Gündem Güney Kıbrıs’taki seçim sonuçları.
Herkes bir şekilde bunu konuşuyor.
Bir dostum “Sadece liderin değişmesi ile bu işler olmaz” dedi.
Bir diğeri, “Keşke Papadopulos kalsaydı da ne yapacağımızı bilseydik” diye konuştu.
Ona göre şimdi bir süre daha taraflar yeni arayışlar ve beklentiler içine sokulacak.
Ama sonuçta birşey değişmeyecek.
Bir diğeri “Ne değişti ki, aramızda bazı kesimler bayram yapıyor?” diye sordu.
Kısacası herkes kendince Güney’deki seçim sonucunu değerlendiriyor.
Makarios ekolünün gittiğini söyleyenler var.
Buna itiraz edenler “Vasiliu, Makarios’un ekolünden miydi?” diye soruyor.
Ya da “Vasiliu da mı Enosis için çalışmıştı?” diye.
Neyse, kimisi çok umutlu ve iyi niyetli.
Kimisi umutlu olanlara şaşıyor.
Birşey değişmeyeceği görüşünde.
İşin doğrusu yine tartışacak, karşılıklı pozisyon geliştirecek bir durum çıktı ortaya.
Kaç zamandır ‘paslanmıştık’ doğrusu!
Hadi gözümüz aydın!
Yine uğraşacak, en iyi yaptığımız işlerden biri olan birbirimizi hırpalayacak birşeyler var artık.
Bakın göreceksiniz an gelecek Hristofyas’a güvenenler Cumhurbaşkanı Talat’a da saldıracaklar.
Onu ‘uzlaşmaz ve katı olarak’ niteleyecekler.
CTP’nin içini de karıştırmayı deneyecekler.
Çözüm adına yine birbirimizi kırmaya başlayacağız.
Ne olup bittiğini tam olarak algılamadan!
Çoğu zaman yaptığımız gibi ‘Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi’ olarak.
Ve nedense birçoğumuzdaki o hastalık yine nüksedecek.
Hep suçu kendimizde arayacağız.
Unutarak kimin kapsamlı çözüm planına ‘Hayır’ dediğini..
*
Gelin bir durum değerlendirmesi yapalım isterseniz.
Yeni seçilen Rum Başkan Hristofyas 2004 yılında Annan Planı’na ‘Hayır’ demişti.
‘Red Cephesi’ diye bilinen DİKO ve EDEK ile birlikte hareket etmişti.
Pazar günkü seçimi de ‘Red Cephesi’nin desteği ile kazandı.
Öncesinde ise bu cepheye tavizler verdi.
Şu anda ne yapacağı Papadopulos’tan ne kadar bağımsız hareket edebileceğine bağlı.
Bir de Papadopulos ile yaptıkları gizli anlaşmaların tam olarak ne olduğuna.
Bir de şu var!
Kasulides söylemleri bakımından Hristofyas’a göre daha gerçekçiydi.
Ve Kıbrıs’ta iki taraf arasında ortak bir noktada buluşulması da daha gerçekçi olmaya bağlı.
Örneğin, Hristofyas’ın tek vatan, tek vatandaşlık ve Kıbrıslılık söylemi adanın gerçekleri ile bağdaşmıyor.
Bağdaşmayınca da sıkıntı yaratacak gibi duruyor.
Şimdi adanın her iki tarafında ayni ideolojik geçmişe sahip iki lider var.
İktidarda da iki siyasi parti.
Yine Kıbrıs’ta taraflar ortak bir çözüm noktasında buluşmazsa işler daha da zor olacak.
Basit bir bakış açısı ile bu değerlendirme yapılabilir.
Ancak bu çok da gerçekçi bir değerlendirme değildir.
Çünkü Kıbrıs meselesinin çözümü birçok faktör ve aktöre bağlı.
Önemli olan olayları olduğu gibi gerçekçi olarak değerlendirmektir.
Ve daha da önemlisi birtakım çevrelerin yarattığı yapay gerçeklik içerisinde kaybolup gitmemektir!
Yani bugün Hristofyas gelmiştir ama hayat devam edip gitmektedir.
Kıbrıs sorunu çözülür ya da çözülmez…
Bırakalım bize bunu zaman göstersin.
Ama biz işimize bakalım.
Kıbrıs Türk halkının her alanda daha çağdaş yaşam koşullarına kavuşması için ev ödevlerini süratle yapalım.
Birbirimizle kavgayı bir yana koyarak enerjilerimizi birleştirelim.
Çok da bize bağlı olmayan konular için birbirimizi kırıp dökmeyelim.
Unutmayalım ki bir birimize gereksinimimiz var.
Zaman kimin ne yapacağını ortaya çıkaracak.
Tıpkı 2004 Nisan’ında olduğu gibi...