Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Rum Lider Dimitris Hristofyas ile yarın görüşecek.
Bu görüşme ile birlikte Kıbrıs meselesinde yeni bir sayfa açılacak.
Yeni umutlar pompalanacak.
Heyecanlar yaşanacak.
Gelinen aşamada iki lider de masadan kaçan taraf olmak istemiyor.
Ya da masaya oturmayacak olan taraf!..
Bunun için de masaya oturacaklar.
Konuşacaklar.
Bir yerde bunu yapmak için kendilerini uluslararası kamuoyu önünde bağladılar zaten.
Buluşma öncesinde farklı farklı vizyonlar ortaya koyuyor olmaları, masaya oturmalarına engel teşkil etmeyecek.
Pozisyonlarını koruyarak masaya oturacaklar.
Çünkü konjonktür yeni bir müzakere masası kurulmasını öngörüyor.
Kurulacak masadan bir sonuç çıkacak mı?
O başka bir konu ve sonuç alınması çok zor.
Keşke alabilseler.
Ancak pozisyonlarına bakıldığı zaman iki tarafın ortak bir noktada buluşması kolay görünmüyor.
Bunun için zamana ve zihniyet değişimlerine gereksinim var.
Caludia Roth, ‘Duvarların yıkılmasından ve köprüler kurulmasından’ söz etti.
Aslında kafaların içindeki duvarların yıkılması önemli.
Onlar yıkılmadan ve içi değişmeden bu iş zor, hatta imkansız.
Özellikle Rum tarafında Rum Liderliğinin yıllarca dezenformasyon yapmak suretiyle şekillendiridiği kendi kamuoyunun düşünceleri değişmeden bir yere varılamaz.
*
Yetki paylaşımına gidilmesinin kabulü, Kıbrıs meselesini çözüme götürecek en önemli unsurdur.
Bir de eşitiğin...
Kıbrıs’ta çözüm bu iki temel unsur üzerine bina edilebilir.
Tabii ki güvenlik kaygılarını da unutmamak gerekir.
Garantiler konusu da önemlidir.
Bu unsurların kabulü mevcut koşullarda özellikle Rum tarafında bir zihinsel değişim ile mümkün olabilir.
Ancak bunun yakın bir zamanda olabileceğine dair işaretler yoktur.
*
Neyse önce liderler bir otursunlar bakalım.
Bu da bir gelişme.
Bir ileri adım.
Talat-Hristofyas buluşması sonrasında verilecek mesajların ardından büyük bir olasılıkla BM Genel Sekreteri bir kez daha Kıbrıs meselesini çözme noktasında misyon yüklenecek.
Ve bir kez daha sorunun çözümü için girişimde bulunacak.
Bundan önce de defalarca liderler oturup konuştu.
BM raflarında duran onlarca çözüm planını müzakere etti.
Ama bir türlü çözüm olmadı.
Kıbrıs meselesinin çözümü öyle kolay değil.
Değil ama yeni başlayacak bu sürecin tarafların birbirini anlamasına katkı yapması bile bir kazanım olacaktır.
Ya da anlamaya çalışmasına....
Bu bile başarılırsa ilerleme kaydedilmiş sayılabilecektir.
En azından dileyelim bu başarılsın.
*
Görülen o ki, ilk görüşmeden Lokmacı’nın açılması kararı çıkacak.
Böylece iki taraf arasındaki ilişkilerde yeni bir bahar havasına girilecek.
İşte önemli olan da bu.
Yumuşayacak ilişkilerle, Lokmacı’nın açılması ile birlikte yakalanacak ivmenin doğru kullanılması.
İki tarafça ve samimiyetle..
Görüşmelerden sonuç alınmayacak olsa da başlaması olası yeni müzakere süreci, iki tarafın birbirini anlaması ve işbirliği alanlarını çoğaltacak adımlar atması, ilerisi için çözümü getirecek bir zeminin oluşumunu sağlayabilir.
Başlayacak süreç taraflarca doğru kullanılırsa bu mümkün olur.
Yoksa Hristofyas’ın dediği gibi yıkım olur.