yeni bir devlet olması, yani Kıbrıs Cumhuriyeti’nin devamı ya da transformasyonu olmaması ve Garanti sisteminin devamı....
Peki Mart ayı ile birlikte başlayacak girişim son şans mı olacak?
Talat’a göre Papadopulos kalsaydı öyle ama şimdi değil.
Yeni lidere daha çok şans verilecek.
Ancak yeni bir liderle yine çözüme gidilemezse işte o zaman kötü senaryo gündeme gelir.
Talat bunu istemiyor.
Talat’a göre Kıbrıs Türkü için en iyi yol Kıbrıs meselesinin çözümü.
Çözüm de hemen kapının ardında.
Ancak bu kapıyı açmak da öyle çok kolay değil!..
Cumhurbaşkanı Talat, dünya ile kavga eden değil uyumlu politikaların devamının önemine de işaret etti.
Bu konuda ortaya koyduğu politikalardan geri adım atmayacağı mesajını verdi.
Kısacası Cumhurbaşkanı Talat muhatabını bekliyor.
Kasulides ya da Hristofyas fark etmez.
Seçilecek kişi ile hemen sorunu çözmek için konuşmaya hazır.
İşe de somut adımlar atarak başlamak istiyor.
Lokmacı’yı açarak.
Pazartesini bekleyelim...